Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/7940 E. 2023/1253 K. 23.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7940
KARAR NO : 2023/1253
KARAR TARİHİ : 23.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz

istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.01.2022 tarihli ve 2021/340 Esas, 2022/21 Karar Sayılı Kararı İle
1. Suça sürüklenen çocuk hakkında kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba,
2. Sanık hakkında kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba,
Karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.04.2022 Tarihli ve 2022/436 Esas, 2022/539 Karar Sayılı Kararıyla
Suça sürüklenen çocuk ve sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekili, suça sürüklenen çocuk müdafii ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılanlar vekilinin temyiz istemi; suça sürüklenen çocuk ve sanığın suçu tasarlayarak işlediğinden bahisle suç vasfına ilişkindir.
2. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemleri; suça sürüklenen çocuğun suçu işlemediğine, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik indiriminin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
3. Sanık müdafiinin temyiz istemleri; sanığın öldürme kastı ile hareket etmediğine, suç vasfının 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen kasten yaralama sonucu ölüme neden olma olduğuna, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik indiriminin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile suça sürüklenen çocuğun Suriye uyruklu oldukları ve iç savaş nedeniyle ailecek Türkiye’ye geldikleri, sanık, suça sürüklenen çocuk ve anneleri S.S.’nin bir süre maktulün iş yerinde çalıştığı, anne …..’nin daha sonra maktulle yakınlaşması nedeniyle eşinden ayrılarak maktul ile olaydan kısa bir süre önce imam nikahı ile evlendiği, sanık ve suça sürüklenen çocuğun annelerinin, maktulle evlenmesine karşı oldukları ve bu hususu annelerine bildirdikleri, olay günü sabah saatlerinde sanık ile suça sürüklenen çocuğun, dedeleri G.S. ve dayıları M.S.’nin beyanlarından anlaşılacağı üzere anneleri

S.S.’nin kaldığı eve gelerek maktulden ayrılmasını aksi halde maktulü öldüreceklerini söyledikleri, anne ……’nin rızası ile evlendiğini söylemesi üzerine suça sürüklenen çocuk ve sanığın evden ayrıldıkları, bir dükkandan suçta kullandıkları bıçağı satın aldıkları, maktulün işyerine gittikleri ve maktule ait araçla annesinin bulunduğu dedesinin evine geçtikleri, araçtan indikten sonra maktul önde telefonla konuşarak yürüdüğü sırada, sanığın bıçakla sırtından maktulü bıçakladığı, sanık ile suça sürüklenen çocuğun koşarak olay yerinden uzaklaştıkları, maktulün olay yerinde yaşamını yitirdiği, otopsi raporuna göre perikardı geçip kalbe giren bıçak yarası sonucu maktulün büyük damar ve iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu yaşamını yitirdiği anlaşılmıştır.

2. Sanık ve suça sürüklenen çocuğun ikrara yönelik savunmaları, katılan ve tanık beyanları, maktulün kesin ölüm nedeninin tespitine ilişkin Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince düzenlenen 21.04.2021 tarihli otopsi raporu, suça sürüklenen çocuğun yaşının tespitine ilişkin Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu’nca düzenlenen 17.12.2021 tarihli rapor, İstanbul Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 16.07.2021 tarihli DNA analizine ilişkin uzmanlık raporu, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 16.06.2021 tarihli suçta kullanılan bıçağa ilişkin uzmanlık raporu, Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünce düzenlenen 09.09.2021 tarihli parmak izine ilişkin uzmanlık raporu, olaya ilişkin görüntüler içeren kamera kayıtları ile ilgili aldırılan 24.04.2021 tarihli bilirkişi raporu, olay yeri inceleme raporu, tutanaklar, suça sürüklenen çocuk hakkında düzenlenen sosyal inceleme raporu, suça sürüklenen çocuk ve sanığın adli sicil kayıtları ile Göç İdaresince düzenlenen kişisel bilgi formu örnekleri dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Katılanlar Vekili ile Sanık Müdafiinin Suç Vasfına, Sanık Müdafiinin Müvekkilinin Öldürme Kastı ile Hareket Etmediğine Yönelen Temyiz İstemleri Yönünden
Suça sürüklenen çocuk ve sanığın, maktulün anneleri ile evlenmesini istemedikleri, bu nedenle maktule husumet besledikleri, olay günü annelerinin, ailesi ile yaşadığı eve gelen sanık ile suça sürüklenen çocuğun annelerini, maktulden ayrılması aksi halde maktulü öldürecekleri konusunda uyardıktan sonra suçta kullandıkları bıçağı satın aldıkları, birlikte suç işleme kararı kapsamında sanığın, maktulü sırtından bıçaklaması neticesinde maktulün otopsi raporuna göre perikardı geçip kalbe giren bıçak yarası sonucu yaşamını yitirdiği anlaşılmış olup suçun tasarlanarak işlendiğinin kabulü için, bir kimseye karşı belli bir suçu işleme kararının verilmesi, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında makul bir sürenin geçmesi, bu süre içerisinde sebat ve ısrar gösterilerek karardan dönülmemesinin gerektiği, incelemeye konu somut olayda, suça sürüklenen çocuk ve sanığın öldürme kararını şarta bağlı olmaksızın ne zaman aldığının belli olmadığı, suçta kullandıkları bıçağı olay günü, olay saatinden kısa bir süre önce satın aldıkları, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında makul bir sürenin geçmediği bu itibarla

tasarlamanın koşulları bulunmadığından, sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kasten öldürme suçundan hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Suça sürüklenen çocuk ve sanığın, maktulün anneleri ile evlenmesini istememeleri nedeniyle taraflar arasında anlaşmazlık bulunması, olay günü annelerine ayrılmaması halinde maktulü öldüreceklerini söylemeleri, maktulde tek bıçak darbesi olmasına rağmen maktulün kalbe nafiz yaralanma sonucu yaşamını yitirmesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, suçun işleniş şekli, suçta kullanılan aletin elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi ile meydana gelen netice dikkate alındığında sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunun unsularının oluşmadığı anlaşılmış olup, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Suça Sürüklenen Çocuk ve Sanık Müdafiinin Haksız Tahrike Yönelen Temyiz İstemleri Yönünden
Sanık ve suça sürüklenen çocuğun savunmalarında ileri sürdükleri maktulün annelerini imam nikahı yapmak konusunda zorladığına ilişkin dosyaya yansıyan tanık beyanı bulunmadığı ancak aksi yönde tanık beyanlarının mevcut olduğu, olay anında sanık ve suça sürüklenen çocuk ile maktul arasında tartışma yaşandığı iddiasının da dosya arasında yer alan kamera görüntülerinden anlaşıldığı üzere gerçeği yansıtmadığı, olayda maktulden kaynaklanan haksız tahrik oluşturacak bir davranışın bulunmadığı anlaşılmış olup, sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması isabetsiz olmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Suçu İşlemediğine Yönelen Temyiz İstemi Yönünden
Suça sürüklenen çocuk ve sanığın, maktulün anneleri ile evlenmesini istemedikleri, bu nedenle maktule husumet besledikleri, olay günü suç işleme kararını birlikte aldıkları annelerinin, ailesi ile yaşadığı eve gelen sanık ile suça sürüklenen çocuğun annelerini, maktulden ayrılması aksi halde maktulü öldürecekleri konusunda uyardıktan sonra suç işleme kararını birlikte aldıkları suçta kullandıkları bıçağı temin ettikleri, birlikte maktulün işyerine gittikleri ve maktule ait araçla annesinin bulunduğu dedesinin evine geçtikleri, araçtan indikten sonra maktul önde telefonla konuşarak yürüdüğü sırada, sanığın bıçakla sırtından maktulü bıçakladığı, suça sürüklenen çocuğun suç işlenirken icrai bir hareketinin bulunmadığı, sanık ile suça sürüklenen çocuğun koşarak olay yerinden uzaklaştıkları olayda, suça sürüklenen çocuğun fiil üzerinde ortak hakimiyetinin bulunmadığı, eylemde kullanılan bıçağın sanık tarafından kullanıldığı anlaşılmış olup tüm aşamalarda sanığın yanında bulunarak ona cesaret veren ve suç işleme kararını kuvvetlendiren suça sürüklenen çocuğun kasten öldürme suçuna iştiraki suça yardım düzeyinde kaldığından 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen cezadan indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsiz olup hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Kasten Öldürme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin,

22.04.2022 Tarihli ve 2022/436 Esas, 2022/539 Karar sayılı kararında öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Kasten Öldürme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (3) paragrafında açıklandığı üzere suça sürüklenen çocuğa verilen cezadan 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.04.2022 tarihli ve 2022/436 Esas, 2022/539 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) uyarınca … 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.03.2023 tarihinde karar verildi.

(Karşı oy) (Karşı oy)

K A R Ş I O Y

Suriye vatandaşı ve kardeş olan suça sürüklenen çocuk … ve sanık …’in maktul …’ı kasten öldürdükleri sabit olup dosya kapsamına göre her iki sanığın eyleminin Türk Ceza Kanun’un 37 nci maddesi gereği faillik olarak kabul eden yerel mahkeme ve BAM ceza dairesince hem sanık hem de suça sürüklenen çocuğun Türk Ceza Kanun’un 37, 81 inci maddelerinden ayrı ayrı cezalandırılmasının doğru olduğunu düşündüğümüzden suça sürüklenen çocuğun Türk Ceza Kanun’un 39 uncu maddesi gereği kasten adam öldürme suçuna yardım eden olarak sorumlu tutulması gerektiği kanaati ile BAM ceza dairesinin kararını bozan Dairemiz çoğunluğunun bozma kararına muhalifiz.
Şöyle ki; Suça sürüklenen çocuk … ve sanık …’in anneleri olan … olay tarihinden önce kendisinin eşi ve sanıkların babası olan …’den boşanarak maktul … ile evlenmiştir. …’nın eski eşi … ve diğer aile fertleri bu evliliğe itiraz etmeseler de suça sürüklenen çocuk ve sanığın bu evliliği istemedikleri, anneleri …..’ya bunu söyledikleri, maktul ile anlaşamadıkları sabit olup olay günü her iki sanığın birlikte tanık …’ın dükkanından ekmek bıçağı satın aldıkları, suça sürüklenen …’nin bu bıçağı …’ı öldürmek için birlikte aldıklarını kendi ifadesinde söylediği, bıçağı alıp önce suça
sürüklenen çocuk …’nin montunun iç cebine koyduğu ve …’ın oraya geleceğini düşündükleri annelerinin kaldığı eve doğru gittikleri, suça sürüklenen çocuğu montunun cebinde ekmek bıçağı olduğu için kendi montunu abisi olan diğer sanık …’in montu ile değiştirdikleri, böylece bıçağın sanık …’e geçtiği birlikte maktulün geleceği istikamet civarında bekledikleri, dosyada bulunan kamera kayıtları incelendiğinde maktul kendi aracından inerek imam nikahlı eşi …’nın yaşadığı eve girmek için yürümeye başladığı sırada suça sürüklenen çocuğun ve sanığın yan yana koşarak arkadan maktule yetiştikleri ve maktulün haberi olmaksızın yürüdüğü esnada sanık …’in montunun cebindeki ekmek bıçağını çıkararak maktulün sırtına bir defa vurduğu, suça sürüklenen çocuğun da o sırada abisi olan sanık ile yan yana olduğu ve bıçaklamadan sonra ikisinin de koşarak ayrı istikamete doğru kaçtıkları görülmüştür.
Suça sürüklenen çocuk kolluk aşamasında tercüman ve müdafili olarak verdiği ilk ifadesinde olay günü maktulü vurmak için abisi ile beraber bıçak aldıklarını, bıçağı kendi montunun iç cebine koyduğunu sonra da montlarını abisiyle değiştirdiklerini, annesinin küçük çocuklarını bırakarak maktul ile evlenmesini kabul edemedikleri için bu olayı gerçekleştirdiklerini söylediği dikkate alındığında hem suça sürüklenen çocuk hem de abisi olan sanığın fiil öncesi, fiil esnası ve sonrasında beraber hareket edip maktulü bıçakla öldürdükleri, suça sürüklenen çocuğun da abisi ile bu suçu işlemesinin her aşamasında birlikte hareket ettiği dosyada ki kamera görüntülerinin de bu beyanları ve kabulü desteklediği dikkate alınmakla sanık ve suça sürüklenen çocuğun asli fail olarak bu suçun işlenmesinden sorumlu tutulması gerektiği kanaati ile Dairemizin çoğunluk görüşüne muhalifiz.