Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/9556 E. 2023/628 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9556
KARAR NO : 2023/628
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Katılanlar vekillerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.04.2022 tarihli ve 2021/253 Esas, 2022/134 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2022/846 Esas, 2022/902 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilleri, sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar vekillerinin Temyiz Sebepleri
1. İstinaf kararının gerekçesizliğine,
2. Eksik incelemeye,
3. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine,
4. Sanığın tasarlayarak ve canavarca hisle hareket ettiğinden suç vasfının hatalı değerlendirildiğine,
İlişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz Tebepleri
1. Sanığın öldürme kastıyla hareket etmediğine meşru savunmanın varlığına,
2. Haksız tahrik hükümlerinin derecesine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay günü saat 21:00 sıralarında olay yerinde maktul …’ın tanık …ve sanık … ile karşılaştığı, tarafların bir süre konuştukları, sonrasında sanık ve maktul arasında tartışma başladığı, sözlü tartışmanın fiziki arbedeye dönüştüğü, etraftakilerin tarafları ayırmaya çalıştıkları ve sanığı olay yerinde bulunan bir iş yerine soktukları, bu sırada maktulün dışarıda bağırmaya başladığı ve sanığın dışarı çıkması için iş yerinin camlarına vurduğu, bir ara maktulün iş yerine girmeye çalıştığı, bu sırada elinde bıçak olduğu, etraftakilerin maktulü dışarı çıkardığı, bir süre sonra sanık …’in iş yeri içerisindeki masa üzerinde bulunan bir adet bıçağı alarak iş yerinden dışarı çıktığı, sanığın elindeki bıçak ile maktule saldırdığı, sanık ile maktulün ellerinde karşılıklı bıçaklar varken kavgaya devam ettikleri, kavga sırasında sanığın elinde bulunan bıçağı maktul …’ın sol gözüne sapladığı, olay sonrasında maktulün hastaneye kaldırıldığı, hastaneye kaldırılan maktulün 04.02.2021 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.

Sanığın eyleminin hukukî değerlendirilmesi yönünden; sanığın bahse konu iş yerinden aldığı bıçakla maktule saldırdığı ve bu bıçağı maktulün gözüne saplayarak ölümüne sebep olduğu sabit görülmüş ve buna göre uygulama yapılmıştır.

Haksız tahrik yönünden; tanık …’nın maktulün kendisine uyuşturucu vermeye çalıştığı ve maktulün sanığa küfür ettiği, maktulün elinde bıçak olduğu yönündeki beyanları, yine tanık Kayhan’ın maktulün elinde bıçak olduğu, maktulün camlara vurarak küfür ettiği şeklindeki beyanları, bu beyanlarla uyumlu kamera görüntüleri, yine beyanlarla ve kamera görüntüleri ile uyumlu olacak şekilde olay yerinde bir adet bıçak ele geçirilmiş olması hususu ve sanık savunmaları ile olayın oluş biçimi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemini haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddetin etkisi altında gerçekleştirdiği ve haksız tahrik indirimi yapıldığı belirlenmiştir.

2. Sanık üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar etmiştir.

3. Tanıklar ….., ve ……,’nin görgüye dayalı ve olayın kabulünü destekler nitelikte beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.

4.Olayın oluşuna ilişkin kamera kayıtlarının bulunduğu CD’ler, CD çözümleme tutanakları, 08.02.2021 tarihli bilirkişi raporunun olduğu belirlenmiştir.

5. Olay yerinde bir adet kelebek tabir edilen küçük boy bıçağın ele geçirildiği, olay yeri inceleme raporu formu ve olay tutanağı ile belirlenmiştir.

6. 18.05.2021 tarihli uzmanlık raporunda, olay yerinde ele geçen bıçak ile sanığın kullandığı bıçağın 6136 sayılı yasanın 4. Maddesinde belirtilen yasak niteliğini haiz bıçaklardan olmadığı,
04.07.2021 tarihli uzmanlık raporuna göre bıçaklar üzerinde iz tespit edilemediği mütalaa edildiği belirlenmiştir.

5. Kesin ölüm sebebini belirten Adlî Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi tarafından tanzim olunan, 18.08.2021 tarihli otopsi raporunda;
“Sol orbitada üstte geniş açısı üst göz kapağı iç epikantusun 1 cm lateralinde ve dar açısı dış
epikantusun 1 cm lateralinde sol kaş dış hizasında bulunan, üst göz kapağı cildini tarsus palpebralis superiordan ayıran ve göz kapağını kirpiklerin ortasından keserek ikiye ayıran, göz küresinde egzoftalmuş oluşturan 4,5 cm.lik kesici delici alet yarası tespit edildi…
1- Kişinin vücudunda 1(bir) adet kesici delici alet yarası saptanmış olup oluşturduğu yaralanmanın öldürücü nitelikte olduğu,
2- Kesici delici alet yarası cilt, ciltaltı ve kemik doku bulgularına göre ika edilen aletin bir kenarının keskin, diğer kenarının künt nitelikte olduğu,
3- Kişinin ölümünün delici kesici alet yaralanmasına bağlı kafatası ve yüz kesileri ile birlikte, beyin kanaması, beyin parankim hasarı ve beraberinde gelişen komplikasyonlar (pnömoni vb) sonucu meydana geldiği kanaatini bildirir rapordur.”
Görüşüne yer verildiği belirlenmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Katılan … ve Döndü Vekillerini Temyiz Sebepleri
1. Gerekçesizlik Yönünden
Gerekçeli karar hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6 ncı maddesinde açıkça zikredilmemiş ise de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından içtihadî olarak geliştirilerek varlık kazanmış bir hak olup “adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsurlarından biri olarak belirtilmiştir. Buna göre AİHM, mahkemelerin her türlü kararlarında gerekçeye yer verilmesi yükümlülüğüne değinerek aksi durumun, adil yargılanma hakkının ihlâli ile neticeleneceğine işaret etmiştir. (Dulaurans/Fransa, B. No. 34553/97, 21.03.2000; Georgiadis/Yunanistan, B. No. 21522/93, 29.05.1997 §§ 40-43; Ruiz Torija/İspanya, B. No. 18390/91, 09.12.1994; Ferreira/Portekiz, [BD], B. No: 19867/12, 28.07.2017, § 84)

Gerekçeli karar hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa) tarafından ise alenî bir şekilde güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklindeki düzenleme ile gerekçe, ilgilisi için bir hak olmanın yanı sıra bütün mahkemeler için de anayasal bir yükümlülük olarak öngörülmüştür. Ayrıca Anayasa’nın, Temel Haklar ve Ödevler kısmında yer alan “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesine, 03.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesiyle eklenen “adil yargılanma hakkı”nın da bir unsuru olarak kabul edilmekte (… Ataş, B. No: 2013/1235, 13.06.2013.) ve Anayasa Mahkemesi tarafından incelenen bireysel başvurulara konu edilebilmektedir. Gerekçeli karar hakkı, Türk hukuk sisteminde anayasal düzenlemeye ek olarak kanunî olarak da güvence altına alınmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi; “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde emredici hüküm içermektedir.

Temel bir insan hakkı olan gerekçeli karar hakkı, gerek uluslararası gerek ulusal hukukî metinlerle güvence altına alınmış olup mahkeme kararlarında gerekçeye yer verilmemesi ya da yetersiz gerekçeye yer verilmesi durumlarında gerekçeli karar hakkının ihlâli gündeme gelecek ise de AİHM tarafından ifade edildiği üzere (… Kück/Almanya, B. No: 35968/97, 12.06.2003, §§ 46,47; Khamidov/Rusya, B. No: 72118/01, 15.11.2007, § 170.) yargılama bir bütündür ve olağan kanun yolları, yargılama sürecinin bir parçasıdır ve adil yargılanma hakkı, yargılamayı bir bütün olarak kapsar. Bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlâl edilip edilmediği, gerekçesizlik ya da kanunî gerekçeden yoksunluğun, bir bütün olarak yargılamayı adil olmaktan çıkarıp çıkarmadığına göre belirlenir. O hâlde, sonuca etki edecek mahiyetteki bir iddianın, derece mahkemes(ler)i tarafından gerekçede tartışılmamış olması ya da bu konuda kanunî bir gerekçeye yer verilmemiş olması durumunda söz konusu usûlî eksikliğin Yargıtay tarafından temyiz incelemesi sırasında giderilmesi mümkündür. Zira gerekçe, bağımsız ve tarafsız bir yargılamanın zorunlu bir unsuru olup gerekçede temel hak ve hürriyetler, hukuksal bir metin düzleminde değerlendirilir.

Bu açıklamalar ışığında, her ne kadar bölge adliye mahkemesi kararında katılanlar vekillerinin istinaf istemleri hususunda ayrıntılı bir gerekçeye yer verilmemiş ise de İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde yeterli ve yasal açıklamaların yapılması ve temyiz incelemelerinde de gerekçe gösterilmesi birlikte değerlendirildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Eksik İnceleme Yönünden
Her ne kadar katılanlar vekilleri tarafından eksik inceleme yapıldığı iddia edilmiş ise de olaylar olgular başlığı altında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, olaya ilişkin görgü tanıklarının ifadeleri, kamera görüntüleri, olay yeri tutanağı, uzmanlık raporları, otopsi raporu ile sanığın eyleminin sübuta erdiğinin kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Haksız Tahrik Yönünden
Tanık …’nın maktulün kendisine uyuşturucu vermeye çalıştığı ve maktulün sanığa küfür ettiği, maktulün elinde bıçak olduğu yönündeki beyanları, yine tanık Kayhan’ın maktulün elinde bıçak olduğu, maktulün camlara vurarak küfür ettiği şeklindeki beyanları, bu beyanlarla uyumlu kamera görüntüleri, yine beyanlarla ve kamera görüntüleri ile uyumlu olacak şekilde olay yerinde bir adet bıçak ele geçirilmiş olması hususu ve sanık savunmaları ile olayın oluş biçimi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemini haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddetin etkisi altında gerçekleştirdiği, bu nedenle haksız tahrik indirimi yapılarak derecesinin belirlendiği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4. Suç Vasfı Yönünden
Her ne kadar katılanlar vekilleri tarafından sanığın tasarlayarak ve canavarca hisle hareket ettiği suç vasfının hatalı değerlendirildiği iddia edilmiş ise de sanığın maktulü öldürme kararını önceden verdiğine, bu kararı verdikten sonra aradan soğukkanlılığa kavuşacak kadar makul bir süre geçmesine rağmen öldürme kararında sebat ettiğine ilişkin dava dosyasına yansıyan bir durumun bulunmadığı, sanık ve tanıkların beyanlarından olayın ani bir kastla geliştiği sonucuna varılmakla, sanığın eylemini tasarladığına ilişkin bir delilin dava dosyasında bulunmadığından ayrıca sanığın, sırf öldürmek için öldürme ya da zevk için öldürme dürtüsüyle hareket ettiğine dair dava dosyasına yansıyan herhangi bir delilin bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Meşru Savunma Yönünden
Her ne kadar sanık müdafii, sanığın kendisine yönelen saldırıyı defetmek amacıyla atılı suçu işlediğini savunmuş ise de görüntüler incelendiğinde sanığın, kaçma, saklanma veya başka bir şekilde kurtulma imkanı olmasına rağmen, iş yerinden aldığı bıçak ile dışarı çıktığı ve direkt maktule saldırdığının sabit olduğu ve meşru savunma koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Haksız Tahrik Yönünden
Her ne kadar sanık müdafii tarafından haksız tahrik hükümlerinin üst derecede uygulanması talebinde bulunulmuşsa da olaylar olgular başlığı altında açıklandığı şekilde sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulandığı ve derecesinin belirlendiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2022/846 Esas, 2022/902 Karar sayılı kararında öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.02.2023 tarihinde karar verildi.