Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/8334 E. 2023/366 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8334
KARAR NO : 2023/366
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık müdafiileri ve katılan vekilinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü;

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.12.2021 tarihli ve 2021/650 Esas 2021/737 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 62 … maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

2. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 23.05.2022 tarihli ve 2022/375 Esas 2022/913 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiileri ile katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
1. Sanığa verilen ceza miktarının az olduğuna ve sanık hakkında kanuni ve takdîri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine,
İlişkindir.

B. Sanık Müdafiilerinin Temyiz İstemi
1. İlk eylemin katılandan gelmesi sebebiyle meşru müdafaa hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
2. Sanığın öldürme kastıyla hareket etmediğine, suç vasfının kasten yaralama olması gerektiğine,
3. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
4. Lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine,
5. Eksik inceleme ile karar verildiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan ve babasının bakkal dükkanı işlettikleri, sanığın katılan …’ın babası …’dan yapmış olduğu alışverişten dolayı kendisinden fazla para alındığını iddia ederek tekrar bahse konu bakkala gittiği, bu sırada dükkanda katılan …’ın bulunduğu, sanığın almış olduğu alkolün de etkisiyle katılan ile başladığı tartışmanın kavgaya dönüştüğü sanığın katılanı tek bıçak darbesiyle (sol göğüs bölgesinden), kemik (5. kot) kırığı, ile hemopnömotoraks ve ventrikül kesisi ile hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde yaraladığı anlaşılmıştır.

2. Sanık atılı suçu işlediğini ikrar etmiştir.

3. Katılan … ve tanıklar ….,….,….,…,… ve ….,’nin beyanları dosya içerisinde mevcuttur.

4. Olay yerini gösterir CD izleme tutanağı dosya içerisinde mevcuttur.

5. 2.07.2021 tarihli olay yeri inceleme tutanağı dosya içerisinde mevcuttur.

6. Katılan … hakkında düzenlenen 14.10.2021 tarihli Kayseri Adli Tıp Şube Müdürlüğünün;
Her ne kadar kişi iki adet kesici delici alet yaralanmasına maruz kaldığını belirtmiş ise de, yukarıda belirtilen Acil Servis, Göğüs Cerrahi, Kalp Damar Cerrahi Klinikleri tarafından düzenlenen raporlarda sol göğüs bölgesinden 1 adet kesici delici alet yaralanmasına maruz kaldığı,
Maruz kaldığı kemik (5. kot) kırığı, ile hemopnömotoraks ve ventrikül kesisine neden olan 1 adet kesici delici alet yaralanmasının;
1-…’nın yaşamını tehlikeye SOKTUĞU,
2-Tarif edilen lezyonların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte OLMADIĞI,
3-Yüz sınırları dahilinde yüzde sabit iz niteliğinde yara tarif edilmediği,
4-Duyularından veya organlardan birisinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk tarif ve tespit edilmediği,
5-Vücutta kemik kırık ve çıkıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1), orta (2-3) ve ağır (4,5,6) olarak sınıflandırıldığında şahısta meydana geldiği bildirilen kaburga kırığının hayat fonksiyonlarını orta (2.) derecede etkileyecek nitelikte olduğu,”
Görüşlerini içeren rapor dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Vekilinin;
1. Lehe Hükümlerin Uygulanmaması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanmasının Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında olduğu, ancak bu takdirin sınırsız ve denetime kapalı bir yetkiyi barındırmadığı, Yargıtay tarafından yapılacak değerlendirmenin, Mahkemenin takdirinin dava dosyasında mevcut veriler ile uyumlu şekilde şekillenip şekillenmediği ve yerinde ve yeterli gerekçeye dayanıp dayanmadığı ile sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece; “Sanığın geçmişi, yargılama sürecindeki hal ve davranışları göz önünde bulundurularak 5237 sayılı Kanun’un 62/1-2 nci maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak…” şeklindeki gerekçeye istinaden sanık lehine takdiri indirim sebebi uygulanmasına karar verilmesi karşısında, Mahkemenin takdirinin dava dosyası kapsamına uygun şekillendiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Ceza Miktarına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Türk Ceza Kanunu’nun 35 … madesi uyarınca; “(1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur. (2) Suça teşebbüs hâlinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.” hükmünden hareketle somut olayda;
Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Olay ve Olgular başlığı altında (6) numaralı paragrafta belirtilen adlî muayene raporuna göre; sol göğüs bölgesinden aldığı 1 adet kesici delici alet yaralanması sonucu kemik (5. kot) kırığı, ile hemopnömotoraks ve ventrikül kesisine neden olan 1 adet kesici delici alet yaralanmasının meydana geldiği ve hayati tehlike geçirdiği, ancak mevcut yaralanmanın duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına veya yitirilmesine neden olmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenen müebbet hapis cezası üzerinden eylemlerin teşebbüs aşamasında kalması sebebiyle aynı Kanun’un, 9 yıldan 15 yıla kadar ceza aralığı belirleyen 35 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim uygulanırken meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı gözetilerek sanık hakkında 12 yıl hapis cezasına hükmedilmek suretiyle yapılan uygulamada hukuka aykırılık saptanmamıştır.

B. Sanık Müdafilerinin;
1. Meşru Savunmaya İlişkin Temyizi Yönünden
Meşru savunma, 5237 sayılı Kanun’un 25 … maddesinin birinci fıkrasında;
“Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.”
Şeklinde bir hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlenmiştir.

Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda vurgulandığı üzere 5237 sayılı Kanun’un 25 … maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve hukuka uygunluk nedenlerinden birini oluşturan meşru savunma, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmakta ve bu nedenle eylemi suç olmaktan çıkarmaktadır. Bir olayda meşru savunmanın oluştuğunun kabul edilebilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

a) Saldırıya ilişkin şartlar:
i) Bir saldırı bulunmalıdır.
ii) Bu saldırı haksız olmalıdır.
iii) Saldırı meşru savunma ile korunabilecek bir hakka yönelik olmalıdır. Bu hakkın, kişinin kendisine veya bir başkasına ait olması arasında fark yoktur.
iv) Saldırı ile savunma eş zamanlı bulunmalıdır.

b) Savunmaya ilişkin şartlar:
i) Savunma zorunlu olmalıdır. Zorunluluk ile kastedilen husus, failin kendisine veya başkasına ait bir hakkı koruyabilmesi için savunmadan başka imkânının bulunmamasıdır.
ii) Savunma saldırana karşı olmalıdır.
iii) Saldırı ile savunma arasında oran bulunmalıdır.

Olayın meşru savunma içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için saldırıya ilişkin şartların yanında savunmaya ilişkin de şartların oluşması gerekmektedir. Savunmada zorunluluk bulunsa da savunmanın saldırı ile orantılı olması gerekir. Bu orantılılık belirlenirken saldırının yer ve zamanı, saldıran kişinin o anki durumu savunmada bulunan buna uygun bir tepki verip vermediği değerlendirilmelidir.

Bu açıklamalar kapsamında somut olay irdelendiğinde; sanığın katılanı olay olgular kısmı 6. bentte açıklandığı üzere bıçak ile hayati bölge olan göğüs bölgesinden tek bıçak darbesiyle yaraladığı ve katılanın maruz kaldığı kemik (5. kot) kırığı ile hemopnömotoraks ve ventrikül kesisine neden olan yaralanmasının hayati tehlike geçirmesine neden olduğu, sanığın bu şekilde gerçekleştirdiği eylemi nazara alındığında, suçta kullanılan aletin kullanılış biçiminin ve ölçüsünün saldırıyı sona erdirip tehlikeyi uzaklaştırmaya yeter düzeyde kaldığının kabulü mümkün görülmemektedir. Sanığın, kendisine yönelik saldırıya karşı ölçüsüz bir biçimde savunmada bulunduğu, karşı karşıya kaldığı saldırıya kıyasla çok ağır bir sonuca yol açacak şekilde karşılık verdiği, bu şekilde gerçekleştirdiği eylem ile ceza sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmanın mümkün olmadığı anlaşılmıştır.

2. Suç Vasfına İlişkin Temyizi Yönünden
Kasten yaralama suçu ile kasten öldürme suçuna teşebbüs arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayandığından, çözülmesi gereken konu sanığın kastının öldürmeye mi, yoksa yaralamaya mı yönelik olduğunun belirlenmesine ilişkindir.
İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.07.2003 tarihli ve 196-212, 30.09.2003 tarihli ve 226-229, 08.07.2008 tarihli ve 88-184 ile 31.03.2009 tarihli ve 248-82 sayılı kararları başta olmak üzere

birçok kararında da açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesi sırasında; fail ile mağdur arasındaki husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânının olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmaktadır.

Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken kıstaslar farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın suçu işleme şekli, suç aletinin niteliği, adli rapor ile belirtildiği üzere katılan …’daki yaralanmanın yeri (göğüs) dikkate alındığında, sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık saptanmamıştır.

3. Haksız Tahrik Hükümlerin Uygulanmasına İlişkin Temyizi Yönünden
Olay ve olgular bölümü (A-1) bendinde detaylarıyla anlatıldığı üzere olayın görgü tanığı olan B.V’nin beyanlarıyla da sabit olduğu üzere sanığın katılana “amınıza korum, hepinizi keserim, hepinizin amına korum, bana hiç kimse birşey yapamaz” diye küfür ettiği, katılanın buna rağmen sanığa yaşının büyük olduğunu, babası yaşında olduğunu, küfür etmemesini, dükkandan çıkıp gitmesini söylediği fakat sanığın küfürlerine devam ettiği, sanığın katılanın kendisine vurduğu ve kendisine hakaret ettiği yönündeki soyut iddialarının başka bir delille desteklenmediği anlaşıldığından, sanık lehine 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği haksız tahrik hükmünün uygulanmamasında isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık saptanmamıştır.

4. Lehe Hükümlerin Uygulanmasına İlişkin Temyizi Yönünden
Sanık hakkında hükmolunan netice ceza miktarına göre cezanın bireyselleştirilmesi sırasında nazara alınacak hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve seçenek tedbirlerin uygulama olanağının bulunmadığı gözetilerek hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

5. Eksik İnceleme Yönünden
Sanığın üzerine atılı suçlamayı ikrar ettiği, tanık beyanları, katılan hakkında tanzim olunan adlî muayene raporları, dosya içerisinde mevcut olay yerini gösterir CD izleme tutanağı içerikleri karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümde eksik inceleme yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 23.05.2022 tarihli ve 2022/375 Esas, 2022/913 Karar sayılı kararında sanık müdafiileri ve katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.02.2023 tarihinde karar verildi.