YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9004
KARAR NO : 2023/332
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.12.2020 tarihli ve 2019/481 Esas, 2020/524 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 13.06.2022 tarihli ve 2021/425 Esas, 2022/1612 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvuruları üzerine, katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 11 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan vekilinin temyiz sebepleri;
1. 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca uygulama yapılırken azami ceza belirlenmesi gerekirken eksik ceza verildiğine,
2. 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin uygulanmaması gerektiğine,
İlişkindir.
B. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri
1. Eksik inceleme ile karar verildiğine,
2. Sanığın öldürme kastının bulunmadığına,
3. 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca teşebbüs indiriminin uygulanması sırasında gerekçesiz olarak azami sınıra yakın uygulama yapıldığına,
4. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan ile sanığın arkadaş oldukları, suç tarihinde sanık ve D.’nin sevgili oldukları, yine katılan ile …’nin kız kardeşi …’nin sevgili oldukları, suç tarihinden yaklaşık bir ay önce katılan ile … ve ….’nin birlikte yemek yedikleri, söz konusu yemeğe sanığın katılmaması sebebiyle sanık ile katılanın yemekten birkaç gün sonra tartıştıkları, sonrasında bu sebeple katılanın sanık ile görüşmeyi kestiği, yemek sebebiyle yapılan konuşmadan yaklaşık bir ay geçtikten sonra 29.08.2018 tarihinde saat 02.27 sıralarında sanığın katılanı arayarak “seninle konuşacaklarım var” diyerek katılanı mahalle girişine çağırdığı, katılanın belirtilen yere gittiğinde sanığın “sen beni gördüğün yerde hiç selam vermiyorsun, benden uzak duruyorsun” diyerek üzerinde bulunan ve ele geçmeyen bıçağını çıkartıp bir anda katılanın karnına sokup çıkardığı, katılan hakkında Adlî Tıp Kurumundan alınan raporlara göre, ince bağırsakların beş ayrı yerden yaralanmasına, karın içerisinde iki litreden fazla kanama meydana gelmesine, karın içinde büyük damar yaralanmasının oluşmasına, hayati tehlike geçirmesine ve çocuk yapma yeteneğini kaybetmesine neden olacak nitelikte yaralandığı, katılanın petrol istasyonuna doğru uzaklaşarak yardım istemesi ile olayın son bulduğu ve katılan tedavi altına alınarak hayatta kaldığı anlaşılmıştır.
Sanığın suçta kullandığı bıçağın ve hedef aldığı bölgenin öldürmeye elverişli olması, katılanın petrol istasyonuna doğru uzaklaşarak yardım istemesi ve hastaneye yetişmesi sonucunda ölüm neticesinin gerçekleşmemesi hususları dikkate alındığında, sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğunun kabul edildiği, katılanın sanığın suç tarihindeki kız arkadaşının da bulunduğu ortamda yemek yemesinin haksız bir saldırı niteliğinde değerlendirilemeyeceği ve olaydan yaklaşık bir ay geçtiği, katılandan sanığa yönelen haksız bir saldırı olmadığı ve sanığın icrai hareketlerine katılandan haksız bir saldırı gelmeksizin aniden başladığı gerekçeleriyle sanık hakkında haksız tahrik indirimi uygulanmadığı, sanığın duruşmadaki olumlu tutum ve davranışları nazara alınarak 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca (1/6) oranında takdiri indirim uygulandığı belirlenmiştir.
2. Sanığın, üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar ettiği belirlenmiştir.
3. Katılanın aşamalardaki beyanları istikrarlıdır.
4. Tanıklar A.D., H.S., D.D., G.D., E.E. ve M.D.’nin beyanları dava dosyasında mevcuttur.
5. Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak;
a) … Atatürk Devlet Hastanesinin 29.08.2018 tarihli,
“Batın ön kısım alt bölgede bıçaklanma, barsak ansı dışarıda, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, hayati tehlikesi mevcut,”
b) … Atatürk Şehir Hastanesinin 29.08.2018-07.09.2018 yatış-çıkış tarihli,
“Batına nafiz bıçaklanma, ince barsak rüptürü, 5 ayrı yerden A.iliaca interna yaralanması ön ve arka duvar, Ameliyat raporu; -Damar onarımı, direkt, intraabdominal, -İnce barsak perforasyonunda primer sütür, GAA’da göbek üstü ve altı median kesi ile batına girildi, expada batın içi tamamen kanla doluydu, sakrum hizasında A.iliaca interna ön ve arka duvarda yaralanma mevcut olduğu, primer onarım yapıldı, Kalp damar cerrahi uzmanı tarafından A.iliaca internadaki yaralanmalar primer olarak onarıldı, Uygulamalar; Eritrosit süspansiyonu ve taze donmuş plazma(Sayıları belirsiz), AC grafisinde; eksternal kaynaklı lineer opasiteler izlendiği,”
c) Adli Tıp Kurumu Başkanlığı … Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 20.02.2020 tarihli,
“Katılanın 29.08.2018 tarihinde meydana gelen yaralanmasının;
i) İç organ ve büyük damar yaralanması tarif edildiğine göre; kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden OLDUĞU,
ii) Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI,
iii) Vücudunda kemik kırığına neden olmadığı,
iv) Yüzde sabit ize neden olmadığı,
v) Duyu- organ işlevinin zayıflaması/yitirilmesi yada çocuk yapma yeteneğinin kaybolması hususunda görüş bildirilebilmesi için, şahsın bir Üniversite Hastanesi Üroloji bölümüne sevk edilerek Spermiogram testi yapılarak düzenlenecek uzman hekim raporunun tarafımıza gönderilmesi gerektiği,”
d) Adli Tıp Kurumu Başkanlığı … Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 12.10.2020 tarihli,
“Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalına ait 21.09.2020 tarihli durum bildirir rapor evrakı incelendiğinde; rapor sonuç bölümünde; hastanın bıçaklanma olayı neticesinde doğal yollardan (meniyi idrar kanalından dışarı atamadığı için) çocuk yapma yeteneğinin kaybolmuş olabileceğinin düşünüldüğü bilgisinin yer aldığı görülmektedir.
SONUÇ:
Hastanın mevcut tıbbi belgelerinin incelenmesi ve önceden tanzim edilen adli rapor evrakları içeriğinde yer alan veriler doğrultusunda yapılan adli tıbbi değerlendirme neticesinde, olay nedeniyle hastanın maruz kaldığı travmanın, önceden tanzim edilen adli rapor evrakı içeriğindeki kanaate ek olarak;
Dava konusu bıçaklanma olayına bağlı olarak çocuk yapma yeteneğinin kaybolmasına neden olacak nitelikte OLDUĞU,”
Görüşlerini içeren adlî muayene raporları dava dosyasında bulunmaktadır.
6. a) Sanık hakkında, Atatürk Devlet Hastanesi tarafından tanzim olunan 12.09.2018 tarihli,
“Burun bölgesinde kızarıklık, sağ SİAS üstünde 3×2 cm boyutlarında kızarıklık, sağ avuç içi kızarıklık, hasta darp cebirin 10 gün önce olduğunu söylüyor, sağ kulakta duyma kaybından bahsediyor fiziki muayenede kulağa dair bulgu yok, geçici rapordur.”
b) … Atatürk Devlet Hastanesi tarafından tanzim olunan 14.09.2018 tarihli,
“KBB muayenesinde herhangi bir patoloji saptanmadı. Ortopedi muayenesinde yumuşak doku yaralanması, basit tıbbi müdahale ile giderilir.”
Görüşlerini içerir adlî muayene raporları dava dosyasında mevcuttur.
7. Olay yerini gören kamera sisteminin bulunmadığına ve suç aletinin bulunamadığına dair 29.08.2018 tarihli araştırma tutanakları ile sanığın 03.09.2018 tarihinde Altıeylül İlçe Jandarma Komutanlığına teslim olduğuna dair tutanak ve katılanın kullandığını beyan ettiği GSM hattının olay tarih ve saatlerine ait iletişimin tespiti kayıtları dava dosyasına eklenmiştir.
8. Aynı olay kapsamında katılan hakkında sanığı yaralamaktan … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 24.10.2018 tarihli ve 2018/13491 soruşturma numaralı ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, anılan kararın 16.09.2019 tarihinde kesinleştiği görülmüş, buna ilişkin evrak dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak katılan hakkında dosyada bulunan adli muayene raporlarının değerlendirilmesinde sanığın eylemi sonucu katılanda çocuk yapma yeteneğinin kaybı olup olmadığı yönünde tereddüt oluştuğu, bu nedenle alınan rapora göre doğal yollarla çocuk yapma yeteneğinin kaybolmasına sebebiyet verdiği hususunun tespit edildiği, teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca yapılan uygulama sırasında, zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte değerlendirilerek makul bir oranda ceza verilmesi yerine 12 yıl hapis cezası verilerek eksik ceza tayin edildiği kanısına varıldığı ve aleyhe istinaf talebi de bulunmakla ilk derece mahkemesinin kararının kaldırıldığı, katılanda meydana gelen yaranın ağırlığı, gelecekteki etkileri, katılanın yaşı, birden fazla nitelikli halin gerçekleşmesi, 3 üncü maddesindeki orantılılık ilkesi, teşebbüsün ulaştığı seviye gözetilerek sanığın 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın duruşmadaki olumlu tutum ve davranışları, geçmişi lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek aynı Kanun’un 62 inci maddesi gereğince cezasından indirim yapılmasına karar verildiği belirlenmiştir.
2. Adli Tıp Kurumu 2 nci İhtisas Kurulu tarafından tanzim olunan 16.03.2022 tarihli,
“29.08.2018 tarihinde batına nafiz kesici delici alet yaralanması sonucu büyük damar yaralanması gelişen ve cerrahi tedavi uygulanan kişinin mevcut tıbbi belgelerinde tanımlanan anejekülasyon durumunun batına nafiz yaralanmanın fizyolojik etkilerine bağlı olarak geliştiğinin anlaşıldığı, normal şartlarda çocuk yapma yeteneğinin normal ejekülasyonla mümkün olduğu ancak anejekülatif kişinin doğal yollarla çocuk sahibi olamayacağı, yardımcı üreme teknikleri vasıtasıyla çocuk sahibi olabileceği”
Görüşlerini içerir adlî muayene raporu dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Eksik İncelemeye Yönelen Temyiz Sebebi Yönünden
Sanığın üzerine atılı suçlamayı ikrara yönelik savunması, katılan beyanı ve tanıkların anlatımları, katılan hakkında tanzim olunan adlî muayene raporları ile katılanın kullandığını beyan ettiği GSM hattının olay tarih ve saatlerine ait iletişimin tespiti kayıtları karşısında Mahkemece sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği ve kararın objektif bulgulara dayandırıldığı belirlendiğinden, inceleme konusu hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık Müdafiinin Öldürme Kastı Bulunmadığına Yönelen Temyiz Sebebi Yönünden
Sanığın katılana husumet beslemesi, suçtan kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli olması, katılanda meydana gelen yaralanmaların yeri, nitelikleri ve saldırının sanık tarafından sonlandırılmayıp katılanın kaçması sonucu son bulması dikkate alındığında sanığın kastının, öldürmeye yönelik olduğu anlaşılmakla, suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Katılan Vekilinin Ve Sanık Müdafiinin Teşebbüs İndirimine Yönelen Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmalara ilişkin olarak Olay ve Olgular başlığı altında (A-5) ve (B-2) numaralı paragraflarda içerik ve ayrıntıları belirtilen adlî muayene raporlarına göre ince bağırsakların beş ayrı yerden yaralanmasına, karın içerisinde iki litreden fazla kanama meydana gelmesine, karın içinde büyük damar yaralanmasının oluşmasına, hayati tehlike geçirmesine ve çocuk yapma yeteneğini kaybetmesine neden olacak nitelikte yaralandığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenen müebbet hapis cezası üzerinden eylemin teşebbüs aşamasında kalması sebebiyle aynı Kanun’un 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılanda meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, gelecekteki etkileri, katılanın yaşı ve birden fazla nitelikli halin aynı olayda gerçekleşmesi nedenleriyle 14 yıl hapis cezasına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Sanık Müdafiinin Haksız Tahrike Yönelen Temyiz Sebebi Yönünden
Katılanın, sanığın kız arkadaşının da bulunduğu ortamda yemek yemesinin haksız tahrik niteliğinde değerlendirilemeyeceği ve yemek yemenin üzerinden yaklaşık bir ay geçtiği, 29.08.2018 tarihinde saat 02.27 sıralarında sanığın katılanı arayarak “seninle konuşacaklarım var” diyerek katılanı mahalle girişine çağırdığı, katılandan sanığa yönelen haksız bir saldırı olmadığı ve sanığın icrai hareketlerine katılandan haksız bir saldırı gelmeksizin aniden başladığı belirlenmekle ayrıca sanığın savunmasında öne sürdüğü önce katılanın yumruk atıp bıçak çektiği hususunun, olaydan sonra firar eden sanığın 03.09.2018 tarihinde Jandarmaya teslim olması ve darp iddiaları ile ilgili Olay ve Olgular başlığı altında (A-6) numaralı paragrafta içerik ve ayrıntıları belirtilen 12.09.2018 tarihli adlî muayene raporundaki yumuşak doku travması bulgusunun katılan tarafından gerçekleştirildiğine dair iddia ötesinde delil bulunmadığı kabul edilerek katılan hakkında 16.09.2019 tarihinde kesinleşen … Cumhuriyet Başsavcılığının 24.10.2018 tarihli ve 2018/13491 soruşturma numaralı ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı gözetildiğinde doğrulanmadığı anlaşılmakla sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği haksız tahrik indiriminin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
E. Katılan Vekilinin Takdiri İndirime Yönelen Temyiz Sebebi Yönünden
Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümde “duruşmadaki olumlu tutum ve davranışları, geçmişi” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeyle 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereği takdiri indirim nedeni uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 13.06.2022 tarihli ve 2021/425 Esas, 2022/1612 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre göz önüne alındığında, sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.