Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/8827 E. 2023/649 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8827
KARAR NO : 2023/649
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2011 tarihli ve 2011/180 Esas, 2011/205 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesi, 29 uncu

maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süreyle denetimli serbestliğe karar verildiği, bu kararın 20.10.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

2. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.09.2018 tarihli ve 2018/309 Esas, 2018/319 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.

3. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.01.2019 tarihli ve 2018/139 Esas, 2018/39 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, ancak istinaf edenin sıfatı karşısında aleyhe istinaf bulunmadığından 5271 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığın sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının korunması suretiyle infazın, 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası üzerinden yapılmasına, ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebebi; eylemi meşru savunma koşulları altında gerçekleştirdiği gözetilerek hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Mağdurun, sanığı olay tarihinden yaklaşık 6 ay önce, bıçakla, duyularından ya da organlarından birinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaraladığı, taraflar arasında bu sebeple husumet bulunduğu, olay tarihinde bir düğünde karşılaştıkları, sanığın mağdurdan rahatsız olduğu ve ortak tanıdıkları bir kişiyi mağdura göndererek ikisinden birinin düğün yerinden ayrılmasını istediği, mağdurun buna rağmen düğün yerinden ayrılmadığı, bunun üzerine sanığın düğün yerinden uzaklaşmak istediği, ancak mağdurun sanığın yolu üzerine geçtiği, sanığın önceki olayın da etkisinde kalarak, mağdurun

elinde bulunan bıçaktan da korkup paniğe kapılarak mağduru bıçakla 5 cm.’lik batına nafiz ve femoral bölgede 3 cm.’lik kesici delici alet yarası nedeniyle karaciğer ve pankreasta yaralanmalar meydana gelecek ve her iki yaralanma da hayati tehlikeye neden olacak şekilde yaraladığı, mağdurun yaralanmasını müteakip olay yerinden kaçtığı, sanığın suçta kullandığı bıçakla birlikte emniyete giderek teslim olduğu anlaşılmıştır. Sanık ile mağdur arasında önceye dayalı öldürmeyi gerektirir bir husumet bulunmayışı, darbelerin belli bir vücut bölgesine yönelik olmayıp rastgele ve dağınık biçimde olması, daha önce mağdurun sanığı bıçakla yaralaması nedeniyle ve olay anında hastanede mağdurun üzerinde bulunup el konulan bıçağı mağdurun sanığın yoluna çıkıp göstermesi nedeniyle sanığın eyleminin daha çok içinde bulunduğu korku halinin sonucu olarak savunma amaçlı kabul edilmesi gerektiği kanaatiyle hayati tehlike bulunmasına rağmen eylem öldürmeye teşebbüs olarak değil, kasten yaralama olarak değerlendirilerek buna göre uygulama yapıldığı tespit edilmiştir.

2. Sanık, soruşturma aşamasında üzerine atılı suçlamayı ikrar etmiştir.

3. Tanık beyanları, mağdurun soruşturma aşamasındaki anlatımı ile uyumludur.

4. Mağdurun, 15.11.2010 tarihinde sanığı, bıçakla ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde kasten yaralama eyleminden neticeten 2 yıl 1 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine dair … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.02.2015 tarihli ve 2010/621 Esas, 2015/255 Karar sayılı, temyizde onama üzerine kesinleşen ilâm örneği dava dosyasında mevcuttur.

5. Sanığın eylemi neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı … Adlî Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim olunan, 28.06.2011 tarihli adlî muayene raporunda; “… umblikusun hemen solunda 5 cm.’lik batına nafiz, femoral bölgede 3 cm.’lik kesici delici alet yaralanması, sol el 5. Parmakta 2 cm.’lik cilt ve cilt altı kesisi bulunduğu, karaciğer sol lop anteriorda yaklaşık 4 cm.’lik giriş ve arka yönde yaklaşık 3 cm.’lik çıkış olduğu, ayrıca pankreas başında kesici ve delici alet yaralanması bulunduğu, yaralanmaların, kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğu …” görüşü açıklanmıştır.

6. Olay tarihinde sanık hakkında, … Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baştabipliğince tanzim olunan adlî muayene raporunda, darp ve cebir izinin bulunmadığı belirtilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte İlk Derece Mahkemesince suç vasfının tayininde yanılgıya düşüldüğü belirlenmekle; “Olay tarihinden yaklaşık 6 ay önce mağdurun sanığı yaraladığı, taraflar arasında bu sebeple husumetin bulunduğu, olay günü sanık ile mağdurun, aynı mahallede oturan arkadaşlarının düğününe katıldıkları, sanık ve mağdurun orada karşılaşmaları üzerine sanığın bıçak ile mağduru karın

bölgesinden ve femoral bölgeden ayrı ayrı hayati tehlike geçirecek düzeyde yaraladığı, mağdurun olay yerinden kaçması üzerine sanığın eylemine devam edemediği, mağdurda oluşan yaraların niteliği, kullanılan aletin elverişliliği, bir önceki olay nedeni ile aralarında ciddî bir husumetin bulunması, mağdurun kaçması üzerine sanığın eylemine devam edememesi nazara alındığında sanığın eyleminin öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu …” şeklindeki gerekçeye istinaden sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçu olarak vasıflandırıldığı ve buna göre uygulama yapıldığı tespit edilmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanık ile mağdur arasında, Olay ve Olgular başlığı (A-4) numaralı paragrafta yer verilen olgu itibarıyla husumetin bulunduğu, ancak aradan geçen zaman fasılası karşısında bu hususun, meşru savunma koşullarının oluşmasına elverişsiz olduğu, nitekim bu hususun sanık lehine haksız tahrik teşkil ettiğinin kabulü ile kurulan hükümde haksız tahrik indirimine yer verildiği, sanığın soruşturma aşamasında ifade ettiği; “Giderken 5 adım ileride sağ tarafıma doğru yürüdü ve eli cebindeydi, ben de daha önceden bir husumetim olduğu için korktum, bıçakladım.” şeklindeki anlatımı ve Olay ve Olgular başlığı (A-6) numaralı paragrafta yer verilen adlî muayene raporunun içeriğinin de meşru savunmanın saldırıya ilişkin koşulunun oluşmadığı belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.01.2019 tarihli ve 2018/139 Esas, 2019/39 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.02.2023 tarihinde karar verildi.