Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/7780 E. 2023/3151 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7780
KARAR NO : 2023/3151
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Eşe karşı kasten öldürme, kasten öldürme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı, istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararları

Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının sanık … hakkında kasten öldürme suçundan açılan davaya katılma ve bu suçtan kurulan hükmü temyize yetkisi bulunmadığı belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanık … hakkında kasten öldürme, sanık … hakkında tasarlayarak kasten öldürme, sanık … hakkında eşe karşı kasten öldürme suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Osmaniye 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2021 tarihli ve 2019/174 Esas, 2021/238 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık … hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba,

2. Sanık … hakkında eşe karşı kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba,

3. Sanık … hakkında kasten öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
Karar verilmiştir.

B. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 01.02.2022 tarihli ve 2021/2522 Esas, 2022/213 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık … hakkında kasten öldürme suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar … ve … vekilinin, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin ve Cumhuriyet savcısının (aleyhe) istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,

2. Sanık … hakkında kasten öldürme, sanık … hakkında eşe karşı kasten öldürme suçundan kurulan hükümlere yönelik katılanlar … ve … vekilinin, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin, sanık … müdafiinin, sanık … müdafiinin ve Cumhuriyet savcısının (aleyhe) istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesi uyarınca vekâlet ücreti ve emanette kayıtlı bir kısım eşyalar yönünden düzeltilerek esastan reddine,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar … Ve … Vekilinin Temyiz Sebepleri
Tüm sanıkların, fikir ve eylem birliği içerisinde maktulü tasarlayarak ve canavarca hisle öldürdüklerine ilişkindir.

B. Katılan Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanık …’nin üzerine atılı suçtan cezalandırılması gerektiğine, sanıklar … ve …’ın suçu tasarlayarak işlediklerine ilişkindir.

C. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesi kararında herhangi bir gerekçe belirtmeksizin, hukuka aykırı bir şekilde ayrıntılı inceleme yapmaksızın ve duruşma açılmaksızın istinaf başvurusunun reddine karar verildiğine, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, tanık M.H.A.’nın çelişkili ifadelerine dayanılarak ceza verilemeyeceğine, sanığın telefonunun sinyal bilgisi alınan alanın çok geniş olduğundan bunun sanığın atılı suçu işlediğini göstermeyeceğine, maktul ile sanık arasında bu cinayeti işlemesine neden olabilecek bir ilişkinin bulunmadığına ilişkindir.

D. Sanık … Ve Müdafiilerinin Temyiz Sebepleri
Eksik inceleme ile dava açılıp karar verildiğine, savunmanın yok sayıldığına, tanıklar M.H.A. ve S.C.A.’nın ifadelerinin usule aykırı elde edildiğine, ayrıca yönlendirildiklerine, tanık M.H.A.’nın beyanlarının sürekli değiştiğine, tanık S.C.A.’nın beyanlarına akla ve mantığa aykırı olduğuna, sanık ile maktulün telefonlarının aynı anda aynı baz istasyonundan sinyal vermesi gibi bir durumun olmadığına, sanıkların birbirini telefonda aşkımmmm ve müebbetim şeklinde kaydetmesinin suçu ortaya koymaya yeterli olmadığına, adli tıp raporları, diğer adlî raporlar ve sinyal bilgileriyle ilgili alınan raporların yetersiz olduğuna, iletişimin tespiti ve kayda alınması işlemlerinin hukuka aykırı olduğuna, HTS kayıtlarının Kanun’a aykırı elde edildiğine, sanığın savunmasının engellendiğine, tanık E.B.’nin duruşmada dinlenmemesinin usuli hata olduğuna, anılan tanığın anlatımlarının mantık dışı olduğuna, delillerin değerlendirilmesinde hukuka aykırı hareket edildiğine, sanığın maktulün tacizlerinden kaçtığına, ölümün cinayet olarak sanığın üzerine yıkılmaya çalışıldığına, üzerine atılı suçu işlmediğine, hiçbir kan bulgusu olmayan birden fazla eşyanın cinayet silahı olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanığın maktulü öldürmek için bir nedeni bulunmadığına ilişkindir.

E. Bölge Adliye Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
Sanıklar … ve …’ın üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyete yeter derecede, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, kabule göre de, sanıklar …, … ve …’nin tasarlayarak öldürme suçundan cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. 23.10.2017 tarihinde maktulün kayıp olduğu ve kendisinden haber alınamadığına dair maktulün babası olan katılan … tarafından müracaatta bulunulduğu, 30.11.2017 tarihi saat 16:30 sıralarında Çerçioğlu Köyü Aslantaş Barajı Mevkii Ceyhan Nehri kıyısında bir cesedin bulunduğu, cesedin üzerinde bulunan elbiselerin maktulün kaybolduğunun belirtildiği gün üzerinde bulunan kıyafetler ile benzer olduğunun anlaşılması üzerine, bu cesedin maktule ait olduğundan şüphelenildiği, bu gelişmeler üzerine maktul ile maktulün anne ve babasından alınan örneklerin DNA testi yapılması için … Adli Tıp Grup Başkanlığına gönderildiği, yapılan DNA testi sonucunda ise bulunan cesetin maktule ait olduğunun tespit edildiği, yapılan soruşturma ve yargılama sırasında toplanan deliller, sanıkların savunması, katılan beyanları, tanıkların beyanları, uzmanlık raporları, HTS kayıtları, kolluk tutanakları, dinleme kayıtları, arama ve elkoyma tutanakları, adli tıp raporları, tahkikat evrakı ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde 23.10.2017 tarihinde sanıklar …, …, tanıklar S.C.A. ve M.H.A.’nın aynı evde bulundukları, sonrasında sanık …’ın, oğlu olan tanık M.H.A.’dan ekmek almasını ve ayrıca maktul ile barışabileceğini söyleyerek maktulü cinayet olayının gerçekleştiği eve çağırmasını istediği, tanık M.H.A.’nın, babası olan maktulü çağırmak için evden çıktığı sırada evin kapısında sanık …’ı gördüğü, daha sonra tanık M.H.A.’nın, babası olan maktulün evine giderek maktulü çağırdığı, maktulün de tamam dediği, bunun üzerine tanığın buradan ayrılıp ekmek alıp eve döndüğü, sonrasında kahvaltı yaptıkları ve tanık M.H.A.’nın üst kattaki odasına çıktığı, yaklaşık yarım saat sonra “…” diye feryat edercesine bir ses geldiği, ayrıca aile arasında tanık M.H.A.’ya ”…” diye hitap edildiği, bu sesi maktulün sesine benzettiği, bunun üzerine aşağı kata inmek için odadan çıktığı ancak aşağı kata inmek için kullanılan kapının diğer taraftan kilitli olduğu, bu kapının diğer taraftan daha önce hiç kilitlenmediği, ilk defa bu şekilde kilitlendiğine şahit olduğu, yaklaşık yarım saat sonra ise sanık …’ın yanına geldiği, bu sesi sanık …’ın “düştüm ondan ses geldi” dediği ancak bu sesin sanık …’a ait olmadığını belirttiği, tanık S.C.A.’nın, 06.05.2019 tarihli duruşma esnasında maktulün başına iğne vurulduğundan ve maktule annesi sanık … tarafından kazma ile vurulduğundan bahsettiği, tanığın bahsetmiş olduğu iğneye ilişkin rapor istendiği, 14.12.2020 tarihli Adlî Tıp 5. İhtisas Kurulunun vermiş olduğu raporda; “saçta Morfin, Kodein ve Sertraline saptandığına göre; ölümünden önceki bir zaman diliminde Sertralin etkin maddesini içeren bir ilacı kullanmış olduğu, Kodein’in; Kodein kullanımından kaynaklandığı, Morfin’in; Kodein’den kaynaklandığı, Kodein ile birlikte ayrıca Eroin ve/veya Morfin’den de kaynaklanabileceği, dosya içerisinde gönderilen evrakta ölenden alınan saç numunesinin uzunluğu hakkında bilgi bulunmadığından, saçında saptanan maddelere ölümünden önceki ne kadarlık bir zaman dilimi içinde kullandığı hususunda bir değerlendirme yapılamadığı, iç organda Morfin ve Kodein saptandığı, Kodein’in, ölümünden önceki bir zaman dilimindeki bir Kodein kullanımından kaynaklandığı, Morfin’in; Kodein’den kaynaklandığı, Kodein ile birlikte ayrıca Eroin ve/veya Morfin’den de kaynaklanabileceği,

Numunelerin analiz yöntemleri dikkate alındığında; ölenin kullandığı ilaçların saçta Sertralin çıkmasına neden olacağı ancak saçta ve iç organlarda Morfin ve Kodein çıkmasına neden olmayacağının” bildirildiği, maktulün ölüm nedenine ilişkin rapor istendiği ve Adlî Tıp 1. İhtisas Dairesinin bu duruma ilişkin tanzim ettiği bu raporda “ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıklarıyla birlikte kafa içi travmatik değişimler ile adli dosyada mevcut çocuğun ifadesinde belirttiği şekilde uyuşturucu madde enjeksiyonunun müşterek etkisi sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulünün gerektiği”nin bildirildiği, 1. İhtisas Kurulu ve 5. İhtisas Kurulunun vermiş olduğu raporlar incelendiğinde tanık S.C.A.’nın beyanlarıyla uyuştuğunun görüldüğü ayrıca Doktor … Hastanesince 22.03.2021 tarihli tanık S.C.A.’nın beyanlarına itibar edilebileceğine ilişkin rapor tanzim edildiği, sanık …’ın olay günü saat 11:16:15, 11:16:35, 11:17:11 ve 11.19:36’da maktulün öldürülerek atıldığı Düziçi İlçesi Çerçioğlu Köyü Arslantaş Barajı yolu üzerinde bulunan ve maktulün telefonunun da aynı saatlerde sinyal aldığı bölge olan (11:14:26, 11:17:51, 11:18:02, 11:19:15, 11:25:12 saatlerinde (5800628896 – opr:Vodafone(GB288930O8028896) -PIRSULTANLI MERKEZ KOYU 1 NUMARALI EV CIVARI DUZICI/OSMANIYE,OSMANIYE), 11:19:43, 11:23:23, 11:23:24 saatlerinde (3804737700- opr:Vodafone(UA284131O8037700) – ALIBOZLU KOYU N36B-24A PAFTA 707 PARSEL DUZICI / OSMANIYE,OSMANIYE) olan 6028032579 – opr:Turkcell(BOCEK12) – OSMANIYE DÜZIÇI MERKEZ ATALAN KÖYÜ IÇ YOLU (OSMATALAN) DÜZIÇI, OSMANIYE adresli baz istasyonu aracılığı ile sanık …’la görüşmelerinin mevcut olduğu, saat 12:01:46’da tekrar Düziçi Merkezdeki baz istasyonları aracılığı ile görüşmelerine devam ettiği ve sanık …’ın saat 13:36:38’de 0538 (…) (…) (…) nolu telefonunu kullanıma kapatması ile sanık …’ın teyzesi olan temyiz dışı sanık …’nin kullandığı değerlendirilen 0543 (…) (…) (…) nolu hat ile görüşmeye devam etmiş olduklarının tespit edildiği, sanık …’ın kullandığı gsm numarasının Turkcell, maktulün kullandığı gsm numarasının ise Vodafone olması da göz önünde bulundurulduğunda maktul ve sanık …’ın cesedin atıldığı yer olan Aslantaş Barajı Bölgesi yol güzergahındaki baz istasyonlarından aynı dakikalar içerisinde sinyal aldığı tespit edildiği, sanıklar … ve …’ın olay tarihi olan 23.10.2017 tarihinden önce başlayan bir gönül ilişkilerinin olduğu, nitekim sanık …’ın ikamet ettiği ve babasına ait olan evde yapılan aramada sanık … adına kayıtlı ve sanık … tarafından kullanılan 0538 (…) (…) (…) nolu hattın kullanıldığı telefonun ve sanık …’ın ikametinde yapılan aramada ise yine sanık … adına kayıtlı 0541 (…) (…) (…) nolu hattın kullanıldığı telefonun bulunduğu, bu telefonlara ait görüşme kayıtları incelendiğinde ise sanıkların bu telefonları ve bu telefonlara takılı bulunan hatları sadece birbirleri ile iletişim için kullandıkları, kaldı ki yapılan aramaların tutanaklarında da belirtildiği üzere sanık …’ın kullandığı telefon baza ve yatak arasına saklanmış şekilde, sanık …’ın kullandığı telefon ise ikametin tuvaletinde saklanmış şekilde saklandıkları yerlerde tespit edildikleri ve bu telefonlar incelendiğinde sanık …’ın sanık …’ı “Aşkımmm” adı ile, sanık …’ın sanık …’ı ise “Müebbetim” adı ile kaydettiğinin ve bu telefonların içeriğinde birbirlerine yönelik aşk ve … içeren mesajların bulunduğunun anlaşıldığı, bu sebeplerle olay tarihinde sanıklar … ve … arasındaki gönül ilişkisinin varlığı hususunda şüpheye mahal vermeyecek derecede somut delillerin bulunduğu, dava konusu olaya ilişkin olarak sanıkların aşamalarda alınan savunmalarında üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri, maktulün ölümü ile ilgili bilgileri ve görgülerinin olmadıklarını beyan ettikleri belirlenmiştir.

2. Her ne kadar sanık … üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek eşinin ölümü ile ilgili bir ilgisinin olmadığını, olay tarihinde maktulü hiç görmediğini, olay tarihinde sanık … ile görüşmediklerini, tanıklar S.C.A ve M.H.A.’nın, M.Ç.’nin yönlendirmeleri ile beyanda bulunduklarını savunmuş ise de sanık … ve maktulün öz çocuğu olan tanık S.C.A.’nın 06.05.2019 tarihli duruşmada ”annem babamın başına kazmayla vurdu, daha sonra bir hırsız geldi, babamı tuttu, iğneyle vurdu, babamı sonra öldürdüler,annemi sevmiyorum, çünkü babamı öldürdü, annem babamın kafasına bir kez vurdu, babam yapmayın diye bağırdı, babamı daha sonra taşıdılar, annem hırsıza vurduğun için teşekkür ederim” şeklindeki beyanları ve yine sanık … ve maktulün öz çocuğu olan tanık M.H.A.’nın 06.05.2019 tarihli duruşmada ”aşağıdan … diye yalvarma sesi gibi bir ses geldi, ben tedirgin oldum, ağladım, balkonun kapısını açıp aşağıya inmek istedim, ancak kapı kilitliydi, Sanık …’ı olay tarihinde ben ekmek almaya giderken ikinci katının merdivenlerinden aşağıya doğru inerken birinci katın penceresinden dışarı doğru bakarken gördüm” şeklindeki beyanları göz önünde bulundurulduğunda, sanık …’ın öz çocukları olan tanıkların, M.Ç.’nin yönlendirmeleri ile öz anneleri olan sanık …’a yönelik iftira atmalarının hayatın olağan akışına uygun olmaması, Doktor … Hastanesi tarafından verilen 22.03.2021 tarihli tanık S.C.A.’nın beyanlarına itibar edilebileceğine dair raporun mevcut olması, 1. İhtisas Kurulu ve 5. İhtisas Kurulunun vermiş olduğu raporların tanık S.C.A.’nın beyanlarını doğrular nitelikte olması, sanıklar … ve …’ın olay günü saat 08:04:31, 09:09:33 ile saat 12:21:31’de maktulün öldürüldüğü yer olan sanık …’ın babası temyiz dışı …’a ait ev bölgesinde iletişime imkan sağlayan aynı baz istasyonundan iletişim sağladıklarına dair HTS kayıtlarının bulunması, yine olay günü sanık …’ın saat 13:36:38’de 0538 (…) (…) (…) nolu telefonunu kullanıma kapatıp teyzesi temyiz dışı sanık …’nin kullandığı değerlendirilen 0543 (…) (…) (…) nolu hat ile görüşmeye devam etmesi ve tanık A.A.’nın, maktulün olay günü sanık … ile görüşmeye gideceğini söylediği şeklindeki beyanları da dikkate alınarak sanık …’ın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmeyerek arasında gönül ilişkisi bulunduğu sanık … ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde olay tarihinde resmi olarak eşi olan maktulü kasten öldürdüğü, sanığın verdiği öldürme kararı ile eylem arasında tasarlamayı kabule elverişli makul bir sürenin geçmesi, makul süre içinde ruhi dinginliğe erip soğukkanlı olarak düşünmesine rağmen verdiği kararda sebat ve ısrar ederek eylemi gerçekleştirmesi gerekmekte olup, sanık …’ın ruhi dinginliğe ulaşabilecek makul bir süre geçtiğine ilişkin dosyada mevcut delil olmadığından sanık hakkında tasarlamaya yönelik nitelikli halin uygulanmadığı belirtilmiştir.

3. Her ne kadar sanık …’ın üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek, maktulün ölümü ile ilgili bir ilgisinin olmadığını, telefonunun maktulün cesedinin bulunduğu yerden neden sinyal verdiğini hatırlamadığını, işten gelirken alkollü olduğu için trafiğe yakalanmamak maksadıyla maktulün bulunabileceği yolu kullandığını, tanık M.H.A.’nın kendisini sanık …’ın evinde gördüğü yönündeki beyanlarını kabul etmediğini savunmuş ise de tanık M.H.A.’nın olayın olduğu saatlerde sanık …’ı olayın gerçekleştiği evde görmesi, yine tanık S.C.A.’nın 06.05.2019 tarihli duruşmada ”annem babamın başına kazmayla vurdu, daha sonra bir hırsız geldi, babamı tuttu, iğneyle vurdu, babamı sonra öldürdüler, annemi sevmiyorum, çünkü babamı öldürdü, annem babamın kafasına bir kez vurdu, babam yapmayın diye bağırdı, babamı daha sonra taşıdılar, annem hırsıza vurduğun için teşekkür ederim dedi”

şeklindeki beyanları, sanıklar … ve …’ın olay günü saat 08:04:31, 09:09:33 ile saat 12:21:31’de maktulün öldürüldüğü yer olan sanık …’ın babası temyiz dışı diğer sanık …’a ait ev bölgesinde iletişime imkan sağlayan aynı baz istasyonundan iletişim sağladıklarına dair HTS kayıtlarının da tanık M.H.A.’nın beyanlarını doğrular nitelikte olması ve tanık S.C.A.’nın ”hırsız” diye bahsettiği kişinin sanık …’ın olduğunın anlaşıldığı, sanık …’a ait 0541 (…) (…) (…) numaralı hat ve maktule ait olan 0543 (…) (…) (…) nolu hatta ilişkin olay gününe ait baz bilgileri incelendiğinde ise, maktul ve sanık …’ın söz konusu hatlarının cesedin atıldığı yer olan Aslantaş Barajı Bölgesi yol güzergahındaki baz istasyonlarından aynı dakikalar içerisinde sinyal aldığı, bu sebeple sanık …’ın maktulün cesedini kendi ile birlikte götürerek cesedi bulunduğu yere attığı, ayrıca sanık …’ın iş yerinde alkol kullanmasının hayatın olağan akışına uygun düşecek bir hareket olmadığı anlaşıldığından sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek arasında gönül ilişkisi bulunduğu sanık … ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde olay tarihinde maktulü kasten öldürdüğü, sanığın verdiği öldürme kararı ile eylem arasında tasarlamayı kabule elverişli makul bir sürenin geçmesi, makul süre içinde ruhi dinginliğe erip soğukkanlı olarak düşünmesine rağmen verdiği kararda sebat ve ısrar ederek eylemi gerçekleştirmesi gerekmekte olup, sanık …’ın ruhi dinginliğe ulaşabilecek makul bir süre geçtiğine ilişkin dosyada mevcut delil olmadığından sanık hakkında tasarlamaya yönelik nitelikli halin uygulanmadığı belirtilmiştir.

4. Her ne kadar sanık …’nin tasarlayarak öldürme suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın olay günü kızı sanık …, torunları tanıklar M.H.A. ve S.C.A. ile evde olduğunu, torunu M.H.A.’nın ekmek almaya gittiğinde kendisinin uyuduğunu, maktulün geldiğini görmediği, sanık …’ı da görmediğini, üzerine atılı suçu işlemediğini savunduğu, sanığın bu savunmalarının aksine maktulü öldürme eylemini gerçekleştirdiğine dair görgüye dayalı dosya kapsamında herhangi bir tanık beyanı ve dosya kapsamında delil de elde edilememiş olması dikkate alındığında sanığın üzerine atılı suçun şüphe boyutunda kaldığı anlaşılmakla, gerek şüpheden sanık yararlanır genel hukuk ilkesi ve gerekse atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin, yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden ve yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından atılı suçtan beraatine, olay günü ve olay saatlerinde olayın gerçekleştiği ikamette olması hususu da göz önüne alındığında “suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme” suçunu işleme ihtimaline binaen gereğin takdir ve ifası için Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir.

5. Sanıkların savunmaları, katılanların beyanları, tanıkların anlatımları dava dosyasında mevcuttur.

6. … Adlî Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi raporu, Adlî Tıp Kurumu 1. ve 5. Adlî Tıp İhtisas Kurulları raporları, HTS kayıtları, uzmanlık raporları, kolluk tutanakları, adlî raporlar, tahkikat evrakı dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının sanık … hakkında kasten öldürme suçundan açılan davaya katılma ve bu suçtan kurulan hükmü temyize yetkisi bulunmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

B. Katılanlar … Ve … Vekilinin Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri, Katılan Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Katılanlar … ve … vekilinin; sanığın, diğer sanıklarla birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde maktulü canavarca hisle öldürdüklerine, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin; sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine, Bölge Adliye Cumhuriyet savcısının; sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine yönelen temyiz sebepleri yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, sanığın maktule yönelik kasten öldürmeye iştirak suçundan elde edilen delillerin mahkûmiyetine yeter nitelik ve derecede olmadığı kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Katılanlar … Ve … Vekilinin Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Sebepleri, Katılan Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri, Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri, Sanık … Ve Müdafilerinin Temyiz Sebepleri, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Katılanlar … ve … vekilinin; sanıkların, fikir ve eylem birliği içerisinde maktulü canavarca hisle öldürdüklerine, sanık … müdafiinin; Bölge Adliye Mahkemesi kararında herhangi bir gerekçe belirtmeksizin, hukuka aykırı bir şekilde ayrıntılı inceleme yapmaksızın ve duruşma açılmaksızın istinaf başvurusunun reddine karar verildiğine, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, tanık M.H.A.’nın çelişkili ifadelerine dayanılarak ceza verilemeyeceğine, sanığın telefonunun sinyal bilgisi alınan alanın çok geniş olduğundan bunun sanığın atılı suçu işlediğini göstermeyeceğine, maktul ile sanık arasında bu cinayeti işlemesine neden olabilecek

bir ilişkinin bulunmadığına, sanık … ve müdafiilerinin; eksik inceleme ile dava açılıp karar verildiğine, savunmanın yok sayıldığına, tanıklar M.H.A. ve S.C.A.’nın ifadelerinin usule aykırı elde edildiğine, ayrıca yönlendirildiklerine, tanık M.H.A.’nın beyanlarının sürekli değiştiğine, tanık S.C.A.’nın beyanlarına akla ve mantığa aykırı olduğuna, sanık ile maktulün telefonlarının aynı anda aynı baz istasyonundan sinyal vermesi gibi bir durumun olmadığına, sanıkların birbirini telefonda aşkımmmm ve müebbetim şeklinde kaydetmesinin suçu ortaya koymaya yeterli olmadığına, adli tıp raporları, diğer adlî raporlar ve sinyal bilgileriyle ilgili alınan raporların yetersiz olduğuna, iletişimin tespiti ve kayda alınması işlemlerinin hukuka aykırı olduğuna, HTS kayıtlarının Kanun’a aykırı elde edildiğine, sanığın savunmasının engellendiğine, tanık E.B.’nin duruşmada dinlenmemesinin usuli hata olduğuna, anılan tanığın anlatımlarının mantık dışı olduğuna, delillerin değerlendirilmesinde hukuka aykırı hareket edildiğine, sanığın maktulün tacizlerinden kaçtığına, ölümün cinayet olarak sanığın üzerine yıkılmaya çalışıldığına, üzerine atılı suçu işlemediğine, hiçbir kan bulgusu olmayan birden fazla eşyanın cinayet silahı olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanığın maktulü öldürmek için bir nedeni bulunmadığına, Bölge Adliye Cumhuriyet savcısının; sanıklar … ve …’ın üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair mahkûmiyete yeter derecede, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına yönelen temyiz sebepleri yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan hükümlerde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Katılanlar … ve … vekilinin; sanıklar … ve …’ın, fikir ve eylem birliği içerisinde maktulü tasarlayarak öldürdüklerine, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin; sanık …’ın suçu tasarlayarak işlediğine yönelen temyiz sebepleri yönünden;
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, sanık …’ın, maktulle evli olup 2017 Haziran ayından beri anne ve babasının yanında çocuklarıyla birlikte kaldığı, 23.10.2017 tarihinde sanık …, annesi sanık … ve oğulları tanıklar S.C.A. ile M.H.A.’nın aynı evde bulundukları, sonrasında sanık …’ın, 2008 doğumlu tanık M.H.A.’dan ekmek almasını ve ayrıca maktul ile barışabileceğini söyleyerek maktulü cinayet olayının gerçekleştiği eve çağırmasını istediği, tanık M.H.A.’nın, babası olan maktulü çağırmak için evden çıktığı sırada evin kapısında sanık …’ı gördüğü, daha sonra babası olan maktulün evine giderek maktulü çağırdığı, maktulün de tamam dediği, bunun üzerine buradan ayrılıp ekmek alıp eve döndüğü, sonrasında kahvaltı yaptıkları ve tanık M.H.A.’nın üst kattaki odasına çıktığı, yaklaşık yarım saat sonra “…” diye feryat edercesine bir ses duyduğu, ayrıca aile arasında tanık M.H.A.’ya ”…” diye hitap edildiği, tanık M.H.A.’nın bu sesi maktulün sesine benzettiği, bunun üzerine aşağı kata inmek için odadan çıktığı ancak aşağı kata inmek için kullanılan kapının diğer taraftan kilitli olduğu, bu kapının diğer taraftan daha önce hiç kilitlenmediği, ilk defa bu şekilde kilitlendiğine şahit olduğu, yaklaşık yarım saat sonra ise sanık …’ın yanına geldiği, bu sesi sanık …’ın “düştüm ondan ses geldi” dediği ancak bu sesin sanık …’a ait olmadığını belirttiği, 2014 doğumlu tanık S.C.A.’nın, 06.05.2019 tarihli duruşma esnasında maktulün başına iğne vurulduğundan ve maktule annesi sanık …

tarafından kazma ile vurulduğundan bahsettiği, Adlî Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 26.08.2019 tarihli raporunda “maktulün ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıklarıyla birlikte kafa içi travmatik değişimler ile adli dosyada mevcut çocuğun ifadesinde belirttiği şekilde uyuşturucu madde enjeksiyonunun müşterek etkisi sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği”nin bildirildiği, yine 5. İhtisas Kurulunun 14.12.2020 tarihli raporunda “saçta morfin, kodein ve sertraline saptandığına göre; ölümünden önceki bir zaman diliminde sertralin etkin maddesini içeren bir ilacı kullanmış olduğu, kodein’in; kodein kullanımından kaynaklandığı, morfin’in; kodein’den kaynaklandığı, kodein ile birlikte ayrıca eroin ve/veya morfin’den de kaynaklanabileceği, iç organda morfin ve kodein saptandığı, kodein’in, ölümünden önceki bir zaman dilimindeki bir kodein kullanımından kaynaklandığı, morfin’in; kodein’den kaynaklandığı, kodein ile birlikte ayrıca eroin ve/veya morfin’den de kaynaklanabileceği, numunelerin analiz yöntemleri dikkate alındığında; ölenin kullandığı ilaçların saçta sertralin çıkmasına neden olacağı ancak saçta ve iç organlarda morfin ve kodein çıkmasına neden olmayacağı”nın bildirildiği, 1. İhtisas Kurulu ve 5. İhtisas Kurulunun vermiş olduğu raporlar incelendiğinde tanık S.C.A.’nın beyanlarıyla uyuştuğunun görüldüğü ayrıca … Doktor … Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından verilen 22.03.2021 tarihli raporda tanık S.C.A.’nın beyanlarına itibar edilebileceğinin bildirildiği, sanıklar … ve …’ın olay günü saat 08:04:31, 09:09:33 sıralarında ve müteakibinde saat 12:21:31’de aynı baz istasyonundan iletişim sağladıkları, ayrıca birbirleri ile yaklaşık 5 saatlik zaman dilimi içerisinde (21) adet görüşmelerinin mevcut olduğu, sanık …’ın kullandığı gsm numarasının Turkcell, maktulün kullandığı gsm numarasının ise Vodafone olması da göz önünde bulundurulduğunda maktul ve sanık …’ın cesedin atıldığı yer olan Aslantaş Barajı Bölgesi yol güzergahındaki baz istasyonlarından aynı dakikalar içerisinde sinyal aldığının tespit edildiği, sanık …’ın saat 13:36:38’de 0538 (…) (…) (…) nolu telefonunu kullanıma kapatması ile sanık …’ın teyzesi olan Hediye’ye ait 0543 (…) (…) (…) nolu hattan sanık … ile görüşmeye devam etmiş oldukları, sanıklar … ve …’ın olay tarihi olan 23.10.2017 tarihinden önce Ağustos ayında başlayan bir gönül ilişkilerinin olduğu, nitekim …’ın ikamet ettiği ve babasına ait olan yapılan aramada sanık … adına kayıtlı ve sanık … tarafından kullanılan 0538 (…) (…) (…) nolu hattın kullanıldığı telefonun ve sanık …’ın ikametinde yapılan aramada ise yine sanık … adına kayıtlı 0541 (…) (…) (…) nolu hattın kullanıldığı telefonun bulunduğu, bu telefonlara ait görüşme kayıtları incelendiğinde ise sanıkların bu telefonları ve bu telefonlara takılı bulunan hatları sadece birbirleri ile iletişim için kullandıkları, yapılan aramaların tutanaklarında sanık …’ın kullandığı telefonun baza ve yatak arasına saklanmış şekilde, …’ın kullandığı telefonun ise ikametin tuvaletinde saklanmış şekilde tespit edildiklerinin belirtildiği ve bu telefonlar incelendiğinde sanık …’ın sanık …’ı “Aşkımmm” adı ile, sanık …’ın …’ı ise “Müebbetim” adı ile kaydettiğinin ve bu telefonların içeriğinde birbirlerine yönelik aşk ve … içeren mesajların bulunduğunun anlaşıldığı, tanık E.B.’nin alınan ifadesinde sanık … ile yaklaşık 2 yıl önce tanıştıkları, bir süre facebook üzerinden sohbet ettikten sonra sanık … ile Osmaniye ilinde buluştukları ve abisinin evinde cinsel birliktelik yaşadıkları, sonraki zamanlarda da yine ayda bir iki kez buluşup yine abisinin evinde birliktelik yaşadıkları, sanık …’ın sürekli olarak eşini öldüreceğinden ve bu konuda kendisine yardımcı olmasını istediğinden bahsettiği alınan talimat duruşmasında da tanığın aynı şekilde bu hususu belirttiği, 2017 yılı Mayıs ayının sonlarında sanık …’ın

tanık E.B.’yi annesi olan sanık …’nin evine davet ettiğini, tanık EB.’nin de eve gittiği, bu evde sanık …, annesi sanık …, sanık … ve maktulün ortak çocukları olan tanık S.C.A.’nın olduğunu, bu zaman zarfında sanık …’ın maktulü öldürme konusunda kendisinden yardım istediğini ve bu fiili nasıl yapacağına ilişkin yaptığı planı anlattığını belirttiği, sanık …’ın alınan ifadesinde her ne kadar tanık E.B. ile sadece özel hayatlarıyla ilgili sohbet ettiklerini herhangi bir gönül ilişkisinin olmadığından bahsetmişse de 03.06.2017-06.08.2017 tarihleri arasında sanık … ile tanık E.B. arasında toplam 107 görüşmenin olduğu, bu durumunda sanık … ile tanık E.B.’nin bu dönemde sevgili olduklarına ilişkin ciddi bir delil olduğu ve bu sebeple de tanık E.B.’nin ifadesine itibar edilmesinin gerektiği, sanık …’ın daha önceden de maktulü öldürmek için yaptığı planı tanık E.B.’ye teklif ettiği ancak tanık E.B.’yi ikna edemediğinin anlaşıldığı, tanıklar A.A. ve T.V.’nin beyanlarına göre sanık …’ın maktulle olaydan 3 gün önce de kimsenin haberi olmadan görüşmek istediği ancak bu hususun maktulün ailesi tarafından duyulması üzerine maktulle görüşmekten vazgeçtiği ve maktulün, yengesi tanık A.A.’ya olay günü sanık … ile görüşeceğini söyleyip bu durumu kimseye söylememesi için yemin ettirdiği dikkate alındığında olay tarihinde sanık …’ın, yaptıkları plan doğrultusunda tanık M.H.A. aracılığıyla temyiz dışı babası sanık …’in evine çağırdığı maktulü, sanık … ile birlikte başına künt bir cisimle vurup uyuşturucu madde enjekte ederek öldürdükleri, sanık …’ın maktulün cesedini götürerek cesedin bulunduğu yere attığı bu şekilde sanıkların maktulü tasarlayarak kasten öldürdükleri anlaşılmakla, sanık …’ın 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri, sanık …’ın aynı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılmaları gerekirken yazılı şekilde hükümler kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Katılan Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Gerekçe başlığı altında (A) paragrafında açıklanan nedenle katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılanlar … Ve … Vekilinin Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri, Katılan Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Gerekçe başlığı altında (B) paragrafında açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 01.02.2022 tarihli ve 2021/2522 Esas, 2022/213 Karar sayılı kararında katılanlar … ve … vekilince, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilince ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

C. Katılanlar … Ve … Vekilinin Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Sebepleri, Katılan Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Sanık … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Sebepleri, Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri, Sanık … Ve Müdafilerinin Temyiz Sebepleri, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Gerekçe başlığı altında (C-2) paragrafında açıklanan nedenlerle katılanlar … ve … vekilinin, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin, sanık …’ın 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri, sanık …’ın aynı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılmaları gerektiğine ilişkin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 01.02.2022 tarihli ve 2021/2522 Esas, 2022/213 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçen süreler göz önüne alındığında, sanıklar … ve … müdafiilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Osmaniye 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.05.2023 tarihinde karar verildi.