YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7997
KARAR NO : 2023/65
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık ve müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karşıyaka 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2021 tarihli ve 2020/23 Esas, 2020/472 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ( 5237 sayılı Kanun ) 81 inci maddesinin birinci fıkrası , 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.03.2022 tarihli ve 2022/168 Esas, 2022/1102 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemleri
1. Sanığın suçu tasarlayarak işlediğine,
2. Takdiri indirim hükümleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayin edildiğine,
B. Sanık Müdafinin Temyiz İstemleri
1. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
2. Sübuta,
3. Cezai sorumluluğa,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanığın ailesi ile birlikte ikâmet ettiği, maktulünde suç tarihinden yaklaşık bir yıl kadar önce sanığın ikâmetinin yan tarafında bulunan boş tarlayı satın alarak bu araziye ev yaptığı ve bu evde ikâmet etmeye başladığı, sanığın beyanlarına göre maktulün, kendisinin evine bakması ve tahta ile tenekeye vurup sesler çıkarması nedeniyle komşuluk ilişkilerinin bozulduğu, sanığın maktul ile aralarındaki anlaşmazlığa dair konuşmalar yapmak istediğinde maktulün sanığa hitaben; “Sen delisin, senin deliliğinden bana ne ! ” şeklinde sözler sarf ettiği, sanığın bu nedenle maktule husumet beslemeye başladığı, olay tarihinde sanığın, … ili Kemeraltı Çarşısında bulunan silah bayiinden 50 adet mermi aldığı, saat 17:00 sıralarında kendisine ait araç ile maktulün gelme istikametine doğru onu beklemeye başladığı, maktulün aracının yanından yaya olarak geçip stabilize yola girdiğinde sanığın, kendisine ait tabanca ile maktule birçok kez ateş ederek maktulü öldürdüğü anlaşılmıştır.
Sanığın maktul ile komşu olduğu zaman zaman aralarında bazı yanlış anlaşılmaların bulunduğu, bu yanlış anlaşılmalar neticesinde sanığın maktulu takıntı haline getirdiği, maktulün bazı sözleri sebebiyle ona karşı husumet beslediği ancak maktulü öldürmeye yönelik plan yaptığına ilişkin bir delilin bulunmadığı, sanığın akıl sağlığına ilişkin rapor aldırıldığı cezaî ehliyetinin tam olduğunun belirtildiği, sanığın Kemeraltından mermi aldığı zaman ile maktulü öldürdüğü zaman arasında tasarlama eyleminden söz edecek kadar bir zaman geçmediği gözetilerek sanığın eyleminin , 5237 sayılı Kanun’ un 81 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kasten öldürme suçunu teşkil ettiğinin tespitiyle, buna göre uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
Maktulün sanığa hitaben “deli” şeklinde söylemlerde bulunduğu, bu söylemlerin tanık beyanları ile de doğrulandığı, bu bakımdan sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının gerektiği ancak haksız tahrik teşkil eden eylemler ve sözlerin ağır nitelikte olmaması sebebiyle sanık hakkında asgari oranda haksız tahrik indirimi uygulandığı belirlenmiştir.
Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, eylemden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak Mahkemece sanık hakkında, takdirî indirim sebebi uygulanması takdir kılınmıştır.
2. Sanığın savunmasında suçlamayı kabul ettiği belirlenmiştir.
3. Tanıklar E.K, G.A., V.E. beyanları dava dosyasında mevcuttur.
4. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesince tanzim olunan, 23.12.2019 tarihli otopsi tutanağında;
“Kişide 8 (sekiz) adet ateşli silah giriş yarası tespit edilmiş olup, dış muayenede 3 ve 5 no’da tanımlanan giriş yarasını oluşturan yaralanmaların tek başına öldürücü nitelikte olduğu, dış muayenede 1, 6, 9, 10, 11, 15 no’da tanımlanan giriş yarasını oluşturan yaralanmaların öldürücü nitelikte olmadığı,
Kişinin ölümünün ateşli silah yaralanmasına bağlı büyük damar (sağ ve sol iliak arter, vena cava inferior) ve iç organ (ince barsak ve mezenter rüptürü, sağ böbrekte kontüzyon) yaralanmasından gelişen iç kanama (hemoperitoneum) sonucu meydana gelmiş olduğu, “
Belirtilmiştir.
5. Olay yeri inceleme raporu ve olay yeri krokisi dava dosyasında mevcut olup olay yerinde 12 adet boş kovan ele geçirildiği tespit edilmiştir.
6. Sanığın yakalanması sırasında yapılan usûlüne uygun üst araması neticesinde 245 PM73022 seri numaralı, suçta kullanılan yarı otomatik tabancanın sanığın rızası ile muhafaza altına alındığı belirlenmiştir.
7. … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce tanzim olunan 01.11.2019 tarihli raporda; inceleme konusu yarı otomatik tabancanın, 6136 sayılı Kanun hükümleri kapsamında taşınması ve bulundurulması yasak niteliği haiz ateşli silahlardan olduğu ve olay yerinden elde edilen 12 adet boş kovanın, bu tabancadan atıldıkları belirtilmiştir.
8. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesi kapsamında yapılan araştırma neticesinde;
a- Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Gözlem İhtisas Dairesi tarafından tanzim olunan, 06.01.2021 tarihli raporunda;
“04/01/2021 giriş ve 06/01/2021 çıkış tarihleri arasında yapılan muayenesi, müşahedesi, tetkikleri ve adli dosyanın incelenmesi neticesinde; Kendisinde ceza sorumluluğunu etkileyecek veya ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı tespit edilmediği. Dava dosyasının tetkikinden de suç tarihinde suçunu takip eden günlerde de herhangi bir akli arıza içinde olduğuna delalet edecek tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı; Bu duruma göre 22/10/2019 tarihinde Kasten öldürme suçuna karşı CEZA SORUMLULUĞUNUN TAM OLDUĞU “
b- Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı 4. İhtisas Dairesi tarafından tanzim olunan, 24.09.2021 tarihli raporunda;
“Kurulumuzca 02/08/2021 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; halihazırda cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisini ortadan kaldırıcak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zeka geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkur suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tibbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı, bu duruma göre 22.10.2019 tarihinde sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu oy birliği ile mütalaa olunur. “
Görüşlerini içeren raporlar dava dosyasında mevcuttur.
9. Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Maktulün … Opera ve Bale Müdürlüğünde, sanığın ise hırdavat dükkanında çalıştığı, maktulün olay tarihinden 1 yıl kadar önce sanığın ve ailesinin ikamet ettiği evin tahminen 300-400 metre kadar ilerisinde arsa satın alarak burada evini yaptığı, komşuluk ilişkilerinin başlangıçta iyi olduğu ancak sanığın çocuğunun maktulün evinin bahçesine girmesi üzerine katılan …’in sanığın çocuğuna kızdığı, bundan dolayı komşuluk ilişkilerinin bozulduğu, olay günü sabah saatlerinde sanığın, maktulün yanına giderek psikolojisinin bozulduğunu, sabrının taştığını, yaptıklarına son vermesi gerektiğini söylediği, sanığın iddiasına göre maktulün sanığa hitaben; ” Deliliğinden, ilaç içmenden bize ne ! ” diyerek cevap verdiği, sanığın olay günü işe gitmemeye karar verdiği, kardeşinden aracının anahtarını aldığı, kendisine ait bulundurma ruhsatlı tabancasına verilen izin gereği mermi almak amacıyla … iline geldiği, Kemeraltı semtinden av bayiinden mermi satın aldığı, araçla Foça’ya dönerek bir müddet araçla dolaştığı, daha sonra saat 17:00 sıralarında Hatundere İzban istasyonuna gelerek beklemeye başladığı, zira maktulün bu saatlerde işinden çıkarak İzban’dan inip evine gittiğini bildiği, sanığın önce aracıyla İzban’dan inip ikametine yürüyerek giden maktulün arkasından gittiği daha sonra araçtan indiği, maktulün yanına gittiği ve kendisine doğru dönen maktule ateş ederek ölümüne sebebiyet verdiği, bu şekilde sanığın kasten öldürme suçunu işlediği kabul edilerek buna göre uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
Maktulün gelip geçerken sanığa ait eve baktığı, sanığı gördüğünde tahta ve tenekeye vurduğu hususlarının sanık iddiasından ibaret olup hayatın olağan akışına uymadığı, “Deliliğinden ilaç içmenden bize ne” kelimelerinin maktul tarafından kullanılmış olsa dahi tahrik oluşturmayacağı anlaşılmakla haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması cihedine gidildiği belirlenmiştir.
Cezanın sanık üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak sanık hakkında takdirî indirim yapıldığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
1. Tasarlama Yönünden
a. Kasten öldürme suçu 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş,
“Nitelikli hâller” başlıklı 82 nci maddesinde;
“(1) Kasten öldürme suçunun;
a) Tasarlayarak,
…
İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”
Şeklindeki düzenleme ile tasarlayarak öldürme, kasten öldürme suçunun nitelikli hâlleri arasında sayılmıştır.
b. Gerek madde metninde, gerekse gerekçesinde tasarlama kavramının tanımına yer verilmemiş, bu konunun açıklığa kavuşturulması, öğreti ve yargısal kararlara bırakılmıştır. Öğretide tasarlamayı açıklama bakımından “soğukkanlılık” ve “planlama teorisi” olarak iki görüş ileri sürülmüştür. Soğukkanlılık teorisine göre, tasarlayarak öldüren şahısta bir soğukkanlılık gözlenmektedir. Bu kişinin başkasını öldürürken hiç heyecan duymamış olması, ondaki ruhsal kötülüğü göstermektedir. Ayrıca fail,
öldürme kararını önceden almış olmasına, araya zaman girmiş olmasına karşın, soğukkanlılığını korumuş ve bu karardan vazgeçmemiştir. Planlama teorisine göre ise tasarlama ile işlenen öldürme suçlarında, suç, önceden kararlaştırılmış, hazırlanmış ve planlanmıştır. Bu hazırlık, pusu kurmak, mağduru ya da maktulü bulmak, hile ile öldüreceği yere getirmek şeklinde olabilecektir. Burada fail, önceden aldığı suç işleme kararını gerçekleştirmek için suçta kullanacağı araçları seçip, temin etmekte ve bu suçu nasıl işleyeceği konusunda plan yapmaktadır.
c. 765 sayılı Türk Ceza Kanun’nun (765 sayılı Kanun) yürürlükte olduğu dönemde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 09.07.2002 tarihli ve 2002/138 Esas, 2002/301 Karar sayılı kararı ile 03.12.2002 tarihli ve 2002/247 Esas, 2002/414 sayılı kararlarında; “Failin bir kimseye karşı bir suçu işlemeye sebatla ve koşulsuz olarak karar vermesi, suçu işlemeden önce soğukkanlı bir şekilde düşündükten sonra ulaştığı ruhsal sükûnete rağmen kararından vazgeçmeyip ısrarla ve bu akış içerisinde fiilini icraya başlaması hâlinde tasarlamadan söz edilebilir. Tasarlama hâlinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte, ancak tasarladığı suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi fakat bir başka nedenle ve ani bir kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının ne zaman alındığı ve eylemin ne zaman işlendiği mevcut kanıtlarla saptanmalı, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı araştırılmalıdır.” sonucuna ulaşılmıştır.
d. Yerleşik yargısal kararlarda kabul edildiği ve tereddütsüz bir şekilde uygulandığı üzere, tasarlamadan söz edilebilmesi için failin, bir kimsenin vücut bütünlüğü veya yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükûnete rağmen bu kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması ve gerçekleştirmeyi planladığı fiili, belirlenmiş kurgu dâhilinde icra etmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 16.04.2013 tarihli ve 2013/3 Esas, 2013/144 Karar sayılı kararı, 26.06.2012 tarihli ve 2012/67 Esas, 2012/258 Karar sayılı kararı, 12.06.2012 tarihli ve 2012/560 Esas, 2012/227 Karar sayılı kararı, 25.01.2011 tarihli ve 2011/122 Esas, 2011/7 Karar sayılı kararı, 16.02.2010 tarihli ve 2010/251 Esas, 2010/25 Karar sayılı kararı, 02.02.2010 tarihli ve 2010/239 Esas, 2010/14 Karar sayılı kararı, 15.12.2009 tarihli ve 2009/200 Esas, 2009/290 Karar sayılı kararı, 03.10.2006 tarihli ve 2006/30 Esas, 2006/210 Karar sayılı kararı, 13.11.2001 tarihli ve 2001/239 Esas, 2001/247 Karar sayılı kararı ile 28.04.1998 tarihli ve 1998/117 Esas, 1998/155 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.
e. Tasarlama hâlinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut delillerle belirlenmeli, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır.
f. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın maktulü öldürme kararını önceden verdiğine, bu kararı verdikten sonra aradan soğukkanlılığa kavuşacak kadar makul bir süre geçmesine rağmen öldürme kararında sebat ettiğine ilişkin dava dosyasına yansıyan bir durumun bulunmadığı, sanığın savunmasından olayın ani bir kastla geliştiği sonucuna varılmakla Mahkemece sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabul edilmesinde isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Takdiri İndirim Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanması Mahkemenin takdirinde olup Mahkemece; “cezanın sanık üzerindeki olası etkileri” şeklindeki gerekçeye istinaden sanık lehine takdiri indirim sebebi uygulanmasına karar verilmesi karşısında güncel adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası bulunmadığı anlaşılan sanığın savunmasında suçunu ikrar etmesi, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları karşısında Mahkemenin takdirinin dava dosyası kapsamına uygun şekillendiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri
1. Haksız Tahrik Yönünden
Sanığın savunmasında ileri sürdüğü hususların komşuluk ilişkisinden kaynaklanan sıkıntılar olduğu anlaşılmakla, maktulden sanığa yönelen , haksız tahrik teşkil edebilecek herhangi bir söz veya davranışın bulunmadığı anlaşılmakla, sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sübut Yönünden
Sanığın, üzerine atılı suçlamayı tevil yolu ile ikrar etmesi, Olay Olgu (4) başlığı altında yer alan ayrıntısı belirtilen otopsi raporu içeriği karşısında sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Cezai Sorumluluk Yönünden
Olay ve Olgular başlığı altında (8) numaralı paragrafta bilgilerine ve içeriğine yer verilen adli muayene raporları içeriklerine göre sanığın cezai ehliyetinin tam olduğu anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.03.2022 tarihli ve 2022/168 Esas, 2022/1102 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Karşıyaka 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2023 tarihinde karar verildi.