YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7037
KARAR NO : 2023/59
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.05.2019 tarihli ve 2018/657 Esas, 2019/195 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 13.03.2020 tarihli ve 2019/2042 Esas, 2020/771 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi;
1. Suç vasfına,
2. Meşru savunma veya meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluştuğuna,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile katılanın, aynı firmada tır şoförlüğü yaptıkları, olay günü sabah saatlerinde tırları ile seyir hâlindeyken yol verme meselesi nedeni ile tartıştıkları, akşamüstü saatlerinde ise bir tarafta katılan ve tanık…, diğer tarafta da temyiz dışı sanıklar…, … ve sanık …’in bulunduğu, tarafların olayın başlangıcına ilişkin farklı anlatımlarda bulundukları, ancak olayın aynı gün sabah saatlerinde yaşanan tartışmaya bağlı olarak cereyan ettiği, sanık … ile katılanın birbirlerini daha önceden tanımadıkları, bu nedenle ortada öldürmeyi gerektirir bir husumetin var olmadığı, olayda katılanın elinde bulunan demir sopa ile sanık …’e vurarak sanığın sol el baş parmağında hayat fonksiyonlarını orta (2.) derecede kemik kırığı olacak şeklide yaraladığı, sanık …’in ise kavga esnasında elinde bulunan meyve bıçağı ile katılanı sırt ve kol bölgelerinden hayatî tehlike geçirmesine neden olacak şekilde yaraladığı anlaşılmıştır.
Suç vasfı yönünden; taraflar arasında geçmişe dayalı öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunmadığı, meydana gelen kavganın, her ikisi de tır şoförü olan tarafların, yol verme meselesinden kaynaklanan tartışma sonucu gerçekleştiği, olayın ani şekilde meydana geldiği, olay esnasında her ikisinin de hareket hâlinde bulunduğu, olayda katılanın da demir çubukla sanığa vurduğu, sanığın, olayda katılanı tek başına yaralamış olduğu, isabet alan vücut bölgeleri dikkate alındığında eylemin öldürmeye teşebbüs suçuna vücut vermeyeceğinin kabulüyle sanığın eylemi neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu olarak vasıflandırılmak suretiyle buna göre uygulama yapıldığı tespit edilmiştir.
Haksız tahrik yönünden; Olayın taraflardan hangisinin hareketi sonucu başladığı kesin olarak belirlenemediğinden sanık hakkında kurulan hükümde, haksız tahrik indirimin asgari oranda (1/4) uygulanması cihedine gidildiği belirlenmiştir.
2. Sanık, üzerine atılı suçlamayı ikrar etmiştir.
3. Katılanın aşamalarda istikrarlı anlatımları mevcuttur.
4. Tanık F.K.’nın beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.
5. Temyiz dışı sanıklar E.S. ve A.C.’nin beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.
6. Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı … Adlî Tıp Şube Müdürlüğü tarafından tanzim olunan, 10.03.2020 tarihli;
” Kişinin vücudunda toplam 10 (on) adet kesici delici alet yaralanması mevcut olup;
1) Sırt sağda (10-11. kotlar hizasında) ve sağ (skapula) kürek kemiği altında tarif edilen 2 (iki) adet yaralanmasından birinin veya her ikisinin göğüs boşluğuna nafiz olduğu, nafiz olan yaralanmanın hangisi olduğu veya nafiz olan yaralanma sayısı hakkında -mevcut tıbbi evrakta yeterli bilgi olmadığından- tıbbi kanaate varılamadığı, yaralanmasının;
1-Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu,
2-Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,
3)Bel bölgesinde solda (L1 vertebranın sol iç kısmında) ve bel üst dış yanda (sol flank bölgede) tarif edilen ve kas dokulara nafiz 2 (iki) adet kesici delici alete bağlı oluşan yaralanmalarının her birinin;
1-Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı,
2-Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,
3- Sağ kalça üst kısımda 3 (üç) adet, sol dirsekte 1 (bir) adet, sol omuz arkasında 1 (bir) adet ve muayenemizde ek olarak saptanan sağ dirsekte 1 (bir) adet tespit edilen, derinlik vb. ayrıntılı özellikleri belirtilmeyen kesici delici alete bağlı oluşan yaralanmalarının her birinin;
1-Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı,
2-Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu
kanaatini bildirir rapordur.
“
Görüşlerini içeren adlî muayene raporu dava dosyasında bulunmaktadır.
6. Katılanın eylemi neticesinde sanıkta meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı … Adlî Tıp Şube Müdürlüğü tarafından tanzim olunan, 16.11.2018 tarihli;
“Özel Natomed Hastanesinin 12/11/2018 tarih ve 501999 sayılı raporunda; yapılan muayenesinde; sol elinin burkulduğu, el grafisinde; sol el 1. metakarp proksimal kesim medialde hafif deplase eklem aralığına uzanan fraktür izlendiği, el ateli yapıldığı,
… Gazi … …Devlet Hastanesinin 13/11/2018 tarih ve 109093 nolu raporunda; Özel ……,Hastanesinin 12/11/2018 tarih ve 501999 sayılı raporunda belirtilenlere ek bulgu olmadığı kayıtlı olup,
Yaralanmasının;
1-Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı,
2-Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,
3-Kemik kırığına neden olduğunu, sol el 1. metakarp kemik kırığının hayati fonksiyonlarını 2 (İKİ) ORTA derecede etkilediği
Görüşlerini içeren adlî muayene raporu dava dosyasında bulunmaktadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde, olayın gelişim sürecinin aynı kabul edildiği ancak suç vasfının değiştirilmesi ile yeniden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Suç vasfı yönünden; katılanın elindeki demir sopa ile kendisini etkin şekilde savunmasına rağmen sanığın, katılanın vücudunun değişik yerlerinden 10 kez bıçaklayıp yaşamsal tehlike oluşturacak şekilde yaralamasının ardından sonucu elde ettiğini düşünüp olay yerinden kaçtığı belirlendiğinden sanığın, kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediği, zira suçta kullanılan silahın niteliği, darbe sayısı, bunlardan ikisinin vücudun hayatî bölgesine tevdî edilmiş olması ve bizzat sanık tarafından bedensel olarak daha güçlü bir kişi olduğu ifade edilen katılanın elindeki demir sopa ile kendisini etkin şekilde savunması nedeniyle diğer vücut bölgelerine isabet etmiş bulunması değerlendirildiğinde eylemin kasten yaralama suçu kapsamından çıktığı belirlenerek İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasına karar verildiği ve sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yeni bir hüküm kurulduğu tespit edilmiştir.
Meşru savunma ve meşru meşru savunmada sınırın aşılması yönünden; tanık…’in sanığın içinde bulunduğu araçtan, elinde bıçak olduğu hâlde katılanın yanına doğru gittiğini, bu sırada kendisine bıçağı göstererek “Sen inme, seninle işimiz yok!” dediğini beyan ettiği, katılanın kendisine yönelen, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan bıçaklı saldırıyı elindeki demir sopa ile orantılı biçimde defetmek gayesi ile hareket ettiği, demir sopayı, elinde bıçak bulunduğu hâlde kendisine doğru hamle yapan sanığa doğru salladığı ve onun sol eline vurarak başparmağının kırılmasına neden olduğu eylemini meşru savunma kapsamında gerçekleştirdiği, bu eyleminden sonra kaçan sanığı kovalamasının ise bıçak tuttuğu sağ elinden değil de sol elinden yaralanması nedeniyle daha da hiddetlendiği anlaşılan sanığın, hâlen elinde bulunan bıçakla yeni bir saldırı yapmasının uzak bir ihtimal olmaması ve beklenen bir durum olması nedeniyle meşru savunma halini bertaraf edebilir bir eylemlilik olarak değerlendirilemeyeceği, çok kısa bir süre kaçması sonrasında saldırısına devam edip katılanı 10 kez bıçaklamış bulunan sanığın diğer vücut bölgesinden yaralanması eyleminin de meşru savunma kapsamında gerçekleştirildiği değerlendirilerek meşru savuma hükümlerinin katılan lehine, hakkında kurulan temyiz dışı hüküm yönünden uygulandığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Katılanın sanığa yönelik ve haksız tahrik teşkil edebilecek herhangi bir söz veya davranış bulunmadığı hâlde, sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız tahrik indimi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1. Suç Vasfı Yönünden
Sanık ile katılanın tır şoförlüğü yaptıkları, olay günü sabah tırları ile seyir hâlindeyken yol verme meselesi nedeni ile tartıştıkları ve aralarında husumetin oluştuğu, akşam saatlerinde ise sanık …’in, temyiz dışı sanıklar… ve … ile araçta seyir hâlindeyken katılan ve tanık…’in peşpeşe kullandıkları tırlar ile karşılaştıkları, sanığın, elinde bıçak olduğu hâlde araçtan indiği ve tanığa bıçağı göstererek “Sen inme, seninle işimiz yok!” dediği, bu esnada katılanın da elinde demir sopa olduğu hâlde tırdan indiği, kavga etmeye başladıkları, sanık katılanı bıçak ile yaralarken katılanın kendisini elindeki demir sopa ile savunduğu, katılanın toplam 10 yerinden yaralandığı, sanığın olay yerinden araca binerek uzaklaştığı, sanığın katılanı, sırt sağ (10-11. kotlar hizasında) ve sağ (skapula) kürek kemiği altı kısmından yaraladığı, her ikisi de veya biri göğüs boşluğuna nafiz olduğu bildirilen 2 adet bıçak yarasının yaşamsal tehlike yarattığı, vücudunun bel (l1 vertebranın sol iç kısmında) ve bel üst dış yan (sol flank bölgede) bölgesinden aldığı 2 adet bıçak yarasının basit bir tıbbî müdahale ile giderilemeyecek, diğer yaralanmaların ise basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu, katılanın eylemi neticesinde ise sanığın hayat fonksiyonlarını orta (2.) derecede etkiler nitelikte sol elinde 1. metakarp kemik kırığının oluştuğu anlaşılmakla, sanık ile katılan arasında sabah vaktinde meydana gelen kavga nedeniyle husumetin bulunduğu, sanığın, katılanın hayatî bölgelerine birden fazla bıçak darbesi ile vurduğu, katılanın hayati tehlike geçirdiği sanığın suçta kullandığı aletin elverişliliği, darbe sayısı, hedef alınan vücut bölgeleri ile katılanda meydana gelen yaralanmaların yeri, nitelikleri ve nicelikleri ile eylemine son verme şekli dikkate alındığında kastının, öldürmeye yönelik olduğu anlaşılmakla, suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Meşru Savunma ve Meşru Savunmada Sınırın Aşılması Yönünden
Olayın tek görgü tanığı olan ve dava dosyasında tanık sıfatı dışında başkaca sıfatı bulunmayan tanık…’in aşamalarda istikrarlı anlatımı kapsamında, ilk haksız saldırının, katılanın sevk ve idaresindeki tırı temyiz dışı sanıklarla birlikte araçla takip etmek ve katılanın tırını durdurması üzerine araçtan elindeki bıçakla inerek henüz aracının içinde bulunan katılana doğru gitmek suretiyle sanıktan geldiği, bu itibarla katılan hakkında sanığa yönelik kasten yaralama eylemi yönünden açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca meşru savunma hükmünün tatbikiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca beraat kararı verildiği anlaşılmakla, Gerekçe bölümünde yer verilen eleştirel düşünce de dikkate alınarak sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan mahkûmiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 13.03.2020 tarihli ve 2019/2042 Esas, 2020/771 Karar sayılı kararında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2023 tarihinde karar verildi.