Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/9636 E. 2023/625 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9636
KARAR NO : 2023/625
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Olası kastla öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2021 tarihli ve 2021/277 Esas, 2021/481 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında olası kastla öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 21 inci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 03.06.2022 tarihli ve 2022/643 Esas, 2022/857 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri
1. İstinaf kararının gerekçesizliğine,
2. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu suç vasfının hatalı belirlendiğine,
3. Haksız tahrikin varlığına,
4. Sanığın atılı suçu işlediğine dair kesin ve somut delil olmadığına, sübuta
5. Takdîri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
6. Tekerrür hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay tarihinde, mağdur …’ın aracı ile, ….., Mahallesinde bulunan müzisyenler kıraathanesinin alt tarafında bulunan …..,Büfe isimli iş yerine bira vermek için gittiği, sokak üzerinde Belediye yol çalışması yaptığından geri geri çıkamadığı, bir yan sokağa girdiği, bu sokağın üst tarafına yani giriş kısmına doğru geldiğinde, sokak üzerinde sanığın sokakta çocuğunun bulunması nedeniyle eliyle yavaş ol şeklinde işaret yaparak mağdur …’yi durdurmak istediği ancak mağdurun durmadığı ve tam sokağın çıkışına geldiğinde, mağdurun elini camdan çıkararak sanığa doğru orta parmağı havada olacak şekilde el hareketi yaptığı, bunun üzerine sanığın arabanın peşinden koşmaya başladığı, ….., Caddesi üzerine çıktığında ise belinden tabanca çıkararak, mağdurun peşinden arabanın arkasına doğru iki el ateş ederek koşmaya devam ettiği, mağdurun hızlanarak borsa istikametine doğru uzaklaştığı, olay sırasında, sokakta oturan maktül … ‘in, sırt orta hattın solundan giriş yapan 1 adet ateşli silah mermi çekirdeği girişi sonucu vefat ettiği anlaşılmıştır.

Sanığın eyleminin hukukî değerlendirilmesi yönünden; sanığın daha önce tanışıklığı bulunmayan mağdurun aracının sokaktan hızlı bir şekilde geçmesi nedeniyle mağdurun sanığın sokakta oynayan çocuğunun canını tehlikeye atması, yine mağdurun aracın camından el kol hareketi yaparak orta parmağını göstermesi nedeniyle sanığın mağdur …’nin kullandığı aracın peşinden koşarak arabanın arkasına doğru uzak atış mesafesinden iki el ateş ettiği, kurşunların mağdur …’a ve aracına isabet etmediği, ancak seken kurşunlardan birinin maktul …’in ölümüne neden olduğu, olay yerinde yapılan keşfe göre olayın meydana geldiği yerin…. İlçesi ….., Mahallesi …..,Caddesi olduğu, yolun asfalt ve yokuş olduğu, yaya ve araç akışının mevcut olduğu, yolun sağ ve sol tarafında ağaçların ve binaların bulunduğu binalarda oturanların olduğu, sanığın ateş ettiği yer ile maktulün bulunduğu yer arasındaki mesafenin 70 metre mesafede olduğu, sanığın ateş ettiği nokta ile maktulün bulunduğu nokta arasında herhangi bir fiziki engelin bulunmadığı, çıplak gözle rahatlıkla görebilecek mesafede olduğu, sanığın bu şekilde meskun mahalde mağdur …’nin aracının arkasından uzak mesafeden ateş ederken sokak üzerinde bulunan birisinin de isabet alacağını öngörmesine rağmen ateş etmek suretiyle maktulü olası kast altında öldürdüğünün kabulü ile buna göre uygulama yapılmıştır.

2. Sanık üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar etmiştir.

3. 18.03.2021 saat 09:50 tarihli tutanağa göre; “…..,mahallesi çiçek 1 sokak no:9/1 sayılı ikametin çevresinde gerekli tedbirler alınarak, kapı çalınmaya başlandığı bu sırada sanık …’in ikametin çatısından arka sokağa doğru kaçtığının görülmesi üzerine, kalealtı sokak üzerinde yakalandığı, bu esnada şahsın elinde siyah renkli tabanca olduğunun görüldüğü, sanık …’in elinde bulunan 1 Adet siyah renkli Seri numarası kazınmış sürgünün sol kısmında SIG SAUER R228, sürgünün sağ kısmında MADE IN GERMANY CAL 9 mm S154208 ibareli bulunan tabancayı görevlilere teslim ettiği, tabancanın yapılan kontrolünde şarjörünün takılı olduğu, şarjör içerisinde basılı vaziyette, 3 adet MKE 9P20 ibareli, 2 adet UZK 9×19 mm 20 ibareli ve 1 adet STR 9x19mm 17 ibareli, toplam 6 adet fişeğin olduğunun görüldüğü, tabanca şarjör ve fişeklere karara istinaden el konulduğu,” belirlenmiştir.

4. İstanbul Bölge Kriminal Polis Labaratuvarı müdürlüğünün 02.04.2021 tarihli kriminal polis uzmanlık raporuna göre; “Tabanca ve fişeklerin 6136 sayılı yasaya göre yasak niteliğine haiz ateşli silah ve fişeklerden olduğu ve tabancanın tetiği çekmeden kendi kendine patlatmasının mümkün olup olmayacağı hususuyla ilgili yapılan balistik incelemede, bahse konu tabancanın farklı pozisyonlarda düşme testlerine tabi tutulduğu, yapılan düşme testlerinde, fişek yatağında bulunan kapsülü patlatmadığının müşahede olunduğu,
06.04.2021 tarihli kriminal polis uzmanlık raporuna göre; bir adet mermi çekirdeği parçasının 6136 sayılı yasaya göre yasak niteliğine haiz fişeğe ait olduğu, çarpma, kopma ve sürtünmeden mütevellit üzerinde kısmi yapıda yiv set izlerinin bulunduğunun tespit edildiği, söz konusu 9 mm çaplı PARABELLUM tipi 1 adet mermi çekirdeği parçasının üzerinde ”SIG SIG SAUER P228 MADE IN GERMANY CAL 9 mm” İbareli bulunan yarı otomatik tabancadan atılmış olduğunun tespit edildiği,
01.04.2021-22.04.2021 tarihli kriminal polis uzmanlık raporuna göre; inceleme konusu bulguda 1 ile numaralandırılan delil üzerinde atış artıklarının bulunduğunun tespit edildiği, delik etrafındaki atış artıklarının yoğunluğuna göre deliğin ateşli silah ile ”UZAK ATIŞ” mesafesinden yapılan atış sonucu oluşan ”giriş deliği” olduğu kanaatine varıldığı,” belirlenmiştir.

5. Eşgal bilgilerine dayalı fotoğraf teşhis tutanağına göre; sistem üzerindeki eşgal modulünden beyana uygun (585 kişi) fotoğraf arasından yapılan fotoğraf teşhis işleminde … ve Hayri Can Ergil’in sanığı teşhis ettikleri belirlenmiştir.

6. 12.06.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; “Sanığın ateş ettiği yer ile maktulün bulunduğu yer arasındaki mesafenin 70 metre mesafede olduğu ve sanığın ateş ettiği nokta ile maktulün bulunduğu nokta arasında herhangi bir fiziki engelin bulunmadığı çıplak gözle rahatlıkla görülebilecek mesafede olduğu ” belirlenmiştir.

7. Kesin ölüm sebebini belirten 14.03.2021 tarihli ölü muayene tutanağında;
“Sırt bölgesi sol yan arka kısmında T8 – 10 hizasında 0.5 cm çapında muhtemel asmç giriş lezyonu olduğu görüldü…
Kişinin ölümünün ölü muayene tutanağı ve yapılan klasik otopsi raporu birlikte değerlendirildiğinde;
1- Vücüdunda dış muayenede tarif edilen sırt orta hattın solundan giriş yapan 1 adet ASMÇ giriş lezyonu olduğu,
2- Dış muayenede tarif edilen yerden vücuda giren ASMÇ’nin kişinin anatomik pozisyonda olduğunun kabulü halinde arkadan öne yukarı aşağı seviye farkı vermeksizin, hafif soldan sağa seyirli göğüs boşluğuna girdiği, akciğer ve kalp yaralanması oluşturarak pelikart boşluğunda serbest halde olduğu, tek başına öldürücü nitelikte olduğu,
3- Kişinin ölümünün ASMÇ yaralanmasına bağlı iç organ yaralanması (akciğer ve kalp), bilateral hemopünomotoraks ve iç kanama nedeniyle meydana geldiği kanaatinin ifade edildiği,”
Görüşüne yer verildiği belirlenmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Gerekçesizlik Yönünden
Gerekçeli karar hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6 ncı maddesinde açıkça zikredilmemiş ise de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından içtihadî olarak geliştirilerek varlık kazanmış bir hak olup “adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsurlarından biri olarak belirtilmiştir. Buna göre AİHM, mahkemelerin her türlü kararlarında gerekçeye yer verilmesi yükümlülüğüne değinerek aksi durumun, adil yargılanma hakkının ihlâli ile neticeleneceğine işaret etmiştir. (Dulaurans/Fransa, B. No. 34553/97, 21.03.2000; Georgiadis/Yunanistan, B. No. 21522/93, 29.05.1997 §§ 40-43; Ruiz Torija/İspanya, B. No. 18390/91, 09.12.1994; Ferreira/Portekiz, [BD], B. No: 19867/12, 28.07.2017, § 84)

Gerekçeli karar hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa) tarafından ise alenî bir şekilde güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklindeki düzenleme ile gerekçe, ilgilisi için bir hak olmanın yanı sıra bütün mahkemeler için de anayasal bir yükümlülük olarak öngörülmüştür.

Ayrıca Anayasa’nın, Temel Haklar ve Ödevler kısmında yer alan “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesine, 03.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesiyle eklenen “adil yargılanma hakkı”nın da bir unsuru olarak kabul edilmekte (… Ataş, B. No: 2013/1235, 13.06.2013.) ve Anayasa Mahkemesi tarafından incelenen bireysel başvurulara konu edilebilmektedir. Gerekçeli karar hakkı, Türk hukuk sisteminde anayasal düzenlemeye ek olarak kanunî olarak da güvence altına alınmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi; “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde emredici hüküm içermektedir.

Temel bir insan hakkı olan gerekçeli karar hakkı, gerek uluslararası gerek ulusal hukukî metinlerle güvence altına alınmış olup mahkeme kararlarında gerekçeye yer verilmemesi ya da yetersiz gerekçeye yer verilmesi durumlarında gerekçeli karar hakkının ihlâli gündeme gelecek ise de AİHM tarafından ifade edildiği üzere (… Kück/Almanya, B. No: 35968/97, 12.06.2003, §§ 46,47; Khamidov/Rusya, B. No: 72118/01, 15.11.2007, § 170.) yargılama bir bütündür ve olağan kanun yolları, yargılama sürecinin bir parçasıdır ve adil yargılanma hakkı, yargılamayı bir bütün olarak kapsar. Bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlâl edilip edilmediği, gerekçesizlik ya da kanunî gerekçeden yoksunluğun, bir bütün olarak yargılamayı adil olmaktan çıkarıp çıkarmadığına göre belirlenir. O hâlde, sonuca etki edecek mahiyetteki bir iddianın, derece mahkemes(ler)i tarafından gerekçede tartışılmamış olması ya da bu konuda kanunî bir gerekçeye yer verilmemiş olması durumunda söz konusu usûlî eksikliğin Yargıtay tarafından temyiz incelemesi sırasında giderilmesi mümkündür. Zira gerekçe, bağımsız ve tarafsız bir yargılamanın zorunlu bir unsuru olup gerekçede temel hak ve hürriyetler, hukuksal bir metin düzleminde değerlendirilir.

Bu açıklamalar ışığında, her ne kadar bölge adliye mahkemesi kararında sanık müdafiinin istinaf istemleri hususunda ayrıntılı bir gerekçeye yer verilmemiş ise de İlk Derece Mahkemesinde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmiş olması da birlikte değerlendirildiğinde, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Suç Vasfı Yönünden
Her ne kadar sanık ve müdafii tarafından eksik inceleme yapıldığı iddia edilmiş ise de olaylar olgular başlığı altında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere olaya ilişkin görgü tanıklarının ifadeleri, bilirkişi raporu, uzmanlık raporları, otopsi raporu ile sanığın eyleminin sübuta erdiğinin kabulü ile sanık hakkında olası kastla öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden sanığın suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Haksız Tahrikin Varlığı Yönünden
Maktulden sanığa yönelen herhangi bir söz ve davranış olmadığı anlaşıldığından, sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Sübut ve Gerekçesi Yönünden
Her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş ise de olaylar olgular başlığı altında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere olaya ilişkin görgü tanıklarının ifadeleri, bilirkişi raporu, uzmanlık raporları, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiği, maktulde meydana gelen yaralanmaya

ilişkin olarak tanzim olunan otopsi raporu karşısında sanığın eyleminin sübuta erdiğinin kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

E. Takdîri İndirim Yönünden
Sanığın sabıkalı geçmişi, suç işleme konusundaki eğilimleri, yeniden suç işlemeyeceğine dair kanaat oluşmaması, suçun işleniliş şekli, eylem ve ceza arasındaki orantı dikkate alınarak sanık hakkında takdîri indirim hükmünün uygulanmamasından bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

F. Tekerrür Yönünden
Yasal şartları oluştuğundan, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 03.06.2022 tarihli ve 2022/643 Esas, 2022/857 Karar sayılı kararında öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çorlu 2.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.02.2023 tarihinde karar verildi.