Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/9796 E. 2023/99 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9796
KARAR NO : 2023/99
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.11.2015 tarihli ve 2015/711 Esas, 2015/794 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan açılan kamu davasında eylemin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası ve 35 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği kasten öldürmeye teşebbüs suçuna dönüşme ihtimaline binaen delillerin takdir ve değerlendirmesinin yüksek dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle 5235 sayılı Kanun’un 11 inci ve 12 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 3 üncü, 4 üncü ve 5 inci maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilmiştir.

2. … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.07.2016 tarihli ve 2016/20 Esas, 2016/252 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.07.2016 tarihli ve 2016/20 Esas, 2016/252 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin 07.01.2021 tarihli ve 2020/15032 Esas, 2021/492 Karar sayılı kararı ile;
“1) Sanığın eylemi neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Adli Tıp Kurumu … Şube Müdürlüğünce tanzim olunan ve hükme esas alındığı anlaşılan 15/02/2016 tarihli raporda, “Sağ femoral medial bölgede (sağ bacak üst kısım-kalça) iki adet kesici delici alet yaralanması büyük damar yaralanmasına neden olmakla, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, hayati tehlikeye neden olur, büyük damar lezyonuna hangi yaranın neden olduğu açıklıkla ifade edilmemiş olduğundan her iki yaralanmanın ayrı ayrı ya da birlikte söz konusu büyük damar lezyonuna yol açmış olabileceği, bu konuda ayrımın ancak ameliyatı yapan hekimden sorularak açıklığa kavuşturulabileceği kanaatini bildirir rapordur.” şeklinde görüş belirtilmesi karşısında, mağdurdaki her bir yaralanmanın niteliği ve hangi yaralanmanın ne şekilde hayati

tehlikeye neden olduğu hususunda ayrıntılı rapor temini ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz rapora istinaden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

2) Oluş, iddia ve dosya kapsamına göre, mağdurun, alkollü vaziyette gece saat 01:00 civarında sanığın evinin önüne gidip, sokakta bağırarak, o dönem nişanlısı olan tanık Sevda’dan aşağıya inmesini istediği, buna sinirlenen sanığın elindeki kesici alet ile aşağıya indiği ve mağduru yaraladığı, taraflar arasında bir süre boğuşma yaşandığı, sanık savunması ve kabule göre mağdurun, taksiye binerek olay yerinden ayrılması üzerine, tanık Sevda anlatımına göre ise komşularının olaya müdahale ederek tarafları ayırmaları üzerine eylemin sona erdiği anlaşılmakla, yargılama konusu eyleme ilişkin suç vasfının değerlendirilmesinde, mahkeme kabulü ve dosyada mevcut beyanlar ile çelişki oluşturacak şekilde, “taraflar arasında husumet bulunmaması ve hedef alınan vücut bölgelerinin hayati öneme haiz olmaması” şeklindeki yetersiz gerekçe ile eylemin kasten yaralama suçunu teşkil ettiğinin kabulü ile yazılı şekilde uygulama yapılması,
3) Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesinde yer alan kriterlerin somut olay ile ilişkilendirilmesi neticesinde ulaşılan vicdani kanaatin denetime imkan verecek şekilde tutanaklara yansıtılmasını müteakip, TCK’nin 86/1. maddesinde belirtilen sınırlar dahilinde temel cezanın tespiti gerekirken, herhangi bir gerekçe belirtilmeden temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle tayini,
4) Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/1-d maddelerine göre belirlenen ceza miktarı üzerinden, aynı Kanun’un 29/1. ve 62/1. maddeleri gereği uygulanmasına karra verilen indirim hükümleri ile TCK’nin 54/1. maddesi gereği suçta kullanılan eşyanın müsaderesine karar verilirken, uygulanan hüküm fıkralarının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/6. maddesine aykırı davranılması,
5) Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması”,

Nedenleriyle bozulmasına ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına karar verilmiştir.

4. … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2021 tarihli ve 2021/70 Esas, 2021/380 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
1. Haksız tahrik indiriminin az olduğuna,
2. Gerekçe gösterilmeksizin temel cezada alt sınırdan uzaklaşıldığına,
3. Vesaire,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Mağdurun sanığın baldızı olan tanık …..,ile o dönem arkadaş oldukları ve görüştükleri, olay günü mağdurun nişanlısını görmek üzere Ataşehir İlçesindeki evine geceleyin 01:00 sıralarında gittiği ve sokaktan yüksek sesle nişanlısını aşağıya çağırdığı, bu duruma sinirlenen sanığın, bıçak ile evinden aşağıya inerek mağduru sağ bacak bölgesinden iki kez yaraladığı anlaşılmıştır.

Mağdurun olaydan önce sanığın eşine ve baldızına tehdit içeren mesajlar göndermesi ve olay anında mağdurun evinin önüne gelerek yüksek sesle sanığın baldızı olan tanık Sevda’yı çağırması üzerine mağdurun haksız tahrik teşkil eden söz ve davranışları nedeniyle sanığın mağduru bıçakla yaraladığı kabul olunmuştur.

2. Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı İstanbul 2. Adlî Tıp İhtisas Kurulunun, 16.08.2021 tarihli raporunda, “Sağ uyluk iç kısımda tanımlanan trajeleri açık ve net olarak belirtilmeyen 2 (iki) adet kesici delici alet yaralanmasından en az 1 (bir) tanesinin safen ven lezyonuna neden olduğu cihetle;
a-Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu,
b-Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı”
Görüşünü içerir adlî muayene raporu dava dosyasında mevcuttur.

3. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Ceza Miktarı Yönünden
… 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2021 tarihli ve 2021/70 Esas, 2021/380 Karar sayılı kararında, mağdurun uyluk iç kısımda tanımlanan trajeleri açık ve net olarak belirtilmeyen 2 (iki) adet kesici delici alet yaralanmasından en az 1 (bir) tanesinin safen ven lezyonuna neden olduğu şeklindeki adli muayene raporu da dikkate alındığında, yaranın niteliği, sayısı, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, temel cezanın belirlenmesi sırasında alt sınırdan uzaklaşılmasının, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesindeki ölçütlere ve 3 üncü maddesindeki orantılılık ilkesine uygun düşmesi nedeniyle bu yönde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Haksız Tahrik Yönünden
Mağdurun gece saat 01.00 sıralarında, sanığın ikâmet ettiği apartmanın önüne gelerek sanıkla birlikte oturmakta olan sözlüsü Sevda’yı bağırarak çağırması üzerine sanığın bu duruma tepki gösterdiği ancak mağdurun gece vakti bağırmaya devam etmesi üzerine sanığın da evden aldığı bıçağı beline takarak aşağı indiği, tartışmanın devamında taraflar arasında arbede yaşandığı ve bıçakla yaralama eyleminin gerçekleştiği anlaşılmakla, mağdurdan kaynaklanan haksız tahrik oluşturan söz ve davranışların ulaştığı boyut dikkate alındığında sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının uygulanması sırasında asgarî oranda (1/4) indirim yapılmasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Vesaire
1. Sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca belirlenen 6 yıl hapis cezası üzerinden, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca (1/4) oranında indirim yapıldığında 4 yıl 6 ay hapis cezası yerine 3 yıl 9 ay hapis cezası, devamında ise 62 nci maddesi uyarınca (1/6) oranında indirim yapıldığında sonuç cezanın 3 yıl 9 ay hapis cezası yerine yukarıda belirtilen hatalı hesaplamaya bağlı olarak 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası olarak tespiti suretiyle eksik ceza tayin edilmesi, temyiz edenin sıfatı karşısında aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2021 tarihli ve 2021/70 Esas, 2021/380 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.01.2023 tarihinde karar verildi.