Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/9267 E. 2023/327 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9267
KARAR NO : 2023/327
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Tasarlayarak öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.04.2022 tarihli ve 2021/332 Esas, 2022/194 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 03.06.2022 tarihli ve 2022/698 Esas, 2022/847 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının, katılanlar vekilinin, katılan Kurum vekilinin, sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılanlar Vekillerinin Temyiz İstemi,
Ceza miktarına, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

2. Katılan … Bakanlığının Temyiz İstemi,
Sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

3. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi,
İstinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince gerekçelendirilmeden reddedildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık … ile maktul …’in yaklaşık 10 yıl kadar önce İstanbul’da tanışarak sevgili oldukları, daha sonra sanığın maktulün evli olduğunu ve iki çocuğu bulunduğunu öğrenmesi üzerine aralarında tartışma yaşandığı ve ayrıldıkları, sanığın 2014 yılında bir başka kadınla evlendiği ve … ili … ilçesine yerleştiği, korucu olarak çalışmaya başladığı, iki tane çocuğunun dünyaya geldiği,

olay tarihinden yaklaşık 1 yıl kadar önce sanığın sosyal medya üzerinden maktul ile irtibat kurduğu ve tekrar duygusal yönden ilişki kurdukları, sonrasında tekrar aralarının bozulduğu, sanığın maktule ait çıplak fotoğrafları maktulün kız kardeşi …’ye göndererek “bu fotoğrafları bütün ailenize atacağım kardeşiniz beni rahatsız ediyor, bu fotoğrafı herkese atacağım ki ailenizden şerefli birisi onu öldürsün” diye mesaj gönderdiği, bunun üzerine maktulün sanık hakkında şikayetçi olduğu, bu hususta yargılamanın devam ettiği, sanığın olay tarihinden 4-5 gün önce maktulü öldürmek niyetiyle Dargeçit ilçesinden İstanbul’a koruculuk görevinden istifa ederek yanına iki tane tabanca alarak geldiği, maktul ile buluşarak aralarındaki sorunu dile getirmeden normal arkadaşça sohbette bulunduğu ikinci buluşmada tanık …’i çağırdığı, sanık ile maktulün tanığın arabasına bindikleri, sanığın tanığa arabayı ormanlık alana sürmesini söylediği, ormanlık alana geldikten sonra sanığın maktul ile birlikte arabadan inerek ormanlık alanın içlerine doğru yürüdükleri, sanığın yeterince uzaklaştıktan sonra üzerinde bulunan tabancalardan birini çekerek maktule on el ateş ettiği, maktulün almış olduğu kurşunlar sonucu vefat ettiği, sanığın başlangıçta aldığı karar ve kararı gerçekleştirmek için geçen süre, bu süreçte sakinlik ve dinginliğini koruması, çevresindekilere niyetini açık etmemesi gibi davranışları dikkate alındığında sanığın eyleminin tasarlayarak işlediği anlaşılmakla, sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçunu işlediği kabul edilerek buna göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir.

Olay öncesi Dargeçit ilçesinden İstanbul’a gelen sanığın maktul ile görüşme sürecinde yanlarında bulunan tüm tanıkların maktulden sanığa yönelik herhangi bir saldırı ve hakaret eyleminin sudur etmediğini ifade ettikleri anlaşıldığından sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı belirlenmiştir.

Sanığın müspet davranışlarının lehine takdirî indirim nedeni kabul edildiği belirlenmiştir.

2. Sanığın savunmasında suçlamayı ikrar ettiği belirlenmiştir.

3. Tanıklar H.D., Z.K.,M.G.,G.D. beyanları dava dosyasında mevcuttur.

4. Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesince tanzim olunan, 22.11.2021 tarihli otopsi tutanağında; “Kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı göğüs, omurga, pelvis ve stremite kemik kırıkları ile birlikte iç organ ve büyük damar hasarından gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu ” belirtilmiştir.

5. Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Tanık … hakkında maktul …’a yönelik kasten öldürme suçundan zamanaşımı süresi içinde her zaman soruşturma yapılabileceği mümkün görülmüştür.

A. Katılan Kurum Vekilinin Ve Katılanlar Vekilinin Takdiri İndirime Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanmasının, hükmü veren Mahkemenin takdirinde olduğu, nitekim Mahkemece, sanığın yargılama sürecinde gözlemlenen müspet tutumu gerekçe gösterilerek takdirî indirim sebebi uygulanması takdir kılındığı, sanığın suçunu ikrar ettiği ve duruşmalara yansıyan olumsuz bir tutumunun bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemenin takdirinin dava dosyası kapsamına uygun şekillendiği belirlendirdiğinden, sanık hakkında kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Katılan Kurum Vekilinin Ve Katılanlar Vekilinin Ceza Miktarına Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Tanıklar H.D., Z.K., M.G. ,G.D. ve sanığın soruşturma aşamasında tespit olunan beyanları ile eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin açık bir şekilde tespit edildiği, Olay ve Olgular başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Otopsi raporu içeriği karşısında sanığın eyleminin sübuta erdiğinin kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği gibi, Olay ve Olgular başlığı altında (1) numaralı paragrafta yer verilen tasarlama gerekçesi karşısında eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların da doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Yönünden

1. Sanığın savunmasında ifade ettiği hususların aralarındaki gönül ilişkisinden kaynaklanan sıkıntılar olduğu anlaşılmakla, maktulden kaynaklanan sanığa yönelik haksız saldırı bulunmadığından sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması yönüyle hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

a. Tasarlama hâlinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut delillerle belirlenmeli, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; maktulü öldürmeye bir süre öncesinde karar verdiği anlaşılan sanığın, almış olduğu karar doğrultusunda bulunduğu şehirden olayın gerçekleştiği İstanbul şehrine silahını almak suretiyle gelerek maktul ile 1 gün öncesinde abisi ve maktulün bir akrabasınında katıldığı toplantıda görüştüğü ve olay günü makul bir süre geçmesine rağmen almış olduğu karardan vazgeçmeyerek maktulü akrabasının aracıyla ormanlık alana götürerek on el ateş ederek öldürdüğü anlaşılan olayda tasarlamanın koşullarının oluştuğu sonucuna varılmakla, Mahkemece sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 82 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

b. Gerekçeli karar hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6 ncı maddesinde açıkça zikredilmemiş ise de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından içtihadî olarak geliştirilerek varlık kazanmış bir hak olup “adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsurlarından biri olarak belirtilmiştir. Buna göre AİHM, mahkemelerin her türlü kararlarında gerekçeye yer verilmesi yükümlülüğüne değinerek aksi durumun, adil yargılanma hakkının ihlâli ile neticeleneceğine işaret etmiştir.

(Dulaurans/Fransa, B. No. 34553/97, 21.03.2000; Georgiadis/Yunanistan, B. No. 21522/93, 29.05.1997 §§ 40-43; Ruiz Torija/İspanya, B. No. 18390/91, 09.12.1994; Ferreira/Portekiz, [BD], B. No: 19867/12, 28.07.2017, § 84)

Gerekçeli karar hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa) tarafından ise alenî bir şekilde güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklindeki düzenleme ile gerekçe, ilgilisi için bir hak olmanın yanı sıra bütün mahkemeler için de anayasal bir yükümlülük olarak öngörülmüştür. Ayrıca Anayasa’nın, Temel Haklar ve Ödevler kısmında yer alan “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesine, 03.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesiyle eklenen “adil yargılanma hakkı”nın da bir unsuru olarak kabul edilmekte (… Ataş, B. No: 2013/1235, 13.06.2013.) ve Anayasa Mahkemesi tarafından incelenen bireysel başvurulara konu edilebilmektedir. Gerekçeli karar hakkı, Türk hukuk sisteminde anayasal düzenlemeye ek olarak kanunî olarak da güvence altına alınmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi; “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde emredici hüküm içermektedir.

Temel bir insan hakkı olan gerekçeli karar hakkı, gerek uluslararası gerek ulusal hukukî metinlerle güvence altına alınmış olup mahkeme kararlarında gerekçeye yer verilmemesi ya da yetersiz gerekçeye yer verilmesi durumlarında gerekçeli karar hakkının ihlâli gündeme gelecek ise de AİHM tarafından ifade edildiği üzere (… Kück/Almanya, B. No: 35968/97, 12.06.2003, §§ 46,47; Khamidov/Rusya, B. No: 72118/01, 15.11.2007, § 170.) yargılama bir bütündür ve olağan kanun yolları, yargılama sürecinin bir parçasıdır ve adil yargılanma hakkı, yargılamayı bir bütün olarak kapsar. Bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlâl edilip edilmediği, gerekçesizlik ya da kanunî gerekçeden yoksunluğun, bir bütün olarak yargılamayı adil olmaktan çıkarıp çıkarmadığına göre belirlenir. O hâlde, sonuca etki edecek mahiyetteki bir iddianın, derece mahkemes(ler)i tarafından gerekçede tartışılmamış olması ya da bu konuda kanunî bir gerekçeye yer verilmemiş olması durumunda söz konusu usûlî eksikliğin Yargıtay tarafından temyiz incelemesi sırasında giderilmesi mümkündür. Zira gerekçe, bağımsız ve tarafsız bir yargılamanın zorunlu bir unsuru olup gerekçede temel hak ve hürriyetler, hukuksal bir metin düzleminde değerlendirilir.

Bu açıklamalar ışığında, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği ve tasarlama hükümlerinin uygulanmaması gerektiği hususlarında ayrıntılı bir gerekçeye yer verilmemiş ise de Gerekçe bölümünde yer alan C(1) ve (2.a) numaralı paragraflarında, ilgili temyiz sebeplerine yönelik gerekçeli değerlendirme yapılarak söz konusu eksiklik Yargıtay tarafından giderilmiş olduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 03.06.2022 tarihli ve 2022/698 Esas, 2022/847 Karar sayılı kararında katılan Kurum vekilince, katılanlar vekilince ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.