YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9303
KARAR NO : 2023/265
KARAR TARİHİ : 02.02.2023
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2020/196 Esas, 2021/174 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.06.2022 tarihli ve 2022/259 Esas, 2022/1041 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan …’ın istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
Sanığın eyleminin, meşru savunma veya savunmada sınırın aşılması kapsamında kaldığına,
Haksız tahrikin derecesine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile maktul arasında önceye dayalı husumet bulunduğu, olay günü karşılaştıkları ve aralarında çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, birbirlerine bıçakla saldırdıkları, sanığın kasa nafiz bir bıçak darbesiyle basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve yaşamını tehlikeye sokmayacak şekilde
yaralandığı, maktulün ise on bıçak darbesi sonucu öldüğü olayda, kullanılan silahın öldürmeye elverişliliği, maktulün hedef alınan bölgeleri ve yaralanmaların niteliği, darbe sayısı hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
Sanık ile maktul arasında çıkan tartışmada ilk haksız hareketin kim tarafından gerçekleştirildiğinin kesin olarak tespit edilememesi nedeniyle haksız tahrik nedeniyle cezadan indirim öngören 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği asgari oranda indirim uygulandığı belirlenmiştir.
2. Sanık eylemi savunma amacıyla gerçekleştirdiğini kabul etmiştir.
3. Maktul hakkında Adlî Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 30.09.2020 tarihli;
“Kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar hasarından gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu”
Görüşünü içeren otopsi raporu dava dosyasında bulunmaktadır.
4. Sanık hakkında tanzim olunan Adlî Tıp Kurumu İstanbul Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 06.07.2020 tarihli;
“Kişide kasa nafiz olan kesici delici alet yaralanmasının;
1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı,
2- Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,
3- Kişide kemik kırığı tarif edilmediği”
Görüşlerini içeren adlî muayene raporu dava dosyasında bulunmaktadır.
5. Sanığa ait adlî sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde, olayın gelişim süreci ve oluş şekli aynı kabul edilmiş ise de;
1. Bıçaklı kavganın öncesi ve gelişimi gözetildiğinde ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının net olarak belirlenemediği, sanıkta meydana gelen yaralanmanın mahiyeti ve bu konuda yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alınarak sanık yararına makul oranda haksız tahrik uygulanması yerine asgari düzeyde tahrik indirimi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
2. Sanığın fiilden önceki ve sonraki davranışları, sabıkalı olup ikinci kez mükerrir bulunuşu, verilecek cezanın yaşamı üzerindeki olası etkisi tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanık yararına 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinde öngörülen takdirî indirim nedeninin uygulama koşullarının oluşmadığı gözetilmeksizin anılan maddenin uygulanmak suretiyle eksik ceza verilmesi gerekçeleriyle, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Meşru Savunma veya Savunmada Sınırın Aşılması
Her ne kadar sanık ve müdafii maktulden yönelen saldırıyı defetmek amacıyla atılı suçun işlendiğini savunmuş ise de, sanıkta bulunan bir adet kesici delici alet yarası ve yaralanmanın niteliği, maktulde bulunan yedi adet kesici delici alet yarası ile kesif vasıfta yaralar, hedef alınan bölgeler de dikkate alındığında bunlardan dört tanesinin müstakil öldürücü nitelikte olması, maktulün yere düştükten sonra da sanığın bıçaklamaya devam etmesi ve maktulün saldırısına karşı gerçekleştirilen savunmanın orantısız olması karşısında sanık lehine meşru savunma veya savunmada sınırın aşılması koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Haksız Tahrik
Sanık ile maktul arasında çıkan tartışmada ilk haksız hareketin kim tarafından gerçekleştirildiğinin kesin olarak tespit edilememesi, her ikisinde de silah niteliğine haiz alet bulunması ve sanığın yaralanması da dikkate alındığında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından haksız tahrik nedeniyle cezadan indirim öngören 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği makul oranda indirim yapılmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.06.2022 tarihli ve 2022/259 Esas, 2022/1041 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanık müdafinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 9.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.02.2023 tarihinde karar verildi.