Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/9386 E. 2023/443 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9386
KARAR NO : 2023/443
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye yardım
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Suça sürüklenen çocuk müdafii ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.02.2022 tarihli ve 2020/175 Esas, 2022/60 Karar Sayılı Kararı İle
1. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında
Kasten öldürmeye yardım suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 39 uncu maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba,

2. Sanık Hakkında
Kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba,
Karar verilmiştir.

B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2022/603 Esas, 2022/729 Karar Sayılı Kararı İle
Suça sürüklenen çocuk ve sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edillerin delillerin hükme esas alındığına,
2. Beraatine karar verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Suç vasfının hatalı belirlendiğine, eylemin, 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği kasten yaralama sonucu ölüme neden olma, bunun da kabul edilmemesi halinde olası kastla öldürme suçunu oluşturduğuna,
2. Sanığın eyleminin meşru savunma kapsamında bulunduğuna,
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay günü, maktul ve arkadaşları tanıklar …., … ile sanık ve arkadaşları suça sürüklenen çocuk ve tanık A.O.’nun, ortak arkadaşları olan tanık …. ile sanık arasındaki sorunları çözmek için buluştukları, maktulün sanık ile konuşmaya başladığı, sanığın sert çıkışları ve küfretmesi üzerine maktulün sanığa kendine gelmesi için tokat attığı, bunun üzerine sanığın suça sürüklenen çocuğun yanına giderek “Bıçağı ver” diye bağırdığı, sanığın suça sürüklenen çocuktan aldığı bıçağı maktulün göğsüne sapladığı, sanık ve suça sürüklenen çocuğun olay yerinden kaçtıkları, tanıklar tarafından hastaneye kaldırılan maktulün 4 gün sonra vefat ettiği anlaşılmıştır.

2. Suça sürüklenen çocuk ve sanığın üzerlerine atılı suçlamaları tevil yoluyla ikrar ettikleri belirlenmiştir.

3. Tanıklar …., Ü.K., E.Ç. ve A.O.’nun beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.

4. Maktulün kesin ölüm sebebine ilişkin olarak Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi tarafından tanzim olunan, 28.02.2020 tarihli otopsi raporunda;
” …,
9)TIBBİ EVRAK
Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 11/11/2019-15/11/2019 yatış çıkış tarihli
epikrizinde; bilinen ek hastalığı olmayan hasta acil servise kalp nafiz bıçaklanma ile 112 ekipleri
tarafından getirildiği, sol 3-4-5 kot hizasını kaplayan sternum sol yanında 7 cm’lik delici kesici alet yaralanması mevcut olduğu, trase kalp ile uyumlu, ameliyathaneye alındı, sol anterior torakotomi uygulandığı, perikard gergin, şiş ve kalp tamponand şeklinde olduğu, 700 cc kan boşaltıldığı, sol ventrikül üzerinde yaklaşık 3 cm’lik kesi görüldüğü, intrakardiak kalp masajına geçildiği, primer sütüre edildiği, intrakardiak masaj devam ettiği, ritm sağlandığı, kanama kontrolü yapıldığı, dren yerleştirildiği, yoğun bakım tedavisine devam edildiği, yatışı esnasında kardiak arrest geliştiği kayıtlıdır.
10) SONUÇ
1. Kişinin vücudunda 1 (bir) adet kesici delici alet yaralanması saptanmış olup, oluşturduğu
yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu,
2. Tıbbi belgelerde kişinin vücudunda tespit edildiği bildirilen kesici delici alet yarası, cerrahi
müdahaleye ait kesi içerisinde kaldığından kenar ve açı özellikleri ile ilgili tıbben yorum yapılamadığı,
3. Kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı kot kesisiyle birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu…”
Görüşünün açıklandığı belirlenmiştir

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından
bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Suça sürüklenen çocuk Mahkemedeki savunmasında olay öncesinde parkta tesadüfen bıçak bulduğunu, sanığın bıçağı kendisinde gördüğü için bıçaktan haberinin olduğunu, olay esnasında sanığın gelip cebinden bıçağı aldığını, kendisinin vermediğini savunmuş ise de, Cumhuriyet savcısı tarafından müdafii huzurunda tespit olunan savunmasında; “Olay tarihinde arkadaşım olan … … ile parkta oturduğumuz sırada bana tutmam için üzerindeki bıçağı verdi. ‘sen tutar mısın’ dedi. Ben neden tutacağımı sordum ‘iki dakika tut kanka’ dedi. Ben daha sonra evime gittim. Anne ve babamdan korktuğum için bıçağı geri vermeye tekrar parkın oraya gittim. … … orada değildi. Kavganın olduğu olay yerinde bulunan caminin orada … …’yi gördüm. Olay yerine gelen …. ile atıştılar. …. olay yerinden ayrıldı. Bir süre sonra … isimli şahısla birlikte geldi… … … benim yanıma doğru koştu. Beni itti. Elini sol pantolon cebine attı. Cebimdeki telefonu çekince telefon yere düştü. O sırada birisi beni geriye doğru çektiği sırada hırkamın cebinden … … bıçağı aldı. … …’yi bıçağı aldıktan sonra durdurmaya çalıştılar. Durduramadılar. Ben telefonumu yerden alarak uzaklaşacağım sırada herkesin birbirine girdiğini gördüm…” şeklindeki tevilli ikrarı, sanığın, Cumhuriyet savcısı ve Sulh Ceza Hâkimliğindeki müdafii huzurunda tespit edilen savunmalarında bıçağı suça sürüklenen çocuktan aldığını beyan etmesi, duruşma tutanaklarından da anlaşıldığı üzere tanıklığa engel hali olmayan, ayrı ayrı huzura alınarak kanuna uygun şekilde yeminleri yaptırılan tanıklar … ve A.O.’nun tüm aşamalarda, sanığın, suça sürüklenen çocuğa “Bıçağı ver” diye bağırdığını beyan etmeleri ve tüm dosya kapsamı karşısında, hukuka uygun yöntemlerle elde edildikleri anlaşılan deliller hükme esas alınarak suça sürüklenen çocuğun suçunun sübuta erdiğinin kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Suç Vasfı
Sanıkla maktul arasında olay öncesinde öldürmeyi gerektirecek ölçüde bir husumet olduğuna dair delil bulunmamasına ve maktulde tek bir bıçak darbesi olmasına rağmen, sanığın maktulün hayati nitelikteki sol göğüs bölgesini maktulün akciğer ve kalbini yaralayacak ölçüde ve şiddetle hedef alması,

olay öncesi suça sürüklenen çocuğa bıçağı tutması için vermesi ve olaydan sonra olay yerinden suça sürüklenen çocukla birlikte kaçması bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Meşru Savunma Ve Haksız Tahrik
Tanık A.O. ile diğer tanıkların beyanlarına göre sanığın maktule küfretmesi üzerine maktulün sanığa tokat atarak onu basit şekilde yaraladığı ancak sanığın bıçakla maktulü kasten öldürdüğü belirlenmiştir. İlk haksız hareketin sanıktan kaynaklanması, maktul tarafından fiziki kuvvet uygulanmak suretiyle sanığın basit şekilde yaralanması ve sanıktan kaynaklanan haksız hareket ile maktulün sanığa yönelik eylemi karşılaştırıldığında olayda etki-tepki dengesinin sanık lehine değişmemesi karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında haksız tahrik hükmünün uygulanmasını gerektirir koşulların oluşmadığı, meşru savunma koşulları arasında yer verilen orantılılık ilkesinin somut olayda bulunmadığı, meşru savunma koşullarının oluşmadığı durumlarda 5237 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi kapsamında meşru savunmada sınırın aşılmasının da gündeme gelmeyeceği anlaşılmakla, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2022/603 Esas, 2022/729 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2023 tarihinde karar verildi.