YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8399
KARAR NO : 2022/8742
KARAR TARİHİ : 09.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemes
SUÇLAR : Kasten yaralama, tehdit
HÜKÜMLER :1) Sanık …’in müştekiye yönelik kasten yaralama suçundan TCK’nin 86/2, 52/1-2, 4. maddeleri uyarınca “4.000,00 TL” adli para cezasına mahkumiyetine
2) Sanık …’in müşteki ve mağdura yönelik tehdit suçundan CMK’nin 223/2-e maddesi gereğince beraatine
3) Sanık …’in müştekiye yönelik kasten yaralama suçundan CMK’nin 223/2-e maddesi gereğince beraatine dair kararlar
TÜRK MİLLETİ ADINA
Mahalli mahkemece verilen hükümler sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya okunarak incelendi;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında kurulan hükümler yönünden;
Sanık … müdafiin 09.09.2015 havale tarihli süre tutum dilekçesi ile sadece “sanık … müdafii” sıfatı ile kurulan mahkumiyet hükmünü temyiz ettiği halde, 05.10.2015 havale tarihli ayrıntılı temyiz dilekçesinde, “sanık … müdafii” sıfatı ile de sanık … hakkında kurulan beraat hükümlerini de vekalet ücreti ile sınırlı olarak temyiz ettiği anlaşılmış ise de; sanık … müdafii olarak beraat hükümlerine dair temyiz talebi içeren dilekçesinin yasal bir haftalık süreden sonra verildiği ve yasal süreden sonra verilen dilekçe ile temyizin kapsamının ../..
genişletilemeyeceği anlaşılmakla, sanık … müdafinin süresinde bulunmayan temyiz isteminin, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK’un 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2) Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın müştekiye yönelik kasten yaralama suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin kılınmış, sanık savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafinin, savunma hakkının kısıtlandığına, sanığın suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine,
Ancak;
a) Sanık hakkında hüküm kurulurken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; … de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/05/2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararı uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Müşteki hakkında düzenlenen 02.11.2014 tarihli doktor raporunda, “boynunda 5 cm kesi” bulunduğunun belirtilmesi karşısında, müştekinin tüm tedavi evrakları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumuna sevki sağlanarak, yapılacak fiziki muayenesini müteakip, yaralanmasının sabit iz niteliğinde olup olmadığı hususunda, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor aldırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
c) Müşteki …’in aşamalarda değişmeyen beyanlarında, sanığın kendisine demir çubuk ile vurduğunu ifade ettiği, müşteki hakkında düzenlenen doktor raporunda sırtında 10 cm, boynunda 5 cm uzunluğunda kesi niteliğinde yaralanma bulguları bulunduğunun bildirildiği, buna göre sanığın yaralama eylemini silahtan sayılan demir çubuk ile işlediği anlaşıldığından, sanığın cezasında TCK’nin 86/3-e maddesi uyarınca artırım yapılması gerekirken yazılı şekilde eksik ceza tayin edilmesi,
d) Sanık ve müştekinin olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları ve olaya ilişkin tarafsız tanık da bulunmadığı anlaşılmakla, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması, bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ../..
22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 09.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.