Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/8081 E. 2023/433 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8081
KARAR NO : 2023/433
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.12.2021 Tarihli ve 2021/413 Esas, 2021/684 Karar Sayılı Kararı
Sanık hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.

B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 31.03.2022 Tarihli ve 2022/195 Esas, 2022/415 Karar Sayılı Kararı
İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Kasten öldürmeyi gerektirir husumet bulunmadığına, eylemin kasten yaralama sonucu ölüm kapsamında kaldığına,
Olası kastla ya da bilinçli taksir ile atılı suçun işlendiğine,
Haksız tahrik nedeniyle indirim uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay tarihinde sanık, maktul, tanıklar… ve….’nin daha önceden de zaman zaman sohbet edip uyuşturucu madde kullanmak amacıyla bir araya geldikleri ağaçlık alanda toplandıkları, sanığın yanında bulunan bıçakla maktulü bir müddet kovaladığı ardından doğrudan kast ile hareket ederek maktulü göğsünden bıçaklayıp ölümüne neden olduğu, tanıklar… ve…. tarafından maktulün sanık tarafından bıçaklandığının fark edilmesi üzerine ambulans ve kolluk kuvvetine haber verildiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.

Suç vasfı;
Her ne kadar söz konusu olay yerinin yokuş olduğu, maktulün yokuş olması sebebiyle sanıktan daha aşağıda kaldığı, maktulün aniden dönmesi sebebiyle eylemin taksirle yada olası kast ile gerçekleştiği yönünde sanık müdafii tarafından savunma yapılmışsa da, sanığın maktulü kovaladığı, sanığın elinde bıçakla kendisini korumasını gerektiren bir durum olmamasına karşın maktulün peşinden koştuğu, maktul birden bire dönmüş olsa dahi bıçağın sadece ani dönme karşısında bu kadar derine saplanamayacağı, hayatın olağan akışı, tanık anlatımları ve olay örgüsü ve sanığın bıçağı sapladığı bölgenin tek başına öldürücü nitelikte olması ve kullanılan silahın öldürme niteliği haiz olması karşısında sanığın söz konusu eylemi bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiği kanaatine varılmıştır.
Haksız Tahrik;
Sanık aşamalarındaki beyanlarında, cinsel şakaya maruz kaldığını beyan etmişse de, bu yönde savunmalarını doğrular tanık beyanına rastlanmamış, somut olayda maktulden kaynaklanıp sanığa yönelen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirir sebep bulunmadığı anlaşılmıştır.

2. Sanık üzerine atılı suçu kasten işlemediğini savunmuştur.

3. Tanıklar… ve….’nin beyanları tespit edilerek dava dosyasına eklenmiştir.

4. 21.04.2021 tarihli Olay Yeri İnceleme Raporu ve Krokisi dava dosyasında bulunmaktadır.

5. İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi’nin 31.05.2021 tarihli raporunda;
Maktul …’nın; ”Sol göğüs ucunun 6 cm altında midklavicular hatta medial kenarda 0,5 cm çentik bulunan 2,5 cm uzunluğunda bir açısı geniş bir açısı dar kesici delici alet yarası görüldü, kalp yüzeylerinde sağ ventrikül ön duvar septum komşuluğunda ventrikül kavitesi ile iştirakli kesici delici alet yarası tespit edildi.
Vücudunda bir adet kesici delici alet yarası bulunduğunun ve tek başına öldürücü nitelikte olduğunun, yaralanmayı meydana getiren aletin bir kenarının keskin diğer kenarının künt olduğunun, örneklerinde uyuşturucu tespit edilen kişinin ölümünün, kesici delici alet yaralanmasına bağlı kot kesileri ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu..”
Şeklinde görüş açıklandığı görülmüştür.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Suçun Manevi Unsuru ve Suç Vasfı Yönünden
Her ne kadar sanık müdafii, sanık ile maktul arasında öldürmeyi gerektirir husumet bulunmadığını, sanığın öldürme kastı ile hareket etmediğini, kovalamaca esnasında yokuşun sonunda bulunan hendeğe geldiğinde karşıya atlayamayacağını anlayan maktulün bir anda durup sanığa döndüğünü, sanığın elindeki çakıyı geriye çekse de maktulün isabet almasını engelleyemediğini, sanığın eylemine uyan suç
tipinin bilinçli taksirle ya da olası kast ile yaralama olabileceğini belirtmiş ise de; Olay ve Olgular başlığının (A-1) numaralı paragrafı, maktule ait otopsi raporu, olay yeri inceleme raporu, tanıklar… ve….’nin beyanları birlikte değerlendirildiğinde, suç tarihinde uyuşturucu madde kullanmak amacıyla ağaçlık alanda bir araya gelen sanık ile maktulün birbirleriyle şakalaştıkları esnada sanığın bir anda cebinden çıkardığı bıçakla maktulü kovalamaya başladığı, maktulün ise yerden aldığı bir dal parçası ile kendisini savunduğu, maktule yaklaşan sanığın, göğüs sol kısmına vurduğu tek bıçak darbesi neticesinde kalbe nafiz yaralanma sebebiyle maktulün ölümüne neden olduğu olayda, sanığın doğrudan kast ile hareket ettiğinin sabit olduğu, suçta kullanılan ve kesici kısmı 10,5 cm olan bıçağın kalp bölgesine yapılan darbelerde ölüm neticesini meydana getirmeye elverişli mahiyette bulunduğu da gözetildiğinde, 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulama olanağının bulunmadığı, bilinçli taksirle ya da olası kast ile yaralama koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönden hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Haksız Tahrik Yönünden
Olay ve olgular başlığının (A-1) nolu paragrafında belirtildiği üzere, görgüye dayalı bilgi sahibi sıfatıyla beyanda bulunan tanıklar… ve….’nin, maktulden kaynaklanıp sanığa yönelen ve haksız tahrike sebep olan herhangi bir söz ve eylemin bulunmadığını ifade etmeleri, sanığın maktulden kaynaklanan eylemleri haksız tahrike neden olabilecek şekilde aşamalarda geliştirerek çelişkiye düşmesi karşısında, hükümde bu yönden hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İsyanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 31.03.2022 tarihli ve 2022/195 Esas, 2022/415 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebeplerinde ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak
yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2023 tarihinde karar verildi.