Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/9056 E. 2023/236 K. 01.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9056
KARAR NO : 2023/236
KARAR TARİHİ : 01.02.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.06.2021 tarihli ve 2020/133 Esas, 2021/293 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tasarlayarak kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği,

2. Kararın sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 14.09.2021 tarihli ve 2021/1221 Esas, 2021/769 Karar sayılı kararı ile;

”Sanık …’in maktule yönelik eylemi sebebiyle verilen mahkumiyet kararı açısından yapılan istinaf incelemesinde;

Sanık müdafiinin, sanığın eylemini olası kasıt ile gerçekleştirdiğine, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine dair istinaf başvurusunda ileri sürdüğü sebeplerin REDDİNE,

Ancak; yerleşik yargısal kararlarında kabul edildiği ve tereddütsüz bir şekilde uygulandığı üzere, tasarlamadan söz edilebilmesi için; “failin, bir kimsenin vücut bütünlüğü veya yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükûnete rağmen bu kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması ve gerçekleştirmeyi planladığı fiili, belirlenmiş kurgu dâhilinde icra etmesi gerekmektedir.”

Tasarlama halinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut delillerle belirlenmeli suç kararıyla eylem

arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır. (CGK, 16/04/2013, 2013/1-3E., 2013/144 K.)

Sanık …’in üzerine atılı suçun vasfı yönünden yapılan değerlendirmede; tasarlamanın oluşması için, bir kimseye karşı belli bir suçu işleme kararının verilmesi, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında tasarlamayı kabule elverişli makul bir sürenin geçmesi, bu süre içerisinde sebat ve ısrar göstererek kararlaştırılan suçun işlenmesi gerekmekte olup, mevcut somut olayımızda; sanık …’in sevk ve idaresinde bulunan araçla seyir halinde iken aralarında alacak verecek meselesinden dolayı husumet bulunan maktulün aracını görerek takibe koyulduğu, bir süre sonra aracı ile maktulün aracının önünü kestiği, araçtan inerek önce aracında bulunan maktulün ayak bölgelerine doğru sıktığı, araçtan inmek için hamle yapan maktulün yaralanmasının da verdiği etki ile yere düşmesi üzerine sanığın bu sefer maktulün kafasına sıkarak aracı ile olay yerinden kaçtığı şeklinde gerçekleşen ve kabul edilen olayda; olayın meydana gelme zamanı, yeri ve sonrasında gerçekleştirilen eylemlerin o an itibariyle sanık … tarafından verilen anlık bir kararın icrasının yerine getirilmesinin bir göstergesi olduğu, zira sanık …’in maktulü öldürmeye ne zaman karar verdiği hususunun dosya kapsamı itibariyle kesin belli olmadığı, bu sebeple suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında tasarlamayı kabule elverişli makul bir sürenin olup olmadığının tespitinin mümkün bulunmadığı, bu sebeplerle sanık …’in eylemini tasarlayarak gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak somut maddi delil bulunmamasına rağmen, ilk derece mahkemesince kimin, hangi beyanına üstünlük tanımak suretiyle veya hangi delile dayanarak karar verildiğinin karar yerinde ve gerekçesinde yeterince tartışılmaması ile eksik araştırma ve kovuşturma neticesinde olayla ilgili her ayrıntıya dayalı, sanık … açısından lehe-aleyhe delilleri somutlaştırma ve kişiselleştirme yapmaksızın genel kabul ile karar verilmesi,

Hukuka aykırı olup, sanık müdafiinin istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 24/10/2019 tarihinde yürürlüğe girerek 7188 sayılı Yasa ile değişik CMK m. 280/1 ve 289/1 gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA,

Dosyanın, yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

İstinaf incelemesine konu hükmün bozulması nedeniyle CMK m.284/1 ve 286/1 gereğince KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.” şeklinde bozma kararı verilerek dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderildiği,

3. … 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2022 tarihli ve 2021/513 Esas 2022/60 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği,

4. Kararın sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 24.05.2022 tarihli ve 2022/1012 Esas 2022/857 Karar sayılı kararı ile

sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılanlar vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın 5237 sayılı Kanun’un 82/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
1. Eksik inceleme sonucu karar verildiğine,
2. Sanığın eylemini haksız tahrik altında ve olası kast ile gerçekleştirdiğine,
3. 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin lehe uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Taraflar arasında 2017 yılında gerçekleşen bir olay nedeniyle husumet olduğu, sanığın olay günü olay yerinden kendi kullandığı araç ile geçerken maktule ait aracı görmesi üzerine maktulün aracının önünü kestiği ve maktulün aracının yanına giderek maktule doğru 3 kez ateş ettiği, atışlardan birinin maktulün baş bölgesine isabet ettiği (mermi çekirdeğinin sağ parietal bölgesinden giriş yapıp sağdan sola yukarıdan aşağıya seyrederek sol çenede kaldığı), diğer atışın ise maktulün sağ diz kapağının 5,5 cm üzerine isabet ettiği (mermi çekirdeğinin sağ uykum 1-3 orta iç yüzden çıkış yaptığı), maktulün ölü muayene ve otopsi tutanağından anlaşılacağı üzere ateşli silah mermi çekirdeğinin sebep olduğu beyin doku hasarı neticesinde vefat ettiğinin belirtildiği, anlaşılmıştır.

2. Sanığın atılı suçlamayı ikrar ettiği belirlenmiştir.

3. Tanıklar İ.B., M.K.C.’nin beyanlarının dosya içeriği ile uyumlu olduğu görülmüştür.

4. 31.01.2020 tarihli Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağında; maktulün vücudunda iki adet ateşli silah giriş ve bir adete çıkış yarasının tespit edildiğinin, maktulün sağ parietal kemik sağ bölgesindeki lezyonun öldürücü nitelikte olduğunun ve maktulün ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı beyin doku hasarı nedeniyle olduğunun belirtildiği,

5. Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesinin 31.01.2020 tarihli (saat 12:55) raporunda şüpheli …’de herhangi bir darp cebir izine rastlanılmadığının belirtildiği,

6. … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 04.05.2020 tarihli raporları dosya içerisinde mevcuttur.

7. 31.01.2020 tarihli olay yeri inceleme raporu dosya içerisinde mevcuttur.

8. Kolluk tarafından tanzim edilen 31.01.2020 tarihli güvenlik kamera görüntülerine ilişkin görüntü izleme tutanakları ile aynı tarihli Telefon Ön İnceleme Tutanağı ve PTS İnceleme Tutanağı dosya içerisinde mevcuttur.

9. 20.02.2020 tarihli HTS İnceleme Tutanağı dosya içerisinde mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafinin Eksik İnceleme ile Hüküm Kurulduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Sanığın üzerine atılı suçlamayı ikrar ettiği, tanık beyanları, maktul hakkında tanzim olunan ölü muayene ve otopsi raporları, dosya içerisinde mevcut CD izleme tutanağı, kolluk tarafında tanzim edilen Telefon Ön İnceleme Tutanağı, PTS İnceleme Tutanağı ve HTS İnceleme Tutanağı, Kriminal rapor içerikleri karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık Müdafinin Olası Kasta İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un “Kast” başlıklı 21 inci maddesi;
“(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir.”
Şeklinde düzenlenmekle, maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde doğrudan kast, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde de olası kast tanımlanmıştır.

2. Buna göre, doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilinerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Failin, gerçekleştireceği hareketin kanunî tipe vücut vereceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır.

3. Olası kast ile doğrudan kast arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bir kısım neticeleri de doğurması muhakkak ise failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir.

4. Olası kastı doğrudan kasttan ayıran diğer ölçüt, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda muhakkak değil ama, büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve “olursa olsun” düşüncesi ile göze almakta, neticenin gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba göstermemektedir. Olası kastta fiilin kanunda tanımlanan bir sonucun gerçekleşmesine neden olacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin meydana gelmesi fail tarafından kabul edilmektedir.

5. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; taraflar arasında alacak borç ilişkisinden kaynaklı husumet olduğu, olay günü sanık kendi sevk ve idaresindeki araç ile olay yerinden geçerken maktule ait aracı görmesi üzerine maktulun aracının önünü kestiği ve maktulün aracının yanına gittiği, maktule doğru 3 kez ateş ettiği ve maktulün öldürücü bölge olan baş bölgesine isabet eden atış sonucu beyin doku hasarı neticesinde vefat ettiğinin belirtilmesi karşısında, ölü muayene ve otopsi tutanağından anlaşılacağı üzere isabet alan bölge, atış mesafesi (yakın atış), sanık ve maktulün konumları da gözetildiğinde sanığın yakınında bulunan maktulün isabet almasının mutlak ve kaçınılmaz olduğu, sanığın buna rağmen ateş ederek eyleminin sonucunu bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiği anlaşılmakla; sanık hakkında maktüle yönelik eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 81/1 nci maddesi gereğince kasten öldürme suçundan hüküm kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Sanık Müdafiinin Haksız Tahrike Yönelen Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanık ile maktul arasında alacak borç ilişkisinden kaynaklı ihtilafın bulunduğunun dosya içeriğinden sabit olduğu ancak alacak borç meselesinden kaynaklı hukukî uyuşmazlıkların haksız tahrik nedeni olmayacağı yönünde Yargıtay tarafından kabul edilmiş yerleşik uygulamanın yer aldığı, bunun dışında sanığın maktulün kendisini ittiği yönündeki beyanlarını, görgü tanığı M.K.C.’nin beyanıyla doğrulanmadığı, dolayısıyla maktulden sanığa yöneltilmiş, haksız tahrik teşkil edebilecek herhangi bir eylemin bulunmadığı da gözetildiğinde, sanığın tahrik indiriminden faydalanmaya yönelen soyut beyanlarına itibar etmeyen Mahkemece kurulan hükümde, bu yönüyle bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.

D. Takdiri İndirim Sebebine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanmasının Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında olduğu, ancak bu takdirin sınırsız ve denetime kapalı bir yetkiyi barındırmadığı, Yargıtay tarafından yapılacak değerlendirmenin, Mahkemenin takdirinin dava dosyasında mevcut veriler ile uyumlu şekilde şekillenip şekillenmediği ve yerinde ve yeterli gerekçeye dayanıp dayanmadığı ile sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece; “Sanığın beyanlarında, “korkutmak amacıyla yere sıktım, maktul araçtan inip beni itekledi” şeklinde beyanları ile mahkemeyi kandıracak şekilde hareket etmesi, eylemini tamamladıktan sonra aracına binerek kaçmaya başladığı ve kollukça aracın önü kesilerek yakalandığı şeklindeki fiilden sonraki davranışları nazara alınarak cezasında TCK’nin 62. maddesi gereğince takdiren indirim yapılmasına YER OLMADIĞINA,” şeklindeki gerekçeye istinaden sanık lehine takdiri indirim sebebi uygulanmamasına karar verilmesi karşısında, Mahkemenin takdirinin dava dosyası kapsamına uygun şekillendiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

E. Katılan vekilin Eylemin Tasarlanarak İşlendiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Yerleşik yargısal kararlarda kabul edildiği ve tereddütsüz bir şekilde uygulandığı üzere, tasarlamadan söz edilebilmesi için failin, bir kimsenin vücut bütünlüğü veya yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükûnete rağmen bu kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması ve gerçekleştirmeyi planladığı fiili, belirlenmiş kurgu dâhilinde icra etmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 16.04.2013 tarihli ve 2013/3 Esas, 2013/144 Karar sayılı kararı, 26.06.2012 tarihli ve 2012/67 Esas, 2012/258 Karar sayılı kararı, 12.06.2012 tarihli ve 2012/560 Esas, 2012/227 Karar sayılı kararı, 25.01.2011 tarihli ve 2011/122 Esas, 2011/7 Karar sayılı kararı, 16.02.2010 tarihli ve 2010/251 Esas, 2010/25 Karar sayılı kararı, 02.02.2010 tarihli ve 2010/239 Esas, 2010/14 Karar sayılı kararı, 15.12.2009 tarihli ve 2009/200 Esas, 2009/290 Karar sayılı kararı, 03.10.2006 tarihli ve 2006/30 Esas, 2006/210 Karar sayılı kararı, 13.11.2001 tarihli ve 2001/239 Esas, 2001/247 Karar sayılı kararı ile 28.04.1998 tarihli ve 1998/117 Esas, 1998/155 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın maktulü öldürme kararını önceden verdiğine, bu kararı verdikten sonra aradan soğukkanlılığa kavuşacak kadar makul bir süre geçmesine rağmen öldürme kararlarında sebat ettiğine ilişkin dava dosyasına yansıyan bir delil bulunmadığı, sanık savunmalarından olayın ani bir kastla geliştiği sonucuna varılmakla, olay anına kadar olan zamanda yaptıklarının ve içinde bulunduğu ruh hâline dair herhangi bir delilin dava dosyasında bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 24.05.2022 tarihli ve 2022/1012 Esas 2022/857 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.02.2023 tarihinde karar verildi.