YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1492
KARAR NO : 2023/1129
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
MAHKEMESİ:Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
KARAR : İtirazın reddine dair karar
… Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.11.2020 tarihli, 2020/14064 Soruşturma, 2020/10723 Karar numaralı evrakı ile şüpheliler hakkında kasten yaralama suçundan, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan karara yönelik şikâyetçiler vekili tarafından yapılan itirazın reddine dair merci … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 23.12.2020 tarihli ve 2020/4572 Değişik İş sayılı kararının kesin olmakla 23.12.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 23.11.2022 tarihli ve 2021/21360 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.01.2023 tarihli ve KYB-2022/151144 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.01.2023 tarihli ve KYB-2022/151144 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, şüphelilerin olay günü müştekiler …’yı darp ettiği iddiası kapsamında yapılan soruşturma neticesinde, müştekilerin soyut nitelikte iddialarının bulunduğu ve kimin ne şekilde eylem gerçekleştirdiğinin tespit edilememesi nedeniyle hukuki kovuşturmaya yeter bir delilin bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de; dosya arasında bulunan müştekilerin ifadeleri ile müşteki ve şüpheliler arasında yaşanan arbedeye ilişkin kamera görüntülerine ait inceleme tutanağı, adlî raporlar ve tüm dosya kapsamına göre, şüphelilerin şikâyet konusu suçu işledikleri hususunda mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un, Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi başlıklı 160 ıncı maddesimde;
“1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.”
Kamu davasını açma görevi başlıklı 170 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
“1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.”
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.”
Cumhuriyet savcısının kararına itiraz başlıklı 173 üncü maddesinde;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.
(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10 md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.
“
Şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.
Bu düzenlemeler uyarınca Cumhuriyet savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikâyet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm kanunî yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaşıldığında iddianame düzenleyerek kamu davası açılması, aksi hâlde ise 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmektedir.
2. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyasının incelenmesinde; Cumhuriyet Başsavcılığınca “müşteki şüphelilerin karşılıklı soyut nitelikte iddialarının bulunduğu, müşteki şüphelilere yönelik kimin ne şekilde eylem gerçekleştirdiğinin de tespit edilemediği”nden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan karara itirazın da mercice reddedildiği anlaşılmıştır.
Oysa şikâyetçilerin kolluk güçlerince alınan ayrıntılı anlatımları ile adlî muayene raporlarının içeriğine göre şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluştuğu dikkate alınmadan ve taraflar arasında öncelikle 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi gereği uzlaştırma usûlünün uygulanması düşünülmeden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 23.12.2020 tarihli ve 2020/4572 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.03.2023 tarihinde karar verildi.