Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/7048 E. 2023/124 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7048
KARAR NO : 2023/124
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme
neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.06.2018 tarihli ve 2017/69 Esas, 2018/206 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.11.2020 tarihli ve 2019/472 Esas, 2020/1732 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
1. Sanığın eyleminin, meşru savunma veya savunmada sınırın aşılması kapsamında kaldığına,
2. Bölge adliye mahkemesi kararının gerekçe içermediğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılanın, sanığın ikâmetinin karşısında bulunan ve yurt olarak kullanılan binada bekçilik yaptığı, olay tarihinden 1 gün önce tanık …’ın arkadaşlarıyla birlikte yurdun önündeki parkta alkol aldıkları sırada katılan ile aralarında tartışma yaşandığı, olayları ikâmetlerinden gören babası olan temyiz dışı sanık …, eşi tanık … ve sanığın aşağıya inerek aynı köyden olmaları nedeniyle katılan … … arasındaki olaya müdahale ettikleri, katılanın olaya karışmamalarını istediği ve sanıklara küfür ettiği, sanık … babası …’in, …’ı alarak olay yerinden ayrıldıkları, katılanın bu durumu kabullenemediği, ertesi gün olay öncesi sanığın annesi olan tanık … ile yolda karşılaştığı ve tanığa küfür ettiği, tanığın bu durum sebebiyle polis çağırmak istediği ancak çevrede bulunanların araya girerek engel oldukları, sonrasında katılanın sanık ile babası …’in işlettikleri kahvehaneye giderek akşam sizin ile görüşeceğim şeklinde kaş göz işaretleri yaptığı, sanığın buna karşılık vermediği, akşam saatlerinde sanığın … ile birlikte Esas No

kahvehaneyi kapatarak ikâmetlerine gittikleri sırada katılanın çalıştığı yurdun önünde geldiklerinde katılan, tanık … ve temyiz dışı sanık … tarafından yollarının kesildiği ve …’i kolundan tutarak sürüklemeye başladıkları, yurdun arka kısmındaki karanlık bölgeye …’i çektileri sırada müdahalede bulunan sanığın boğazının, katılan tarafından sıkıldığı, bunun üzerine sanığın, suçta kullandığı bıçakla katılanı sol inguinal bölgede içinden bağırsak ve omentum çıkacak, ince-kalın bağırsak ve mesane yaralanmasına neden olacak, basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaraladığı, Mahkemece, suçta kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli bir silah olması, ani kastla da olsa maktulün hedef alındığı bölgenin hayati tehlike içeren bölgelerden olduğu hususları birlikte değerlendirilerek sanığın katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediğinin belirlenmesi neticesinde, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

2. Sanık eylemi gerçekleştirdiğini ikrar etmiştir.

3. Temyiz dışı sanıklar …, … ile mağdurlar …, … ve tanıklar …, …’ın beyanları ve savunmaları dava dosyasında bulunmaktadır.

4. Olay yeri inceleme raporu ve basit krokisi dava dosyasında bulunmaktadır.

5. Sanık hakkında tanzim olunan Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı … Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün, 10.09.2015 tarihli raporunda ve yakalama tutanağında boyun bölgesinde çizik olduğu belirtilmiştir.

6. Katılan hakkında tanzim olunan Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı … Adli Tıp Şube Müdürlüğünün, 24.07.2017 tarihli; “Sol inguinal bölgede içinden bağırsak ve omentum çıktığı, 3 cm lik kesi, sağ skrotum üzerinde 3 cm lik kesi, opera edildiği, ince ve kalın bağırsak ve mesane yaralanması olup onarıldığı,
1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu,
2- Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,”
Görüşlerini içeren adlî raporu dava dosyasında bulunmaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Meşru Savunma veya Savunmada Sınırın Aşılması
Her ne kadar sanık … müdafii katılanın kendisine ve babası olan temyiz dışı sanık …’e yönelen saldırıyı defetmek amacıyla atılı suçu işlediklerini savunmuşlar ise de katılanın olay anında silahsız olduğunun anlaşılması ve sanığa yönelik tek somut eyleminin boynunu sıkmaktan Esas No : 2022/7048

ibaret olması, sanığın bu eyleme, öldürmeye elverişli suçta kullandığı bıçak ile karşılık vermesi karşısında meşru savunma veya meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Gerekçesizlik
Gerekçeli karar hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6 ncı maddesinde açıkça zikredilmemiş ise de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından içtihadî olarak geliştirilerek varlık kazanmış bir hak olup “adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsurlarından biri olarak belirtilmiştir. Buna göre AİHM, mahkemelerin her türlü kararlarında gerekçeye yer verilmesi yükümlülüğüne değinerek aksi durumun, adil yargılanma hakkının ihlâli ile neticeleneceğine işaret etmiştir. (Dulaurans/Fransa, B. No. 34553/97, 21.03.2000; Georgiadis/Yunanistan, B. No. 21522/93, 29.05.1997 §§ 40-43; Ruiz Torija/İspanya, B. No. 18390/91, 09.12.1994; Ferreira/Portekiz, [BD], B. No: 19867/12, 28.07.2017, § 84)

Gerekçeli karar hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa) tarafından ise alenî bir şekilde güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklindeki düzenleme ile gerekçe, ilgilisi için bir hak olmanın yanı sıra bütün mahkemeler için de anayasal bir yükümlülük olarak öngörülmüştür. Ayrıca Anayasa’nın, Temel Haklar ve Ödevler kısmında yer alan “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesine, 03.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesiyle eklenen “adil yargılanma hakkı”nın da bir unsuru olarak kabul edilmekte (… Ataş, B. No: 2013/1235, 13.06.2013.) ve Anayasa Mahkemesi tarafından incelenen bireysel başvurulara konu edilebilmektedir. Gerekçeli karar hakkı, Türk hukuk sisteminde anayasal düzenlemeye ek olarak kanunî olarak da güvence altına alınmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi; “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde emredici hüküm içermektedir.

Temel bir insan hakkı olan gerekçeli karar hakkı, gerek uluslararası gerek ulusal hukukî metinlerle güvence altına alınmış olup mahkeme kararlarında gerekçeye yer verilmemesi ya da yetersiz gerekçeye yer verilmesi durumlarında gerekçeli karar hakkının ihlâli gündeme gelecek ise de AİHM tarafından ifade edildiği üzere (… Kück/Almanya, B. No: 35968/97, 12.06.2003, §§ 46,47; Khamidov/Rusya, B. No: 72118/01, 15.11.2007, § 170.) yargılama bir bütündür ve olağan kanun yolları, yargılama sürecinin bir parçasıdır ve adil yargılanma hakkı, yargılamayı bir bütün olarak kapsar. Bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlâl edilip edilmediği, gerekçesizlik ya da kanunî gerekçeden yoksunluğun, bir bütün olarak yargılamayı adil olmaktan çıkarıp çıkarmadığına göre belirlenir. O hâlde, sonuca etki edecek mahiyetteki bir iddianın, derece mahkemes(ler)i tarafından gerekçede tartışılmamış olması ya da bu konuda kanunî bir gerekçeye yer verilmemiş olması durumunda söz konusu usûlî eksikliğin Yargıtay tarafından temyiz incelemesi sırasında giderilmesi mümkündür. Zira gerekçe, bağımsız ve tarafsız bir yargılamanın zorunlu bir unsuru olup gerekçede temel hak ve hürriyetler, hukuksal bir metin düzleminde değerlendirilir.

Bu açıklamalar ışığında, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında sanık müdafiinin istinaf istemleri hususunda ayrıntılı bir gerekçeye yer verilmemiş ise de gerekçe bölümünde yer alan (A) paragrafında ilgili temyiz sebebine yönelik gerekçeli değerlendirme yapılarak söz konusu eksiklik Yargıtay tarafından giderilmiş olduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.11.2020 tarihli ve 2019/472 Esas, 2020/1732 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.01.2023 tarihinde karar verildi.