YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8277
KARAR NO : 2023/3872
KARAR TARİHİ : 05.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, silahla tehdit
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı onanması.
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında silahla tehdit suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu suça yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci
fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 41.Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli ve 2021/234 Esas, 2021/467 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b. Silahla tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 18.04.2022 tarihli ve 2022/95 Esas, 2022/521 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafinin istinaf başvurularının katılan Kurum yararına vekalet ücretine hükmedilerek düzeltilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz sebepleri; cezadan takdire bağlı indirim yapılmaması gerektiğine, ilişkindir.
B. Sanık Bünyamin müdafiinin temyiz sebepleri ;
1. Sanığın kardeşi …’nın ve Feriköy Polis Merkezinde görevli polislerin beyanlarının alınmaması nedeniyle eksik incelemeye,
2. Suç niteliğine,
3. Haksız tahrikin varlığına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile katılanın resmi olarak evli olduğu ancak devam eden boşanma davaları ile bu kapsamda sanık aleyhine uzaklaştırma kararının bulunduğu, müşterek çocuk …’nın geçici velayetinin katılanda olduğu ve sanık ile ayın ikinci ve dördüncü haftası olmak üzere kişisel ilişki tesis edildiği, olay tarihinde …’nın sanığın yanında olduğu ve katılanın Aile Mahkemesinin kararında belirtilen saati sanığın geçirmesi ve çocuğu katılana teslim etmemiş olması nedeniyle katılan tarafından sanığın evinin önüne geldiği, sanığın aşağıya indiği, sanığın ile katılanın konuşmaya bağladığı esnada sanığın önce katılana tokat attığı sonrasında suçta kullandığı öldürmeye elverişli tabanca ile önce havaya iki el ateş ettiği, sonrasında katılanın ilk önce ayaklarına iki el ateş ettiği, katılanın yaralanarak yere düşmesi üzerine sanığın katılanın yerde olmasına rağmen ateş etmeye devam ettiği katılanın ellerini yüzüne doğru tuttuğu ve bu esnada sağ elinden de yaralandığını, sanığın eylemini üzerine çevrede bulunanlar tarafından saksı gelmesi ve tabancasındaki fişeklerin bitmesi ile sonlandırdığı, suçta kullanılan silahın öldürmeye elverişliliği, atış sayısı dikkate alındığında, katılanın ellerini yüzünü kapatması nedeniyle ellerinden aldığı yaralanmalardan da sanığın katılanın hayati bölgelerini de hedef aldığı anlaşılmakla, sanık hakkında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan uygulama yapıldığı, anlaşılmıştır.
2. Katılan hakkında düzenlenen Adlî Tıp Kurumu İstanbul Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 01.06.2021 tarihli; “D2 metakarp ve D3 midfalanks fraktürü tespit edildiği, ayrıca sol femur subdurakanterik kırık, sağ distal femur kırığı tespit edildiği arızasının:
1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı,
2- Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,
3- Vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi hafif (1), orta (2-3) ve ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında; Kişide saptanan kırığın hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu ”
Görüşünü içeren adli muayene raporu dava dosyasında bulunmaktadır.
3. Olay yeri inceleme raporu ile basit krokisi, balistik incelemeye ilişkin uzmanlık raporları, nüfus kayıtları ve tutanaklar dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından düzeltme nedeni dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık hakkında silahla tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin sanık müdafinin temyiz istemi yönünden
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında silahla tehdit suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu suça yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
B. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin cezadan takdire bağlı indirim yapılmaması gerektiğine, sanık müdafinin eksik incelemeye, suç niteliğine, haksız tahrikin varlığına yönelen temyiz sebepleri yönünden;
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dosyada bulunan deliller doğrultusunda sanığın kardeşi olan …’nın beyanının alınmasının esasa etki etmeyeceği, 23.05.2021 tarihli tutanak uyarınca da sanığın teslim olma iradesinin bulunduğu anlaşıldığından eksik incelemenin söz konusu olmadığı, sanığın suçta kullandığı silahın öldürmeye elverişli oluşu, atış sayısı, katılanın hedef gözetilen vücut bölgeleri, yaralanmaların niteliği, eylemin suçta kullandığı tabancadaki fişeğin bitmesi ve çevrede bulunanların müdahalesi ile son bulması dikkate alındığında sanığın ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu belirlendiğinden suç vasfının tayininde isabetsizlik bulunmadığı, olayın görgü tanığı olan …’ın soruşturma aşamasındaki katılan ile uyumlu beyanları uyarınca katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik teşkil eden söz ve davranışın bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Teşebbüsün Derecesi Yönünden
Dosya kapsamına göre ; sanığın katılanı suçta kullandığı tabanca ile D2 metakarp ve D3 midfalanks, sol femur subdurakanterik ve sağ distal femur kırığına neden olacak, yaşamını tehlikeye sokmayacak, basit bir tıbbî müdahale ile giderilemeyecek ve kırıkların hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte yaraladığı olayda, sanık hakkında teşebbüs nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun’un 35 … maddesi ile yapılan uygulama sırasında, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte gözetilerek makul düzeyde bir ceza tayini yerine, yazılı şekilde azami sınır olan 20 yıla yakın düzeyde uygulama yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilerek hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Silahla Tehdit Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne İlişkin Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde yer alan (A) paragrafında açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde yer alan (C) paragrafında açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz sebebi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 18.04.2022 tarihli ve 2022/95 Esas, 2022/521 Karar sayılı kararının “teşebbüsün derecesi” yönünden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğu ile BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanık müdafinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdiren İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy) (Karşı Oy)
KARŞI OY:
Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2022/8277 E. 2023/3872 K. sayılı kararının çoğunluk görüşüne, sanık …’nun neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan cezalandırılması ve hükmün bu nedenle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan katılmamaktayız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin uyumlu içtihadına göre, gerçekleştirilen eylem kasten öldürme & kasten yaralama olarak vasıflandırılırken, taraflar arasında öldürmeyi gerektirir bir husumet bulunup bulunmadığı, failin söz ve davranışları, suçta kullanılan alet ve kullanılış şekli, mağdurun vücudundaki isabet yerleri, sayısı ve harabiyetleri, eyleme son veriliş şekli birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılmalıdır.
Dosya kapsamına göre; mağdur … ve sanık …’nun evli olup yaklaşık bir yıldır ayrı yaşadıkları, olay günü …’nın müşterek çocukları …’yı almak için …’in ikametine gittiği, … ile …’nın konuşmaya başladıkları, aralarında çıkan tartışma sırasında sanık …’in yanında taşıdığı tabancasını çıkartarak önce havaya doğru sonrasında ise mağdur …’nın bacaklarını hedef gözeterek ateş ettiği, mağdur yere düştüğü sırada da yine yakın mesafe olmasına rağmen açıkça bacağına doğru ateş ederek kaçtığı anlaşılmaktadır.
Kastın belirlenmesi sırasında dikkat edilmesi gereken kriterleri somut olay üzerinde ayrı ayrı değerlendirmek gerekirse, öncelikle taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek derecede bir husumet bulunmamakta olup sanık … ile mağdur … arasındaki evlilik de sürmektedir. Sanık … olay sırasında öldürme kastı içinde hareket ettiğine ilişkin bir söz sarf etmemiş, …’nın beyanına göre “Devlet benim, benim adım …, kimse bana yanlış yapamaz” diyerek olay yerinden kaçmıştır. Olayda
kullanılan silah, isabet yerleri ve mağdurda oluşan yaraların özelliklerine bakıldığında sanık … tarafından özellikle mağdurun bacak bölgesinin rastgele hedef alındığı, bacağın aynı bölgesinin hedef gözetilmediği ve öldürücü hiçbir isabetin bulunmadığı, yaraların tamamı birlikte değerlendirilse dahi mağdurun hayati tehlike geçirmediği anlaşılmaktadır. Sanık … olaydan çok kısa bir süre sonra eşini vurduğunu söyleyerek teslim olmuştur. Aksi belirlenemeyen savunmalarına göre de üzerinde telefonu olmadığından (üst arama tutanağına göre sanığın üzerinde telefon yoktur) 112 Acil hattını arayamadığını, teslim olduğunda ambulansa haber verilmesini istediğini savunmuş, ilgili kolluk tutanağında da ambulansa haber verildiği tutanak altına alınmıştır. Bu nedenlerle sanık …’in neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 61 … maddesinin birinci fıkrasındaki kıstaslara göre temel ceza tayininde etkili olacak derecede alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle sorumlu tutulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun eylemin kasten öldürme suçuna teşebbüs olarak vasıflandırılması gerektiğine ilişkin görüşüne katılmamaktayız.