Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2023/1493 E. 2023/969 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1493
KARAR NO : 2023/969
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
KARAR : Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet

… 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.10.2021 tarihli ve 2021/541 Esas, 2021/1295 Karar sayılı kararı ile hükümlünün, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile hükümlü hakkında mağdur …’ye karşı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca 180 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.11.2022 tarihli ve 2022/191 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.01.2023 tarihli ve KYB-2022/151143 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyasının sureti Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.01.2023 tarihli ve KYB-2022/151143 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, … (Kapatılan) 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.03.2009 tarihli anılan kararı ile adı geçen sanığın müştekiler … ve …’a yönelik kasten yaralama eylemleri nedeniyle ayrı ayrı mahkumiyetlerine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın denetim süresi içinde 27.03.2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, mağdur …’ye yönelik eylem yönünden … 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2021 tarihli ve 2020/971 Esas, 2021/64 sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, mağdur …’a yönelik eylem yönünden ise inceleme konusu yapılan … 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2021 tarihli ve 2021/541 Esas, 2021/1295 sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verildiği, mağdur …’a yönelik eylem yönünden … 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/971 Esas sayılı dosya aslının 12.07.2021 tarihli ve 94660652-105-06-10672-2021-Kyb sayılı yazımız ekinde kanun yararına bozma talebi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği cihetle, onaylı dosya sureti üzerinden yapılan incelemede,
1) Sanık hakkında … (Kapatılan) 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.03.2009 tarihli ve 2007/1513 Esas, 2009/305 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararına konu yargılama dosyasında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.03.2014 tarihli ve 2013/12-74 Esas, 2014/140 Karar sayılı ilamı ile istikrarlı diğer kararlarında da vurgulandığı üzere; ceza yargılanmasında sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulabileceğine ilişkin kuralın, fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir durumun varlığı halinde, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesi ile sınırlı olarak uygulanabileceği, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda ise sanığın savunması alınmadan hüküm kurulamayacağı gözetilmeden, sanığın sorgusu yapılmadan eksik yargılama ile karar verilmesinde,
2) Kabule göre de, 5237 sayılı Kanun’un 52. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında yer alan ‘Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olamamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.’ şeklindeki düzenleme karşısında, mahkemece 180 gün adli para cezasına hükmedildikten sonra, takdir edilen gün adli para cezasının bir gün karşılığı olarak takdir edilecek miktar ile çarpılması suretiyle para cezasının hesaplanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin;
“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”
Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.

2. Olay günü taraflar arasında araç park etme meselesinden çıkan tartışmada hükümlünün mağdur … ile inceleme dışı annesi Lale’yi kesici alet ile vurmak suretiyle yaraladığı, mağdur …’ın, yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

3. 5237 sayılı Kanun’un Dava zamanaşımı başlıklı 66 ncı maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci fıkrasının (e) bendine göre;
“(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
(e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
Geçmesiyle düşer.”

4. 5237 sayılı Kanun’un Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi başlıklı 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası; “Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” şeklinde düzenlemeye haizdir.

5. Hükümlü hakkında açılan kamu davasına konu suçun, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında bulunduğu ve 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı sürelerine tabi olduğu belirlenmiştir.

6. Hükümlünün atılı suçu 28.05.2007 tarihinde işlediği, 18.12.2007 tarihinde iddianame düzenlendiği, savunmasının alınmadığı, 12.03.2009 tarihinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın 14.05.2009 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün 27.03.2014 tarihinde yeniden suç işlediği, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca zamanaşımının 14.05.2009 ilâ 27.03.2014 tarihleri arasında 4 yıl 10 ay 13 gün süreyle durduğu, deneme süresinde işlenen suç tarihi olan 27.03.2014 tarihinden itibaren yeniden işlediği anlaşılmakla; zamanaşımını kesen son işlem tarihi olan iddianamenin düzenlendiği 18.12.2007 tarihinden itibaren durma süresi de gözetildiğinde hükmün açıklandığı 04.10.2021 tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin 31.10.2020 tarihinde dolması nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

7. İnceleme konusu hüküm hakkında belirlenen husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde tespit edilen dava zamanaşımının gerçekleşmiş olması nedeniyle düşme kararı verilmesi gereği yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

Oy birliğiyle, 13.03.2023 tarihinde karar verildi.