YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9608
KARAR NO : 2023/511
KARAR TARİHİ : 20.02.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kandıra Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2016 tarihli ve 2013/583 Esas, 2016/129 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2. Kandıra Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2016 tarihli ve 2013/583 Esas, 2016/129 Karar sayılı
kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 23.10.2017 tarihli ve 2016/16703 Esas, 2017/13271 Karar sayılı ilâmıyla;
“1) Katılan …’a hakkında göz hastalıkları uzmanı tarafından düzenlenen 04/09/2013 tarihli adli raporda, “sağ gözü 0,1 görüyor, pupil alanında alt kadranda vitreus mevcut, alt kadranda zanul zaafiyeti var, iris alt kadranda öne deviye ve mid dilate, fundus flu aydınlanıyor” şeklinde tarif edilen yaralanmanın basit tıbbi bir müdahale ile giderilemeyeceğinin bildirildiği, yargılama aşamasında katılanın gözünde işlev zayıflaması veya yitirilmesi olup olmadığının belirlenmesi için aldırılan ve KBB uzmanı tarafından düzenlenen 07/01/2016 tarihli adli raporda ilk raporda bildirilmediği halde katılanda nazal fraktür olduğundan bahisle katılanın duyu ve organlarında işlev zayıflaması ve kaybı bulunmadığının belirtilmesine göre, katılanın tüm tedavi evrakları ile birlikte muayene edilmek üzere İstanbul Adli Tıp Kurum 2. ihtisas dairesine gönderilerek katılanın yeniden adli raporunun aldırılmasının ardından sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Katılanın cezaevinde aynı koğuşta kaldığı sanıklardan …ile temyize gelmeyen …’e olay günü hakaret etmesi ve olaydan önce de koğuş içerisinde huzursuzluk çıkardığının iddia edilmesi karşısında sanıklar lehine TCK’nin 29. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,”
Nedenleriyle bozulmasına ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına karar verilmiştir.
3. Kandıra Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2017/1041 Esas, 2019/822 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl
hapis cezası ile cezalandırılmasına, ancak 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle neticeten hükmolunan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca adlî para cezası seçenek yaptırımına çevrilmesine, aynı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye karar verilmiştir.
4. Kandıra Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2017/1041 Esas, 2019/822 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 01.03.2021 tarihli ve 2021/2691 Esas, 2021/2651 Karar sayılı ilâmıyla;
“1) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1 maddesi uyarınca belirlenen 1 yıl 6 ay hapis cezasının, TCK’nin 87/2-b maddesi uyarınca iki kat artırılmasıyla 3 yıl 18 ay hapis cezası olarak belirlenmesinden sonra, aynı maddenin son fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezasına hükmedilmesi ve bundan sonraki indirim maddelerinin uygulanması yerine, TCK’nin 87/2-b-son maddesi uyarınca 8 yıl hapis cezasına çıkarılması,
2) Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanık hakkında bozma öncesi verilen hükümde 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 62. maddeleri uyarınca ’10 ay’ hapis cezasına hükmedilerek cezanın TCK’nin 58. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, sanığın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 3. Ceza Dairesinin 23.10.2017 tarih ve 2016/16703 Esas, 2017/13271 Karar sayılı ilamı ile yaralanmanın katılanın duyu ve organlarında işlev zayıflaması veya kaybına neden olacak nitelikte olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılmaması gerekçesinden hükmün bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılamada bozma ilamının gereklerine uyularak Adli Tıp Kurumundan yaralanmanın işlev yitirilmesine neden olacak nitelikte olduğu yönünde rapor aldırılarak cezanın TCK’nin 87/2-b-son maddesi uyarınca tayin olunduğu ancak CMUK’un 326/son maddesi gereğince ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek bu cezanın ’10 ay’ hapis cezası olarak belirlenerek adli para cezasına çevrildiğinin anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 tarihli ve 2008/6-47 Esas, 2008/43 Karar sayılı ilamında, “sanığın önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, sanığa daha önce bir kez tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacağı” hususunun belirtilmesine göre, sanık hakkında doğru uygulama yapılması halinde hükmedilecek sonuç hapis cezasının 2 yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya ilişkin olacağı, kazanılmış hak nedeniyle belirlenen ’10 ay’ hapis cezası yönünden açıklanan nedenlerle 5237 sayılı TCK’nin 50. maddesinde belirtilen koşulların gerçekleşmediği, bu takdirde hatalı uygulamadan sanığın ikinci defa faydalandırılarak karar verilemeyeceği gözetilmeden cezanın adli para cezasına çevrilmesine karar verilmesi ve yine tekerrüre esas sabıkası bulunması nedeniyle sanık hakkında TCK’nin 58/6-7 maddesi gereğince, mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanması gerekirken, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi nedeniyle sonuç ceza adli para cezası olduğundan tekerrür hükümlerinin uygulama imkanının ortadan kaldırılması,”
Nedenleriyle bozulmasına ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına karar verilmiştir.
5. Kandıra Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2021 tarihli ve 2021/292 Esas, 2021/327 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 5 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, ancak 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 29.09.2022 tarihli ve 2021/107058 sayılı, hükmün onanması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; yargılama konusu suçu işlemediğinden cezanın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan ile sanığın aynı ceza infaz kurumunda bulundukları, olay günü temyiz dışı sanık … . ile katılan arasında katılanın koğuş içerisindeki bir kısım uygunsuz davranışları nedeniyle tartışma çıktığı, tartışmanın kavgaya dönüştüğü, kavga sırasında sanığın da aralarında bulunan koğuştaki diğer temyiz dışı sanıkların, katılana vurdukları ve katılanın sağ gözünde işlev yitirilmesi meydana gelecek şekilde yaralandığı, temyiz dışı sanık … . hakkında anlatılan eylem yönünden bozma öncesi kurulan mahkûmiyet hükmünün, diğer temyiz dışı sanıklar …hakkında katılana yönelik yaralama eylemlerinden bozma öncesi kurulan mahkûmiyet hükümlerinin ve katılan … hakkında hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştikleri, diğer temyiz dışı sanık …Y. hakkında ise katılanı kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün miktar itibarıyla kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
2. Sanık, üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Katılan, sanığın kendisine yönelik eylemi yönünden aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımlarda bulunmuştur.
4. Temyiz dışı sanıklar …., …., … . ve ….’nin savunmaları ile tanıklar ….,.,…., …., ‘nin beyanları dava dosyasında mevcuttur.
5. Olay nedeniyle katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak,
a) Göz Hastalıkları Uzmanı tarafından tanzim olunan 04.09.2013 tarihli;
“sağ gözü 0,1 görüyor, pupil alanında alt kadranda vitreus mevcut, alt kadranda zanul zaafiyeti var, iris alt kadranda öne deviye ve mid dilate, fundus flu aydınlanıyor”
b) Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmının gereği olarak Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu tarafından oy birliğiyle tanzim olanan, 20.05.2019 tarihli;
“Kişiye ait olay tarihli (12.08.2013) grafilerin CD halinde kopyalarının, Kurulumuz müzekkeresinde istenilmiş olmasına rağmen dosya tetkikinde, olay tarihli grafilerin mevcut olmadıklarının anlaşıldığı, gönderilmeleri halinde tekrar değerlendirme yapılabileceği cihetle; 12.08.2013 tarihinde derin yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanmasının;
1) Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,
2) Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI,
3) Vücudunda kemik kırığı tanımlanmadığı,
4) Kişi hakkında düzenlenmiş tıbbi belgelerde tarif edilen ve kişinin 08.01.2018 tarihinde Kurulumuzda yapılan muayenesinde yüz sınırları içerisinde tespit edilen sağ pupildeki anizokorinin, belirli bir mesafeden, belirgin bir dikkat sarf etmeden, ilk bakışta fark edilmediğine göre, yüzde sabit iz niteliğinde OLMADIĞI,
5) Her ne kadar olay tarihinde yapılmış göz muayenesi ayrıntılı değil ise de olay tarihinden 15 (on beş) gün sonra yapılan göz muayenesinde sağ gözde fakodonezis saptandığının kayıtlı olduğu, aradaki sürede başka bir travmaya maruz kalmadığının mahkemenizce kabulü halinde; kişinin Kurulumuz göz muayenesinde tespit edilen, sağ lens subluksasyonu ve 2/10 düzeyindeki görmesinin, organlarından birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde OLDUĞU,”
Görüşlerini içerir adlî muayene raporları dava dosyasında mevcuttur.
6. Olay nedeniyle Ceza İnfaz Kurumu görevlilerince tutulan tutanaklar dava dosyasına eklenmiştir.
7. Sanık, temyiz dışı diğer sanıklar ve katılan hakkında Kocaeli 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığınca tanzim olunan 22.08.2013 tarihli ve 2013/490 Karar sayılı Ceza Verme Kararı dava dosyasına alınmıştır.
8. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Gerekçeli karar başlığında 12.08.2013 olan suç tarihi hatalı yazılmış ise de bu husus mahallinde giderilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
2. Sanık suçlamayı kabul etmediğini savunmuş ise de katılanın, sanığın kendisini yaralayan kişiler arasında bulunduğuna ilişkin aşamalardaki istikrarlı beyanları, tanıklar … B., Şenol K., … E.’nin bu beyanlar ile uyumlu anlatımları, katılan hakkında tanzim olunan adlî muayene raporu karşısında sanığın eyleminin sübuta erdiği belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen karar ile sanığın neticeten 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye karar verildiği, söz konusu hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği ve Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen bozma ilâmıyla sanığın kazanılmış hakkının, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca dikkate alınmasına işaret edilerek karar verildiği belirlenmiştir. Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde Hukukî Süreç başlığı altında (5) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen karar ile sanığın kazanılmış hakkına hükmedilirken sanık hakkında neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, sanık lehine kazanılmış hak teşkil eden adlî para cezasına ilişkin Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen önceki kararın, aleyhe sonuç doğuracak şekilde değiştirildiği, bu şekilde 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasının ihlâl edildiği belirlenmekle, hüküm bu yönüyle hukuka aykırı bulunmuş olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı paragrafta açıklanan nedenle Kandıra Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2021 tarihli ve 2021/292 Esas, 2021/327 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan; “Sanık hakkında aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak teşkil ettiğinden sanığın sonuç cezasının Yargıtay bozma ilamı öncesinde hakkında hükmedilen 10 Ay Hapis cezası olarak tespiti ile infazının 10 AY HAPİS CEZASI ÜZERİNDEN YAPILMASINA,
Hürriyeti bağlayıcı cezanın yasal sonucu olarak sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına, (24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve karar sayılı kararının gözetilmesine),
Sanığın sabıkalı geçmişine, sosyal ve ekonomik durumuna ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre sanık hakkında TCK’nın 50. maddesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanık hakkında Düzce Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/13 Esas, 2012/141 Karar sayılı ilamı ile hükmedilen 10 yıl hapis cezasını havi ilamından dolayı şartları oluştuğundan hakkında TCK’nın 58/6-7 maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına,”ifadelerinin hükümden çıkarılmasına ve yerine; “1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği sanığın sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının korunması suretiyle 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin
dördüncü fıkrası uyarınca hükmedilen adlî para cezasının birer ay ara ile ödenmek koşulu ile 10 eşit taksit halinde alınmasına,” cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2023 tarihinde karar verildi.