YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7032
KARAR NO : 2023/61
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.02.2019 tarihli ve 2015/324 Esas, 2019/39 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 4 ay 13 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.03.2020 tarihli ve 2019/1482 Esas, 2020/431 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı (aleyhe), katılan vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile suça sürüklenen çocuk hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz istemi;
1. Suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işlemediğine,
2. Suç vasfının hatalı belirlenmesine
3. Fazla ceza tayinine,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Suça sürüklenen çocuk ile katılanın suç tarihinden bir süre önce tartıştıkları, olay günü tekrar karşılaştıklarında aralarında kimin başlattığı tam olarak belli olmayan küfür olayının yaşandığı, sonrasında suça sürüklenen çocuğun cebinden çıkardığı sustalı bıçakla katılanı omuzundan ve kalp hizasından olmak üzere toplam iki kez bıçakladığı olay yerinde bulunan şahısların müdahalesi sonucu eylemine son verdiği, katılanın kalbe nafiz kesi yaralanması sonucu hayatî tehlike geçirdiği anlaşılmıştır.
Sübut yönünden; suça sürüklenen çocuğun aşamalarda, katılan ile olaydan bir ay kadar önceki kavgayı ve olay günü meydana gelen kavgayı doğruladığı ancak katılan kendisinin bıçaklamadığını savunduğu, suça sürüklenen çocuğun olay anında yanında olan tanıklar… ile …’ın arkadaşları olan suça sürüklenen çocuğu korumaya yönelik beyanlarına itibar edilmediği, katılanın aşamalardaki değişmeyen istikrarlı beyanları ve bu beyanları destekleyen adlî muayene raporu hükme esas alınarak suça sürüklenen çocuğun kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediği sonucuna varılarak mahkumiyet hükmü kurulduğu belirlenmiştir.
Vasıflandırma yönünden; suça sürüklenen çocuğun katılanı birden fazla bıçak darbesi ile yaraladığı, kalp hizasında meydana gelen yaralanmanın hayatî tehlikeye neden olduğu ve suça sürüklenen çocuğun eylemine olay yerindeki şahısların araya girmesiyle son verdiği dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuğun eylemin kasten öldürmeye teşebbüs suçunun kanuni unsurlarını taşıdığının tespitiyle buna göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir.
Teşebbüs indirimi yönünden; suça sürüklenen çocuğun teşebbüs aşamasında kalan eyleminde meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre müebbet hapis cezasının 13 yıl hapis cezasına indirildiği belirlenmiştir.
2. Suça sürüklenen çocuk, üzerine atılı suçlamayı inkâr etmiştir.
3. Katılanın aşamalarda istikrarlı anlatımları mevcuttur.
4. Tanıklar …..,…..,….,….., ve ….,….,’nin beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.
5. Suça sürüklenen çocuğun eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı İstanbul Adlî Tıp Şube Müdürlüğü tarafından tanzim olunan, 23.02.2015 tarihli;
“Kesici delici alet ile yaralandığı bildirilen kişi hakkında düzenlenmiş Bezmialem Tıp Fakültesi Hastanesinin 02.01.2015 tarih 9603996 prt. sayılı raporunlarında; sol sternum lateral 10.kot hizasında 2cmlik cilt ciltaltı derin kesi, sol omuz klavikula hizasında 2-3cmlik cilt ciltaltı kesi mevcut olduğu, kalbe nafiz yaralanma nedeniyle acil ameliyata alındığı, genel anestezi altında median sternotomi yapıldığı, perikard açıldığı, 500cc hematom boşaltıldığı, sağ vertikül ön duvarında 3cmlik kesi saptandığı, kesinin onarıldığı, post op takiplerinde herhangi bir komplikasyon gelişmediği ve 07.01.2015 tarihinde taburcu edildiği kayıtlı bildirilmekle;
SONUÇ:
Kişide kalbe nafiz kesiye neden olan yaralanmasının;
1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu,
2- Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,
3- Kişide kemik kırığı tarif edilmediği kanaatini bildirir rapordur.”
Görüşlerini içeren adlî muayene raporu dava dosyasında bulunmaktadır.
6. Suça sürüklenen çocuğun, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğuna dair resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde, olayın gelişim süreci aynı kabul edilmekle katılandan sanığa yönelen haksız tahrik teşkil eden herhangi bir eyleminin mevcut olmadığı, suça sürüklenen çocuk savunmasının tanıklar tarafından doğrulanmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde haksız tahrik hükmünün uygulanması yerinde görülmediğinden İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasına karar verildiği ve suça sürüklenen çocuk hakkında yeni bir hüküm kurulduğu belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sübuta Yönelen Temyiz Sebebi Yönünden
Her ne kadar suça sürüklenen çocuk üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş ise de katılanın aşamalarda değişmeyen beyanları ile katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak tanzim olunan adlî muayene raporu ve tanıklar … ve tanık …’nın taraflar arasında karşılıklı kavganın gerçekleştiğine ilişkin beyanları karşısında suça sürüklenen çocuğun eyleminin sübuta erdiğinin kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Suç Vasfı Yönünden
Katılan hakkında düzenlenen ve hüküm kurmaya elverişli adlî muayene raporunda belirtildiği üzere suça sürüklenen çocuğun, katılanı biri kalbe nafiz olup hayati tehlikeye neden olacak şekilde diğeri omuz bölgesinden olmak üzere toplam 2 bıçak darbesiyle yaraladığı, katılanın kalbe nafiz yaralanma nedeniyle acil ameliyata alındığı ve tıbbi müdahale ile hayatının kurtarıldığı, suça sürüklenen çocuğun eylemine tanıkların engel olması nedeniyle devam edemediği anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğun suçta kullandığı aletin elverişliliği, darbe sayısı, hedef alınan vücut bölgeleri ile katılanda meydana gelen yaralanmaların yeri, nitelikleri ve nicelikleri ile eylemine son verme şekli dikkate alındığında, katılanı biri kalbe nafiz olup hayati tehlikeye neden olacak şekilde diğeri omuz bölgesinde olmak üzere toplam 2 bıçak darbesi ile yaraladığı, katılanın kalbe nafiz yaralanması nedeniyle acil ameliyata alındığı ve tıbbi müdahale ile hayatının kurtarıldığı, suça sürüklenen çocuğun kastının, öldürmeye yönelik olduğunun kabulü ile buna göre uygulama yapılmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Teşebbüs İndirimi Yönünden
Suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm kurulurken suça sürüklenen çocuğun eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmalar ile eylemin son bulduğu aşama karşısında meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı nazara alınarak müebbet hapis cezası için dokuz yıldan onbeş yıla kadar ceza indirimi öngören 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdir edilen 13 yıl hapis cezasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.03.2020 tarihli ve 2019/1482 Esas, 2020/431 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2023 tarihinde karar verildi.