YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6953
KARAR NO : 2023/23
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Develi Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.12.2017 tarihli ve 2016/479 Esas, 2017/567 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 24.05.2018 tarihli ve 2018/475 Esas, 2018/1208 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kabulüne karar verilmekle, özetle sanığın eyleme bağlı kastının öldürmeye yönelik olup olmadığını değerlendirme görev ve yetkisinin ağır ceza mahkemesine ait olduğu nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekliliğinin gözetilmemesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının hükmü bozulan İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Develi Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2018 tarihli ve 2018/545 Esas, 2018/571 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan açılan kamu davasında eylemin, 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası ve 35 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği kasten öldürmeye teşebbüs suçuna dönüşme ihtimaline binaen delillerin takdir ve değerlendirmesinin yüksek dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle 5235 sayılı Kanun’un 11 inci ve 12 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 3 üncü, 4 üncü ve 5 inci maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilmiştir.
4. Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.11.2018 tarihli ve 2018/375 Esas, 2018/302 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
5. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/1050 Esas, 2020/303 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının (lehe) ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
1. Sanıkta suç işleme kastının bulunmadığına,
2. Sanık lehine meşru savunma koşullarının oluştuğuna,
3. Haksız tahrik indiriminin yetersizliğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay günü katılanın, sanığı arayarak akrabası olan …’ın, sanık tarafından darp edilmesi olayını konuşmak üzere olay yerine çağırdığı, bunun üzerine sanığın, tanıklar … ve …’le katılanın da tanıklar … ve … ile buluşma yerine gittikleri, katılan ile sanığın olay hakkında konuşmaya başladıkları, sanığın, …’ın kendisine silah çekmesi üzerine …’a vurduğunu beyan ettiği, bu şekilde çıkan tartışmanın, arbedeye dönüştüğü, sanığın, uzmanlık raporuna göre 6136 sayılı Yasa kapsamında yasak niteliğe haiz sustalı bıçak ile karın ve göğüs bölgelerine, birisi toraksa, diğeri batına nafiz olacak şekilde toplam dört bıçak darbesi vurduğu, toraksa ve batına nafiz yaralanmaların her birinin tek başına hayatî tehlikeye neden olacak nitelikte oldukları, bu yaralanmalar sebebiyle katılanda, hemopnömotoraks ve akciğer laserasyonu meydana geldiği ve katılanın hayatî tehlike geçirecek şekilde yaralandığı, diğer iki yaralanmanın ise basit tıbbî müdahale ile giderilemez nitelikte oldukları, katılanın gücü kesilince sanığın yanından uzaklaştığı ve olay yerinde bulunan tanıkların sanığa müdahalesi ile sanığın eylemine son verdiği belirlenmiştir.
Suç vasfı yönünden; sanığın, yanında bulunan yasak nitelikteki bıçak ile katılanı hayatî nitelik arz eden birden fazla yerinden yaraladığı, suçun işlenmesinde kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli olduğu, darbe sayısı, hedef alınan vücut bölgeleri ile meydana gelen netice, katılanın güçten kesilince sanıktan uzaklaşması ve sanığın eylemine olay yerindeki tanıkların müdahalesiyle son vermesi hususları birlikte nazara alındığında sanığın öldürme kastı ile hareket ettiği kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Teşebbüs hükmü yönünden; sanığın öldürmeye yönelik eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılanda hayatî tehlikenin oluşması ve yaralanmasının niteliği, ortaya çıkan zarar ve tehlikenin derecesi ile suç yolunda kat edilen mesafe dikkate alınarak cezasının indirilmesine karar verilmiştir.
Meşru savunma yönünden; sanık her ne kadar katılanın kendisine kafa atması ve karşılıklı olarak kavga ettikleri için kendisini savunma gayesi ile bıçağı rast gele salladığını savunmuş ise de katılanın sanığa, 5237 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde tarif edilen bir silah ile saldırmadığı, hem sanığın yanında hem de katılanın yanında arkadaşlarının olduğu ve kavgaya kimsenin müdahil olmadığı, sanığın, üzerinde taşıdığı bıçakla katılanı hayatî bölgeleri dışında, örneğin bacaklarından veya kollarından yaralamak suretiyle saldırıyı defetmesi mümkün iken hayatî bölgelerini hedef alan dört bıçak darbesi ile yaralaması sebebiyle “gerçekleştirilen savunmanın, maruz kalınan tecavüzü defedecek ölçüde olması” yani “saldırı ile savunma arasında oran bulunması” şartının gerçekleşmediği belirlendiğinden, meşru savunma koşullarının oluşmadığına karar verildiği saptanmıştır. Bu hususun, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 19.02.2018 tarihli ve 2017/7427 Esas, 2018/2479 Karar sayılı ilâmında “… somut olayda ilk haksız eylemin kimden kaynaklandığının kesin olarak tespit edilemediği hâllerde sanık hakkında meşru savunma hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı, …” şeklinde vurgulandığı ifade edilerek sanık hakkında meşru savunma hükmünün uygulanmadığı anlaşılmıştır.
Haksız tahrik yönünden; sanığın, olaydan bir gün önce katılanın akrabasını darp etmesi nedeniyle tarafların buluştukları, olay anında hem sanığın hem de katılanın arkadaşlarının yanlarında oldukları, tanıkların olayları kendi arkadaşlarının lehine olacak şekilde anlattıkları, tanık beyanlarından birine üstünlük tanımak için dosyaya yansıyan bir neden öngörülmediği, taraflar arasındaki kavga anını gösteren kamera kaydı ya da tarafsız ve objektif tanık beyanının da bulunmadığı, bu bakımdan taraflar arasında meydana gelen olayda ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının belirlenemediği, aralarındaki husumet nedeniyle söz konusu konuşmanın yapılmış olmasının muhtemel olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas, 2000/367 Karar sayılı kararı ve buna uyum gösteren özel ceza daireleri uygulamaları doğrultusunda, şüpheli kalan bu hâlden sanığın yararlandırılması gerektiği sonucuna varılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca asgarî oranda (1/4) indirim uygulandığı belirlenmiştir.
Gönüllü vazgeçme yönünden; sanığın eylemine kendiliğinden son vermediği, katılanın güçten kesilip sanığın yanından uzaklaşması üzerine sanığın, eylemini tamamladığı düşüncesi ve yanlarında bulunan arkadaşları yüzünden katılanın yanından uzaklaştığı anlaşıldığından, sanığın eyleminden gönüllü olarak vazgeçmediği kanaatine erişildiğinden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği gönüllü vazgeçme hükmünün uygulanmadığı tespit edilmiştir.
2. Sanık, üzerine atılı suçlamayı ikrar etmiştir.
3. Katılanın aşamalardaki beyanlarının tutarlı olduğu belirlenmiştir.
4. Tanıklar Ö. K., E. K., M. H. ve R. G.’nin beyanları dava dosyasında mevcuttur.
5. Sanığın suçta kullandığı bıçağa dair Kayseri Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce tanzim olunan, 27.09.2016 tarihli ve 2016/1530 Soruşturma sayılı raporda; “Bahse konu sustalı çakı, 6136 sayılı Yasa’nın 4. maddesinde belirtilen yasak niteliğe haiz bıçaklardandır.” şeklinde görüş belirtilmiştir.
6. Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Kayseri Adli Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim olunan, 12.10.2018 tarihli adlî muayene raporunda;
“Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 27/09/2016 tarih AR-1224 sayılı muayenesinde sol iliak bölgede 3 cm.’lik, sol 10-12 kostal bölgede 5 cm.’lik, skapula altında 10 cm.’lik derin kesi, skapula üzerinde 1 cm.’lik kesi olduğu, kalp damar cerrahi muayenesinde sol ön aksiller hatta 9.10 kot hizasında 5 cm.’lik toraksa nafiz kesi, sol flank bölgede 4 cm.’lik batına nafiz kesi, sol spina iliaka anterior superior bölgesinde 3 cm.’lik L1-12 düzeyinde 2 cm.’lik kesi, toraks Tomografisinde sol hemitoraksta en kalın yerinde 2 cm.’lik hemotoraks ile uyumlu olabilecek görünüm, sol hemotoraksta sol akciğer apeks düzeyinde superior paramediastinal alanda en kalın yerinde 10 mm.’lik pönomotoraks ile uyumlu görünüm, parakmi alanlarında sol akciğer alt lob laterobazal segmentte anteriora paramediaastinel alana uzanan laserasyonla uyumlu hat, alt lob posterobazal segmentte kontizyon ile ulumlu buzlu cam, görünümü sol akciğer lob da izlenen laserasyona uyan bölgede lateral göğüs duvarında cilt ve yumuşak dokuda bütünlük kaybı, bu alanda yumuşak doku içerisinde gaz dansiteleri izlendiği, bu görünümün inferiorda solda karın duvarı kas yapıları içerisine doğru seyrettiği, kemik yapılarda belirgin fraktür hattı izlenmediği, batın tomografisinin normal olduğu, kalp damar cerrahisi yoğun bakım ünitesine yatışının yapıldığı, 24/08/2016 tarihinde önerilerle taburcu edildiği kayıtlıdır.
SONUÇ:
Mevcut evraka istinaden,
1- Şahısta birisi toraksa diğeri batına nafiz olmak üzere toplam 4 adet kesici alet yarası tarif edildiği,
2- Sol ön aksiller hatta 9.10 kot hizasında 5 cm.’lik toraksa nafiz kesici delici alet yarasının
a- …’un yaşamını tehlikeye soktuğu,
b- Tarif edilen lezyonların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı,
3- Sol flank bölgede 4 cm.’lik batına nafiz kesici delici alet yaralanmasının
a- …’un yaşamını tehlikeye soktuğu,
b- Tarif edilen lezyonların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı,
4- Sol spina iliaka anterior superior bölgesinde 3 cm.’lik kesici delici alet yaralanmasının
a- …’un yaşamını tehlikeye sokmadığı,
b- Tarif edilen lezyonların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı,
5- L1-12 düzeyinde 2 cm.’lik kesici delici alet yaralanmasının
a- …’un yaşamını tehlikeye sokmadığı,
b- Tarif edilen lezyonların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı,
6- Müçtemian 4 adet kesici-delici alet yaralanmasının
a- …’un yaşamını tehlikeye soktuğu,
b- Tarif edilen lezyonların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı,
c- Yüz sınırları dahilinde yüzde sabit iz niteliğinde yara tarif edilmediği,
d- Vücutta kemik kırığı ve çıkığı tarif edilmediği,
e- Duyularından veya organlardan birisinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tarif ve tespit edilmediği,”
Görüşlerine yer verildiği belirlenmiştir.
7. Katılan, sanığa üç kez yumrukla vurduğunu kabul etmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Kayseri Adli Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim olunan ve Olay ve Olgular başlığı altında (6) numaralı paragrafta ayrıntılı içeriğine yer verilen 12.10.2018 tarihli adlî muayene raporunda; katılanın vücudunda, toplam dört adet yaralanmanın bulunduğu, bunlardan birinin toraksa diğerinin ise batına nafiz olup hemopnömotoraksa ve akciğer laserasyonuna neden olmakla müstakilen hayatî tehlikeye yol açtıkları, katılanda meydana gelen diğer iki yaralanmanın ise basit tıbbî müdahale ile giderilemez nitelikte oldukları dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun’un 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza belirlenirken makul miktarın biraz üzerinde bir ceza tayini gerekirken yazılı şekilde 12 yıl hapis cezasına hükmedilmesi, temyiz edenin sıfatı karşısında aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
A. Sanığın Suç İşleme Kastıyla Hareket Etmediğine Yönelik Temyiz Sebebi
Sanık her ne kadar elindeki bıçağı kendini koruma amaçlı rast gele savurduğunu beyan etmiş ise de olay günü bir husumeti görüşmek üzere buluşan taraflar arasında tartışma çıktığı, tartışmanın arbedeye dönüştüğü, sanığın, yasak nitelikteki sustalı bıçak ile katılanın karın ve göğüs bölgelerini hedef alarak birisi toraksa, diğeri batına nafiz olacak şekilde toplam dört bıçak darbesi vurduğu, toraksa ve batına nafiz yaralanmaların her birinin tek başına hayatî tehlikeye neden olacak nitelikte oldukları, bu yaralanmalar sebebiyle katılanda, hemopnömotoraks ve akciğer laserasyonu meydana geldiği ve katılanın hayatî tehlike geçirecek şekilde yaralandığı, diğer iki yaralanmanın ise basit tıbbî müdahale ile giderilemez nitelikte oldukları anlaşılmakla, sanığın suç işleme kastıyla hareket ettiğinin ve eyleme bağlı kastının öldürmeye yönelik olduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Meşru Savunmaya Yönelik Temyiz Sebebi
Mahkemece bu hususun değerlendirildiği ve katılanın sanığa kafa atması durumunda dahi sanığın eyleminde, meşru savunmanın koşullarından biri olan “saldırı ile savunma arasında orantılılık” şartının gerçekleşmediği şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında meşru savunma hükmünün uygulanmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Haksız Tahrik
Olay anında olay yerinde hazır bulunan tanıklardan ikisinin sanığın, diğer ikisinin ise katılanın arkadaşı oldukları, tanık beyanlarının, katılan beyanı ve sanık savunmasına göre şekillendiği, bu itibarla Mahkemece, herhangi bir tarafın tanığının beyanına üstünlük tanınması konusunda bir nedenin görülmediği, olay anına ilişkin tarafsız bir tanık ya da kamera görüntüsü gibi objektif bir delilin bulunmadığı, katılanın, sanığa üç kez yumrukla vurduğunu kabul ettiği ancak ilk haksız hareketin sanıktan mı yoksa katılandan mı geldiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilemediği belirtilerek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas, 2000/367 Karar sayılı kararı ve Yargıtay Ceza Dairelerinin bu karar yönünde, süreklilik arz eden uygulamaları ile uyumlu şekilde şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilerek sanık hakkında kurulan hükümde asgarî oranda (1/4) haksız tahrik indirimi uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/1050 Esas, 2020/303 Karar sayılı kararında eleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, sanık müdafiinin TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.01.2023 tarihinde karar verildi.