YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9775
KARAR NO : 2023/2018
KARAR TARİHİ : 13.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralamaya teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tavas Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2014/230 Esas, 2015/286 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralamaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, aynı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 32 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 57 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi altında alınmasına karar verilmiştir.
2. Tavas Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2014/230 Esas, 2015/286 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (birleşen) 3. Ceza Dairesinin 22.11.2017 tarihli ve 2017/2591 Esas, 2017/15132 Karar sayılı kararı ile,
“1) Sanık hakkında TCK’nin 32/2. maddesinin uygulandığının anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/2. maddesi gereğince akıl hastası olduğu anlaşılan sanığa zorunlu müdafii tayin edilerek, müdafii huzurunda savunmasının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesi,
2) Mahkemece hükme esas alınan Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nca düzenlenen 10.02.2014 tarihli raporda “kısmi remisyonda psikotik bozukluk” tanısıyla TCK’nin 32/2. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin uygun olduğu belirtildiği halde, 23.01.2015 tarihli raporda “psikotik bozukluk” tanısıyla hakaret ve tehdit suçundan TCK’nin 32/1. maddesi kapsamında, mala zarar verme ve yaralama suçu açısından ise, TCK’nin 32/2. maddesi kapsamında olduğu belirtilerek çelişkiye düşüldüğü anlaşılmakla, çelişki giderilmeden veya Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınmadan çelişkili raporlara dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
3) Sonuç cezanın tedbir olduğu gözetilmeyerek, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak hükmedilen TCK’nin 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanması,”
Gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Tavas Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.09.2021 tarihli ve 2018/162 Esas, 2021/538 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralamaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, aynı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 57 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 1 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, ancak 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkı gereği cezanın 1 ay hapis cezası olarak infazına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın cezai ehliyeti bulunmadığına, sanığın beraatine karar verilmesine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, lehe hükümlerin uygulanmasına ve vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın, sanığın boşandığı eşi ile evlendiği, sanığın incelemeye konu olaydan önce katılanın çalıştığı fırının camlarını kırdığı, ardından katılanın oğluna sosyal medya üzerinden mesajlaşmaya başladığı, katılanın durumu öğrenmesi üzerine sanığı aradığı, sanık ile katılanın telefonda tartıştıkları, ardından sanığın elinde demir sopa olduğu halde katılanın çalıştığı fırına geldiği, burada tarafların birbirlerine vurmaya çalıştığı ancak olay yerinde bulunan tanıkların araya girmesi sonucu vurmadıkları anlaşılmıştır.
Sanığın cezai ehliyetine ilişkin raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 22.06.2021 tarihli raporda “08.03.2021 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestîsini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkûr suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı, bu duruma göre …’ın 30-31.01.2014 tarihinde sanığı bulunduğu suçlara karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu oy birliği ile mütalaa olunur” görüşüne yer verilmiştir.
2. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine ve içeriğine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kurulan hükmünde, sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkı nedeniyle uygulama yapılırken, ilgili kanun ve maddesinin 5320 sayılı Kanun’un 8 nci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası yerine, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin beşinci fıkrası olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
2. Sanık müdafiinin, sanığın cezai ehliyeti bulunmadığına, sanığın beraatine karar verilmesine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, lehe hükümlerin uygulanmasına, vesaire yönelen temyiz sebepleri yönünden;
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin sanığın ikrara yönelik savunması, katılan beyanları ile aynı doğrultuda olan tanıklar M.K., A.Y., İ.Ş. ve R.K.’nin beyanları ile saptandığı, Hukuki Süreç başlığının (2) numaralı paragrafında bilgilerine yer verilen bozma ilamı doğrultusunda Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 22.06.2021 tarihli sanığın cezai ehliyetine ilişkin raporun yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dosya
kapsamında eksik incelemenin söz konusu olmadığı, katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin bulunmadığı ve ilk haksız hareketin sanıktan kaynaklandığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği, adli sicil kaydında kasıtlı suçtan mahkumiyeti ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 50 nci ve 51 inci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenen ve lehine olan hükümlerin Mahkemece “Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunması, denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği, tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşmaması” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanuni gerekçe ile uygulanmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönlerden hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tavas Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.09.2021 tarihli ve 2018/162 Esas, 2021/538 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri nedeni dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.04.2023 tarihinde karar verildi.