Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/6926 E. 2023/309 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6926
KARAR NO : 2023/309
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Katılan … , vekili Av. …’in sunmuş olduğu 03.12.2020 tarihli dilekçesinin temyize cevap niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.05.2019 tarihli ve 2018/398 Esas, 2019/288 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 58 inci maddenin altıncı ve yedinci fıkraları gereği cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.10.2020 tarihli ve 2019/2828 Esas, 2020/2067 Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan … vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereği sıfattan reddine, sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddenin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 58 inci maddenin altıncı ve yedinci fıkraları gereği cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 5271 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından kazanılmış hakların saklı tutulması suretiyle sanığın cezasının 3 yıl 4 ay hapis cezası üzerinden infazına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi,
1. Suç vasfına,
2. Meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılmasına,
3. Haksız tahrikin oranına,
4. Mükerrirliğe
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın olay tarihinde aracıyla seyir halinde olduğu, katılan …’in 112 ekibinde motosiklette görevli Acil Tıp Teknisyeni olup trafikte sanık ile aynı yönde seyir halinde olduğu, trafikte yol verme meselesinden taraflar arasında tartışma çıktığı, araya girenlerin ayırdığı, sanığın aracıyla yola devam ettiği, katılan …’in motosikletinde hasar olduğu iddiasıyla ekip arkadaşı olan ….., ile iki motosikletle sanığı takip ettikleri, sanığın evi önüne kadar takibin sürdüğü, sanığın evi önünde sanık ile katılan arasında kavga yaşandığı, sanığın katılanı katılanı sol kürek kemiği altında ve karın sol üst bölgede ikisi de ayrı ayrı hayati tehlikeye neden olacak, birinin ayrıca işlev yitirilmesine neden olacak şekilde yaraladığı, olayda sanığın da basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralandığı, sanığın eyleminin kasten yaralama suçuna vücut verdiği, eylemin haksız tahrik altında işlendiği kabul edilmiştir.
Sanığın güncel adli sicil kaydı dosya arasında bulunmaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde, olayın gelişim süreci aynı kabul edilmiş ise de;
Sanığın elverişli vasıta ile katılanın hayati bölgesine iki kez vurmuş olması, darbelerden her birinin ayrı ayrı hayati tehlikeye neden olup, birinin ayrıca işlev yitirilmesine neden olması gözetildiğinde sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, suç vasfının ilk derece
mahkemesince hatalı belirlendiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılması ile sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Meşru Savunmaya Yönelik
1. Sanık müdafiinin meşru savunmaya yönelen temyiz sebepleri yönünden öncelikle, 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yer verilen meşru savunma müessesesinin sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir.

2. Meşru savunma, 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.”
Şeklinde bir hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlenmiştir.

3. Bahse konu hüküm gereği meşru savunma kurumunun uygulanabilirliği için saldırının, korunmaya değer nitelikteki herhangi bir hakka yönelmiş olması yeterlidir. (5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin gerekçesi: “Bir kere her türlü hakka yönelik haksız bir saldırıya karşı meşru savunmanın söz konusu olduğu belirtilmiş ve böylece kurumun, bazen anlamsız ve sosyal gereklere aykırı düşecek derecede dar tutulmasının önüne geçilmesi istenilmiştir. … Ayrıca, şu husus da belirtilmelidir ki, kişileri suç işlemekten caydıracak en etkin araçlardan birisi, suç işlediklerinde karşılık görebilecekleri endişesi olduğundan, meşru savunma hakkının böylece genişletilmesi, kriminolojik yönden caydırıcı etki de yapabilecektir.” açıklamalarına yer verilmiştir.)

4. Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda vurgulandığı üzere 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve hukuka uygunluk nedenlerinden birini oluşturan meşru savunma, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmakta ve bu nedenle eylemi suç olmaktan çıkarmaktadır. Bir olayda meşru savunmanın oluştuğunun kabul edilebilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
a) Saldırıya ilişkin şartlar:
i) Bir saldırı bulunmalıdır.
ii) Bu saldırı haksız olmalıdır.
iii) Saldırı meşru savunma ile korunabilecek bir hakka yönelik olmalıdır. Bu hakkın, kişinin kendisine veya bir başkasına ait olması arasında fark yoktur.
iv) Saldırı ile savunma eş zamanlı bulunmalıdır.
b) Savunmaya ilişkin şartlar:
i) Savunma zorunlu olmalıdır. Zorunluluk ile kastedilen husus, failin kendisine veya başkasına ait bir hakkı koruyabilmesi için savunmadan başka imkânının bulunmamasıdır.
ii) Savunma saldırana karşı olmalıdır.
iii) Saldırı ile savunma arasında oran bulunmalıdır.

5. Olayın meşru savunma içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için saldırıya ilişkin
şartların yanında savunmaya ilişkin de şartların oluşması gerekmektedir. Savunmada zorunluluk bulunsa da savunmanın saldırı ile orantılı olması gerekir. Bu orantılılık belirlenirken saldırının yer ve zamanı, saldıran kişinin o anki durumu savunmada bulunan buna uygun bir tepki verip vermediği değerlendirilmelidir.

6. Bu açıklamalar kapsamında somut olay irdelendiğinde; Saldırı ile orantısız savunmada bulunan sanığın katılanı 2 ayrı darbe ile hayati bölgelerinden yaralamış olduğu, açıklanan nedenle meşru savunma yada sınırın aşılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla; hükümde bu yönden hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Haksız Tahrikin Oranına Yönelik
Katılan … ile arkadaşı Erdem’in sanığın evi önüne kadar takip ederek ısrarlarını ve tartışmayı sürdürmeleri, sanığın olayda basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanması gözetilerek, sanık hakkında haksız tahrik hükümleri gereği yapılan indirimde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Suç Vasfına Yönelik
1. 5237 sayılı Kanun’nun “Suça teşebbüs” başlıklı 35 inci maddesinde;
“Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.”
Hükmü yer almaktadır.

2. Buna göre suça teşebbüs, işlenmesi kastolunan bir suçun icrasına elverişli araçlarla başlanmasından sonra, elde olmayan nedenlerle suçun tamamlanamamasıdır. Maddenin açık hükmüne göre, icra hareketlerinin yarıda kalması ya da sonucun meydana gelmemesi failin iradesi dışındaki engel nedenlerden ileri gelmelidir.

3. Öte yandan, suça teşebbüsle ilgili değerlendirme yapılabilmesi, failin hangi suçu işlemeyi kastettiğinin belirlenmesini gerektirir ki buna subjektif unsur denir. Failin gerçekleştirdiği davranış ile bir suçu işlemeye teşebbüs edip etmediğini etmişse hangi suça teşebbüs ettiğini belirleyebilmek için öncelikle kastın varlığının belirlenmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, tıpkı tamamlanmış suçta olduğu gibi, teşebbüs aşamasında kalan suçta da işlenmek istenen suç tipindeki bütün unsurlar failce bilinmelidir.

4. Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) yürürlükte olduğu dönemde kabul edilen, 5237 sayılı Kanun’un suça teşebbüse ilişkin 35 inci maddesi yönünden de varlığını devam ettiren ilkeler açısından, 04.06.1990 tarihli ve 101-156 sayılı kararında; “Teşebbüste aranan kast, icrasına başlanmış cürmü teşebbüs aşamasında bırakma kastı olmayıp, söz konusu suçu tamamlamaya yönelmiş kasıttır.” şeklinde açıklanmıştır.

5. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrarlı ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüsü oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda yara meydana gelmiş ise bu yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır.

6. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın trafikte çıkan tartışmanın devamında katılanı sol kürek kemiği altı ve karın sol üst bölgeden bıçaklamış olması, yaralanmaların yeri ve niteliği yaralanmaların ayrı ayrı hayati tehlikeye neden olması hususları göz önüne alınarak sanığın kastının, öldürmeye yönelik olduğu hususunda Mahkemece yapılan tespitte hukuka aykırılık bulunmamıştır.

D. Mükerrirliğe Yönelik
Sanığın güncel adli sicil kaydında bulunan … 1 numaralı Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi’nin 2011/488 Esas ve 2012/423 Karar sayılı kararı ile 556 sayılı Markaların korunması hakkında kanun hükmünde kararnamenin 61/A maddesine aykırılıktan verilme 6000 TL adli para cezasının 22.09.2015 tarihinde infaz edildiği, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin ikinci fıkrasının

(b) bendindeki 3 yıllık süre dolmadan inceleme konusu suçun işlendiği, tekerrür hükümlerinin uygulanmasında isabetsizlik görülmediği anlaşılmış, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.10.2020 tarihli ve 2019/2828 Esas, 2020/2067 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 3.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06/02/2023 tarihinde karar verildi.