YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2762
KARAR NO : 2023/2743
KARAR TARİHİ : 05.05.2023
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
KARAR: İtirazın reddine
… olmayan mağdureyi hile ile alıkoymak suçundan … Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.1997 tarihli ve 1997/15 Esas, 1997/76 Karar sayılı kararı ile 6 yıl 11 ay 10 gün hapis cezasına hükümlü …’nin, bu cezasının infazı sırasında, 12.12.1999 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere şartla tahliye edilmesine dair … Ağır Ceza Mahkemenin, 12.12.1999 tarihli ve 1999/414 değişik iş sayılı kararını müteakip, hükümlünün bihakkın tahliye tarihi dolmadan denetim süresi içerisinde 12.09.2000 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûm olduğunun ihbar edilmesi nedeniyle şartla tahliyenin geri alınmasına, ikinci suçun işlendiği 12.09.2000 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan
07.02.2004 tarihleri arasındaki sürenin aynen infazına dair … 1. Ağır Ceza Mahkemenin, 20.04.2009 tarihli ve 2009/252 değişik iş sayılı kararı üzerine, hükümlü tarafından 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanun’un 48 inci maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107 nci maddesinde yapılan değişiklik kapsamında şartla tahliyesinin geri alınmasına dair kararın yeniden değerlendirilmesine ilişkin talebinin, 7242 sayılı Kanun ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin on üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca denetim süresi içinde işlenen her bir suç için verilen hapis cezalarının iki katı sürenin infazının sanık aleyhine olduğu, değişiklik sonrası yeni düzenlemenin hükümlü lehine hüküm içermediğinden bahisle reddine ilişkin … 1. Ağır Ceza Mahkemenin, 22.02.2021 tarihli ve 2021/46 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair merci … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2021/70 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.01.2023 tarihli ve 94660652-105-61-10235-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve 2023/11829 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve 2023/11829 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 48 inci maddesiyle değişik 107 nci maddesinin on üçüncü fıkrasında, “Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün; a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin, b) (Değişik: 25.5.2005-5351/8 md.) Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin, Ceza infaz kurumunda aynen çektirilmesine karar verilir.” şeklinde yer alan düzenlemeler ile koşullu salıvermenin geri alınmasına ilişkin anılan değişikliğin madde gerekçesinde “maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi aynen infaz etmektedir. Bu durum uygulamada, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir. Başka bir ifadeyle, geri alınan süre bakımından yeni bir kriter belirlenmekte ve ikinci suçun cezasının iki katı sürenin aynen infaz edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu süre, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Diğer yandan, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir.” şeklinde yer alan açıklama karşısında;
7242 sayılı Kanun döneminde koşullu salıverilmenin geri alınması durumunda, denetim süresinde işlenen suçlardan verilen hapis cezalarının miktarları yazılıp anılan hapis cezalarının iki katı sürenin soyut biçimde aynen infazına karar verilmesinin yanlış hesaplamalara yol açacağı, her somut olayda denetim süresinde işlenen her bir suç için kendi suç tarihinden başlayarak hak ederek tahliye tarihini geçmemek üzere iki katı sürenin ayrı ayrı hesaplanarak ne kadar sürenin aynen infaz edileceğinin kararda açıkça gösterilmesinin, yanlış hesaplamaların ve infazda oluşabilecek tereddütlerin önüne geçilmesi bakımında büyük önem arzettiği,
Ancak anılan hesaplama yapılırken, ortaya çıkan sonucun, netice itibariyle ikinci suç ile (denetim süresinde işlenen ilk suç ile) hakederek tahliye tarihi arasındaki azami süreyi geçemeyeceği, söz konusu azami süre belirlenirken, ilk olarak denetim süresinde işlenen ilk suç ile hakederek tahliye tarihi arasındaki süre temel dayanak noktası olarak belirlendikten sonra, denetim süresinde işlenen her bir suç için suç tarihinden itibaren başlayarak tarih aralıkları hesaplandıktan sonra arada fasılalar bulunması hâlinde, diğer bir deyişle koşullu salıverilmesi geri alınmayan tarih aralıkları bulunması hâlinde, anılan sürelerin de ilk suç ile hakederek tahliye tarihi arasındaki süreden çıkarılması durumunda hükümlünün infaz edebileceği azami sürenin tespit edileceği,
Somut olayda, hükümlünün bihakkın tahliye tarihi olan 07.02.2004 tarihinden önce, 12.09.2000 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.02.2004 tarihli ve 2000/1028 Esas, 2004/46 Karar sayılı kararıyla 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu sürenin 2 katının 2 yıl 4 ay olduğu, suç tarihi olan 12.09.2000 tarihine bu süre eklendiğinde 12.09.2000-12.01.2003 tarihleri arasındaki sürenin infazının gerektiği,
Yine denetim süresi içinde 13.03.2003 tarihinde işlediği sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı suçundan Küçükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.06.2003 tarihli ve 2003/219 Esas, 2003/714 Karar sayılı kararıyla 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu sürenin 2 katının 6 ay olduğu,
13.03.2003 tarihinde işlediği tehdit suçundan Küçükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.06.2003 tarihli ve 2003/219 Esas, 2003/714 Karar sayılı kararıyla 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, 9 ayın 2 katının 18 ay olduğu, 13.03.2003 tarihinde işlediği cinsel saldırı ve tehdit suçlarının toplamda 12 ay ettiği, bunun iki katı sürenin 24 ay olduğu, suç tarihinden itibaren başlamak üzere 24 ay ekleme yapıldığında bihakkın tahliye tarihinin geçildiği, suç tarihi olan 13.03.2003 ile bihakkın tahliye tarihi olan 07.02.2004 arasındaki sürenin 10 ay 27 gün olduğu,
Ancak öncelikle, hükümlünün ilk suç işleme tarihi ile bihakkın tahliye tarihleri olan 12.09.2000 ile 07.02.2004 arasındaki toplamda 3 yıl 4 ay 26 günlük süreden, yukarıda bahsedildiği şekilde fasılaların (koşullu salıverilmesi geri alınmayan tarih aralıklarının) çıkarılması gerektiği, bu anlamda ilk suçun kapsadığı son tarih olan 12.01.2003 ile ikinci ve üçüncü suç tarihi olan 13.03.2003 tarihi arasında ise 2 ay 1 günlük fasılanın olduğu, 3 yıl 4 ay 26 günlük süreden 2 ay 1 günlük fasıla düşüldüğünde ise hükümlünün toplamda infaz edebileceği azami süre olan 3 yıl 2 ay 25 günlük sürenin bulunacağı, bu suretle elde edilen sürenin hükümlünün denetimde işlediği başka suçlarının kesinleşerek infaza gelme olasılığında önem arz ettiği,
Hükümlünün denetimde işlediği bu 3 üç suçtan toplamda 2 yıl 14 ay 27 günlük süreyi aynen infaz etmesi gerekeceği,
Değişiklik öncesine göre ise denetim süresi içinde işlediği ilk suçun tarihi olan 12.09.2000 ile bihakkın tahliye tarihi olan 07.02.2004 arasındaki sürenin 3 yıl 4 ay 26 gün olduğu, bu sürenin çekilmesi gerekeceği, 7242 sayılı Kanunla gelen değişikliğin hükümlünün lehine olduğu gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları;
(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
2. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 48 inci maddesiyle değişik 107 nci maddesinin on üçüncü fıkrasında yer alan “Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün; a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin, b) (Değişik: 25.5.2005-5351/8 md.) Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin, Ceza infaz kurumunda aynen çektirilmesine karar verilir.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. Mahkemesince, aynen infaz kararında, 7242 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin on üçüncü fıkrası uyarınca denetim süresinde işlenen her bir suç için kendi suç tarihinden başlayarak hak ederek tahliye tarihini geçmemek üzere iki katı sürenin ayrı ayrı hesaplanarak ne kadar sürenin aynen infaz edileceğinin kararda açıkça gösterilmesinin, yanlış hesaplamaların ve infazda oluşabilecek tereddütlerin önüne geçilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
4. Somut olayda, mahkemece denetim süresi içinde işlemiş olduğu kasıtlı ve hapis cezasını gerektiren hırsızlık, sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı ve tehdit suçları nedeniyle hükümlü hakkında verilen hapis cezalarının süreleri esas alınarak daha önce verilen şartla tahliye kararının geri alınmasına ve aynen infaza ilişkin 7242 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinde yapılan değişikliğin hükümlü lehine ya da aleyhine olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılırken, hükümlünün denetim
süresinde işlediği her bir suç için suç tarihinden başlayarak hak ederek tahliye tarihini geçmemek üzere iki katı sürenin ne kadar olduğunun ayrı ayrı hesaplanarak her bir suç için aynen infazına karar verilecek sürenin ve hangi tarih aralığını kapsadığının kararda denetime imkan verecek şekilde açıkca gösterilmesi gerektiği gözetilmeksizin, denetim süresinde işlenen suçlara konu hapis cezalarının miktarından bahisle 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin lehe olmadığından bahisle istemin reddine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu, ancak kanun yararına bozma isteminde aynen infazı gereken sürenin belirlenmesi açısından yapılan hesaplama yönteminin yasal bir dayanağının olmadığı değerlendirlmiştir.
5. 7242 sayılı Kanun’un 48 nci maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin on üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik öncesi düzenlemeye göre hükümlünün durumu değerlendirildiğinde; hükümlünün denetim süresinde 12.09.2000 tarihinde işlemiş olduğu ilk suç tarihi ile bihakkın tahliye tarihi arasındaki sürenin 3 yıl 4 ay 26 gün olduğu ve 7242 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi ile yapılan değişiklik öncesi duruma göre şartla tahliye kararının geri alınması ile birlikte bu sürenin aynen infazına karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
6. 7242 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin on üçüncü fıkrasına göre, “Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün; a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin ceza infaz kurumunda aynen çektirilmesine karar verilir.” şeklindeki düzenlemeye göre hükümlünün hukuki durumu değerlendirildiğinde, 12.09.2000 tarihinde işlemiş olduğu hırsızlık suçundan verilen 1 yıl 2 ay hapis cezasının iki katı olan 2 yıl 4 aylık sürenin suç tarihinden başlayarak aynen infazına karar verilmesi gerektiğinden, 12.09.2000-12.01.2003 tarihleri arasındaki sürenin, 13.03.2003 tarihinde işlemiş olduğu sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan almış olduğu 3 ay ve tehdit suçundan almış olduğu 9 ay hapis cezalarının iki katı olan 24 aylık sürenin suç tarihinden başlayarak hak ederek tahliye tarihini geçmeyecek şekilde aynen infazına karar verilmesi gerektiğinden, 13.03.2003 tarihi ile hakederek tahliye tarihi olan 07.02.2004 tarihi arasındaki (10 ay 24 gün) sürenin aynen infazına karar verilmesi gerektiği, her iki suç nedeniyle aynen infazına karar verilmesi gereken sürenin toplamının ise 2 yıl 14 ay 24 gün olduğu dikkate alındığında 7242 sayılı Kanun’un 48 nci maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin on üçüncü fıkrasında yapılan değişikliğin hükümlü lehine olmasına rağmen aleyhine olduğu gerekçesiyle verilen karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun’a aykırı olup, bu gerekçe ile kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.03.2021 tarihli ve 2021/70 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.05.2023 tarihinde karar verildi.