YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8707
KARAR NO : 2023/226
KARAR TARİHİ : 01.02.2023
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.03.2022 tarihli ve 2021/233 Esas, 2022/56 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 17/06/2022 tarihli ve 2022/2077 Esas, 2022/2124 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafinin temyiz sebepleri
1. Haksız tahrikin varlığına,
2. Cezadan takdire bağlı indirim yapılması gerektiğine
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanığın, maktülün öz amcası olduğu ve aralarında arazi anlaşmazlığı bulunduğu, olay günü sanığın, anlaşmazlık konusu olan tarlayı traktör ile sürmekte olan maktülü görünce av tüfeğini alarak iki el ateş ettiği ve maktulün ölümüne sebebiyet verdiği, akabinde olay yerinden kaçarak uzaklaştığı olayda, sanık hakkında kasten öldürme suçundan hüküm kurulduğu belirlenmiştir.
2. Sanık üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar etmiştir.
3. Olay yeri inceleme raporu ve basit krokisi dava dosyasında bulunmaktadır.
4. Tanıkların beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.
5. Otopside maktulde en az bir atışla husulü mümkün yaralanma olduğu, sağ hemitoraksta 20×18 cm’li alanda toplamda dokuz adet av tüfeği iri saçma tanesi giriş yarası olduğu, sırt sol tarafta toplamda beş adet av tüfeği iri saçma tanesi çıkış yarası olduğu, maktulün ölümünün av tüfeği iri saçma tanesi
yaralanmasına bağlı iç organ (akciğer, perikard, kalp, diyafram, karaciğer) ve büyük damar (çıkan aorta ve torakal aorta) yaralanmalarından gelişen iç kanama (hemotoraks, hemoperitoneum) sonucu meydana gelmiş olduğu belirtilmiştir.
6. Olay yerinde bulunan iki adet boş kartuşun sanıktan ele geçen av tüfeğinden atılmış olduğuna ve svaplara, atış mesafesinde dair uzmanlık raporları dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Haksız Tahrik Yönünden
Sanık aşamalarda değiştirdiği savunmasında maktulün kendisine küfür etmesi ve olay öncesinde üzerine traktör sürmesi sebebiyle haksız tahrik altında suçu işlediğini iddia etmişse de; hazırlık aşamasındaki ilk ifadesinde maktulün kendisine küfrettiğinden bahsetmediği, sulh ceza mahkemesindeki sorgusunda ise maktulün traktör sesinden kendisini duymamış olacağından eli ile git işareti yaptığını ve kendisinin de tüfekle ateş ettiğini beyan ettiği anlaşılmakla, sanık hakkında yeterli ve kanunî gerekçe ile haksız tahrik hükmünün uygulanmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Takdiri İndirim Sebebi Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanması Mahkemenin takdirinde olup Mahkemece, sanığın hazırlık aşamasında müdafi ile vermiş olduğu ifadesinden sonra daha az ceza alabilmek amacıyla savunmasını değiştirmiş olması, sanığın kendisine ait olduğunu iddia ettiği gayrimenkul ile ilgili yapılan kadastro çalışmasına Kemal Özbekli’nin itiraz etmesine duyduğu kızgınlık nedeniyle eylemi gerçekleştirmiş olması, bu kızgınlığın uzun süredir var olması ve sanığın herhangi bir tartışma yaşanmaksızın eylemi gerçekleştirmiş olması dikkate alındığında mahkememizde vermiş olduğu pişman olduğuna dair beyanının daha az ceza almaya yönelik bir beyan olduğu kabul edilmekle sanık hakkında takdiren 5237 sayılı Kanun’un 62. maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına, şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeyle takdiri indirim sebebi uygulanmadığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 17.06.2022 tarihli ve 2022/2077 Esas, 2022/2124 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.02.2023 tarihinde karar verildi.
(M)
KARŞI OY
Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızdaki görüş farklılığı, sanık hakkındaki hükümde ilk derece mahkemesinin TCK’nın 62. maddesinin uygulanmamasına yönelik takdirinin gerekçesi yönünden isabetli bulunmadığı şeklindeki düşüncemize dayanmaktadır. Nitekim sanık müdafinin temyiz itirazlarından biri de, müvekkili sanık hakkında TCK’nın 62. maddesindeki takdiri indirim maddesinin uygulanmamış olmasına yöneliktir.
Somut olayda, ilk derece mahkemesi kasten insan öldürme suçundan TCK’nın 81. maddesi gereğince müebbet hapis cezasıyla mahkumiyetine karar verdiği sanık hakkında takdiri indirime ilişkin TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermiş, bu kararın gerekçesini ise “Sanığın hazırlık aşamasında müdafisi ile vermiş olduğu ifadesinden sonra daha az ceza alabilmek amacıyla savunmasını değiştirmiş olması, sanığın kendisine ait olduğu iddia ettiği gayrimenkul ile ilgili yapılan kadastro çalışmasına ……….,’nin itiraz etmesine duyduğu kızgınlık nedeniyle eylemi gerçekleştirmiş olması, bu kızgınlığın uzun süredir var olması ve sanığın herhangi bir tartışma yaşanmaksızın eylemi gerçekleştirmiş olması dikkate alındığında mahkememizde vermiş olduğu pişman olduğuna dair beyanının daha az ceza almaya yönelik bir beyan olduğu kabul edilmekle” biçiminde açıklamaya çalışmıştır.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 7406 sayılı Kanunun 1. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Takdiri İndirim Nedenleri” başlıklı 62. maddesinde; “fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir. Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
TCK’nın 62. maddesinin ikinci fıkrasında takdiri indirim nedenleri sayıldıktan sonra “gibi” denilmek suretiyle takdiri indirim nedenlerinin yasada sayılanlarla sınırlı olmadığı, aksine bunların örnek olarak belirtildiği açıkça vurgulanmıştır. Burada sayılan “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri” gibi nedenler, uygulamada sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikteki gerekçelerdir. Bunun sonucu olarak da, TCK’nın takdiri indirim nedenleri yönünden serbest değerlendirme sistemini benimsediği kabul edilmektedir.
Serbest takdir sisteminin bir gereği Hâkim; “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri”nin yanında, her somut olaya göre değişebilecek ve önceden öngörülemeyecek nedenleri de birlikte değerlendirerek bu hususta hak, adalet ve nasafet kurallarına uygun biçimde uygulama yapacaktır.
07.06.1976 gün ve 3-4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile bu doğrultudaki birçok Ceza Genel Kurulu kararında açıkça vurgulandığı üzere; yasa koyucu, takdiri indirim hükmünün tatbiki konusunda uygulamada çıkabilecek olan ve önceden öngörülme olanağı bulunmayan çeşitli halleri kapsayacak bir kalıp bulmanın zorluğu karşısında indirim nedenlerini kısıtlamaktan özenle kaçınmıştır.
Hâkimin bu konudaki takdir yetkisi sınırsız olmayıp, bütün kararlarda olduğu gibi takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararlar da gerekçeli olmalıdır. Bununla birlikte gösterilen gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dosya içeriğine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağında da kuşku bulunmamaktadır.
Nitekim Ceza Genel Kurulunun 27.09.2011 gün ve 122-187 sayılı kararında da benzer hususlara işaret edilmiştir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde;
Sanığın savunma hakkı kapsamında ve henüz soruşturma aşamasında müdafi eşliğindeki sorgusunda kendisi hakkında lehe sonuçlar doğuracağı düşüncesiyle verdiği ifadenin, delil saklama, delil karartma, adaletten kaçma gibi olumsuz ve bir yönüyle failin olumsuz kişilik özelliklerini de ortaya koyabilecek davranışlardan olmadığı, bu bakımdan aleyhe değerlendirilemeyeceği, yine mahkemenin takdiri indirim uygulamama gerekçesinde yazılı “sanığın kendisine ait olduğu iddia ettiği gayrimenkul ile ilgili yapılan kadastro çalışmasına…………,’nin itiraz etmesine duyduğu kızgınlık nedeniyle eylemi gerçekleştirmiş olması, bu kızgınlığın uzun süredir var olması ve sanığın herhangi bir tartışma yaşanmaksızın eylemi gerçekleştirmiş olması dikkate alındığında mahkememizde vermiş olduğu pişman olduğuna dair beyanının daha az ceza almaya yönelik bir beyan olduğu kabul edilmekle” şeklindeki hususların ancak ve ancak suç vasfının tasarlama niteliğinde olup olmadığının ve haksız tahrik koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi bakımından ölçüt olarak yazılabileceği, sanığın pişmanlığının bu ölçütler ışığında ele alınıp ortaya konulmasının mümkün olmadığı, bu bağlamda mahkemenin TCK’nın 62. maddesinin sanık hakkında uygulanmaması yönündeki takdirinin temelini teşkil eden gerekçelerin dosya kapsamına uygun düşmediği gibi hukukça kabul edilebilir nitelikte
bulunmadıkları, gerekçesi usul ve yasaya aykırı nitelikteki ilk derece mahkemesi hükmünün ve buna yönelik istinaf istemini esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu bakımdan isabetli olmadığı görüşünde olmam nedeniyle sayın çoğunluğun onama yönündeki düşüncesine katılmıyorum.
Muhalif Üye
…