Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2023/1667 E. 2023/1130 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1667
KARAR NO : 2023/1130
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

MAHKEMESİ:Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, kasten öldürmeye teşebbüs
KARAR : İtirazın reddine dair karar

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.02.2020 tarihli, 2020/11732 Soruşturma, 2020/9607 Karar numaralı evrakı ile şüpheliler hakkında kasten yaralama ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan karara yönelik şikâyetçiler vekili tarafından yapılan itirazın reddine dair merci Bakırköy 5. Sulh Ceza Mahkemesinin, 04.06.2020 tarihli ve 2020/1939 Değişik İş sayılı kararının kesin olmakla 04.06.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 23.08.2021 tarihli ve 2020/16741 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.02.2022 tarihli ve KYB-2021/105567 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.02.2022 tarihli ve KYB-2021/105567 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, taraflar arasında yaşanan olaya ilişkin olarak düzenlenmiş olan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2019 tarihli ve 2019/4169 soruşturma, 2019/2007 Esas, 2019/1486 sayılı iddianamesinde, … … ile … Akyurt arasında hakaret içeren sözlü tartışma yaşandığı, …’ın akrabaları olan diğer şüphelileri araması üzerine birlikte müştekilerin iş yerine giderek yaralama eylemlerini gerçekleştirdikleri belirtilerek şüpheliler …, …, …, … ve … haklarında, müştekiler …, …, …, … ve …’a yönelik yaralama eylemlerinden dolayı kamu davası açıldığı, Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/92 Esas sayılı dosyasında kovuşturma aşamasının devam ettiği, inceleme konusu dosyada ise, müştekiler …, … ve … … vekili tarafından yaşanan olaylar kapsamında toplam üç kez kavga olayı yaşandığını beyan ederek şüpheliler … …, …, …, …, … ve … ile kimliği bilinmeyen diğer şüpheliler hakkında kasten öldürmeye teşebbüs ve kasten yaralama suçlarından dolayı şikayette bulunulduğu, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17.02.2020 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile, şikayetçilerin belirttiği olayla ilgili olarak Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/92 Esas sayılı dosyası ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/4169 soruşturma sayılı dosyasının Uyap ortamından çıkartılarak incelendiği, tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, şikayetçilerin dilekçelerinde bahsettikleri olaya ilişkin soruşturmanın yapıldığı, mevcut soruşturmalara ilişkin kamu davası açıldığı ve kamu davasının devam ettiği, şikayetçilerin dilekçelerinde belirtmiş oldukları hususlara ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı ve yeni bir delilin de bulunmadığı gerekçeleri ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de;
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2019 tarihli ve 2019/4169 soruşturma, 2019/2007 Esas, 2019/1486 sayılı iddianamesinde müştekiler hakkında şüpheli sıfatıyla kamu davası açıldığı, ancak müşteki vekilinin 31.01.2020 tarihli şikayet dilekçesine konu hususlarla ilgili olarak herhangi bir karar verilmediği, müşteki vekili tarafından dosyaya sunulan … ve … …’ye ait 19.10.2018 tarihli adli raporda yaralanma bulgularının tespit edildiği anlaşılmakla; bu itibarla şikayet dilekçesi ekinde sunulan kavga görüntülerinin olduğu belirtilen CD içeriğinin incelenmesi, gerekirse CD içeriğine ilişkin bilirkişi raporu alınması, müşteki ve şüphelilerin olayla ilgili ifadelerinin alınması, Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/92 Esas sayılı dava dosyasının onaylı bir suretinin dosya arasına alınması suretiyle eksikliklerin giderilmesine dair soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi, sonucuna göre kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın esası hakkında bir değerlendirme yapılması gerekirken, eksik soruşturmaya ve değerlendirmeye dayalı verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik yapılan itirazın belirtilen gerekçelerle kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un, Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi başlıklı 160 ıncı maddesinde;

“(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.”

Kamu davasını açma görevi başlıklı 170 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
“(1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.”

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.”

Cumhuriyet savcısının kararına itiraz başlıklı 173 üncü maddesinde;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.
(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10 md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.

Şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.

Bu düzenlemeler uyarınca Cumhuriyet savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikâyet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm kanunî yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaşıldığında iddianame düzenleyerek kamu davası açılması, aksi hâlde ise 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmektedir.

2. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyasının incelenmesinde; Cumhuriyet Başsavcılığınca “şikayetçilerin dilekçelerinde bahsettikleri olaya ilişkin soruşturmanın yapıldığı ve mevcut soruşturmalara ilişkin kamu davası açıldığı ve halen mahkeme nezdinde kamu davasının devam ettiği, şikayetçilerin dilekçelerinde belirtmiş oldukları hususlara ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı ve yeni bir delilinde olmadığı”ndan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan karara itirazın da mercice reddedildiği anlaşılmıştır.

Oysa kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda bahsi geçen taraflar arasındaki kavga olayına ilişkin önceki soruşturma neticesinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 19.12.2018 tarihli, 2018/111054 Soruşturma, 2018/42024 Esas, 2018/30527 İddianame numaralı evrakı ile düzenlenen iddianamede incelenen dosyada şikâyetçi olan … ve … … hakkında şüpheli sıfatıyla soruşturma yürütüldüğü, şikâyetçi … … hakkında ise yaş küçüklüğü nedeniyle ayrı yürütülen soruşturma neticesinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2019 tarihli, 2018/127697 Soruşturma, 2019/24781 Esas, 2019/405 İddianame numaralı evrakı ile düzenlenen iddianamede suça sürüklenen çocuk sıfatıyla soruşturma yapıldığı, 31.01.2020 tarihli şikâyet dilekçesinde bildirilen hususlarda soruşturma yapılmadığı dikkate alınmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Bakırköy 5. Sulh Ceza Mahkemesinin, 04.06.2020 tarihli ve 2020/1939 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.03.2023 tarihinde karar verildi.