YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2772
KARAR NO : 2023/2438
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
KARAR : İtirazın kabulüne
Kullanım gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında hırsızlık suçundan Seydişehir T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan Kasay El … El Vakka’nın, koşullu salıverilmesine kadar kalan cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazı talebinin reddine ilişkin Seydişehir İnfaz Hâkimliğinin 05.05.2022 tarihli ve 2022/663 Esas, 2022/692 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, hükümlünün 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 105/A ile geçici 6 ncı maddeleri gereğince denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına yönelik mercii Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2022 tarihli ve 2022/609 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 30.01.2023 tarihli ve 94660652-105-42-22380-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve 2023/15034 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve 2023/15034 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, adı geçen yabancı uyruklu hükümlünün bahse konu cezasının infazına 16.02.2022 tarihinde başlandığı, hükümlü hakkında düzenlenen müddetnameye göre koşullu salıverilme tarihinin 11.10.2024, hak ederek tahliye tarihinin ise 09.04.2027 olarak belirlendiği, Seydişehir T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 28.04.2022 tarihli ve 2022/2526 sayılı kararı ile hükümlünün iyi halli olup, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasını infaz etmesinin uygun olduğunun bildirildiği, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 26.04.2022 tarihli ve E-51688649-000-86887 sayılı yazısında ise, anılan hükümlünün kamu düzeni ve güvenliğinin korunması açısından işlemiş olduğu suç itibariyle 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na göre sınır dışı edilmesi gereken yabancılardan olduğunun belirtildiği, yabancı hükümlünün sınır dışı edilmesi ve kendi ülkesinde herhangi bir yükümlülüğe tabi tutulmamasının zımni affa dönüşeceğinden bahisle Seydişehir İnfaz Hâkimliğinin, 05.05.2022 tarihli kararı ile talebin reddine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan itiraz üzerine, merciince talebin kabulü ile 5275 sayılı Kanun’un 105/A ile geçici 6 ncı maddeleri gereğince koşullu salıverme tarihi olan 11.10.2024 tarihine kadar cezasının geriye kalan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, denetimli serbestlik yükümlülüklerinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce belirlenmesine ve hükümlünün tahliyesine karar verildiği anlaşılmakla;
5275 sayılı Kanun’un “İnfazda Temel İlke” başlıklı 2 nci maddesinde yer alan, ” (1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır. (2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve … kırıcı davranışlarda bulunulamaz.” şeklindeki,
Aynı Kanun’un “İnfazda Temel Amaç” başlıklı 3 üncü maddesinde yer alan, ” (1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.” şeklindeki,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Sınır Dışı Edilme” başlıklı 59 uncu maddesinde yer alan, “(Değişik madde: 31.03.2005 – 5328 S.K./1.mad) (1) denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının
infazına veya koşullu salıverilmesine karar verildikten ve her halde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, durumu, sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İçişleri Bakanlığına bildirilir” şeklindeki,
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin “Yabancı Uyruklu Hükümlüler Hakkında Yapılacak İşlemler” başlıklı 86 ncı maddesinde yer alan, “(1) Yabancı uyruklu hükümlülere ait bilgiler, ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla karşı çıkmaması hâlinde hükümlünün vatandaşı olduğu devletin diplomatik temsilcilik veya konsolosluğuna bildirilir. (2) İçişleri Bakanlığının ülkede kalmasında sakınca olduğunu bildirdiği yabancı uyruklu hükümlüler hakkında denetimli serbestlik tedbiri olarak, koşullu salıverilme tarihine kadar ülke sınırları içine girmeme yükümlülüğü verilerek hükümlü sınır dışı işlemlerine esas olmak üzere kolluğa teslim edilir. İçişleri Bakanlığının ilgili birimi ile yapılan yazışmada hükümlünün ülke sınırları içerisine girdiğinin tespit edilmesi halinde derhal müdürlüğe bilgi verilmesi istenir.” şeklindeki düzenlemeler birlikte nazara alındığında,
Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile düzenlemelerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanması gerektiği, bununla birlikte anılan düzenlemelerin uygulanması ile öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak gibi temel amaçların hedeflendiği cihetle,
Somut olayda Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 86 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan düzenleme karşısında, merciince talebin kabulü ile 5275 sayılı Kanunun 105/A ile geçici 6 ncı maddeleri gereğince koşullu salıverme tarihi olan 11.10.2024 tarihine kadar cezasının geriye kalan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilmesinde, diğer taraftan yabancı uyruklu hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri olarak koşullu salıverilme süresi sonuna kadar ülke sınırları içine girmeme yükümlülüğü uygulanarak tahliyesine karar verilmesi ve akabinde hükümlünün anılan tedbir gereğince yurtdışına çıkması/çıkarılması halinde ise, hükümlünün denetimli serbestlik sürecinde takibi ve denetlenmesi mümkün olamayacağından yukarıda izah edilen temel ilke ve amaçların da gerçekleştirilmesinin söz konusu olamayacağı ve bu durumun nihai olarak ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ilgili düzenlemelerin amaç ve ruhuna aykırı sonuçlar doğuracağı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları;
(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar
2. 5275 sayılı Kanun’un “İnfazda Temel İlke” başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası;
“ (1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.”
3. 15.04.2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 46 ncı maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi;
“(1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet Başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir (2) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde, birinci fıkrada düzenlenen infaz usulünden yararlanabilirler”
4. 25.06.2021 tarihli ve 31522 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.06.2021 tarihli ve 7328 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Sınır Dışı Edilme” başlıklı 59 uncu maddesi;
“İşlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilen yabancı, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına veya koşullu salıverilmesine karar verildikten ve her halde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, durumu, sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İçişleri Bakanlığına bildirilir.”
5. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin “Yabancı Uyruklu Hükümlüler Hakkında Yapılacak İşlemler” başlıklı 86 ncı maddesininin ikinci fıkrası;
“(2) İçişleri Bakanlığının ülkede kalmasında sakınca olduğunu bildirdiği yabancı uyruklu hükümlüler hakkında denetimli serbestlik tedbiri olarak, koşullu salıverilme tarihine kadar ülke sınırları içine
girmeme yükümlülüğü verilerek hükümlü sınır dışı işlemlerine esas olmak üzere kolluğa teslim edilir. İçişleri Bakanlığının ilgili birimi ile yapılan yazışmada hükümlünün ülke sınırları içerisine girdiğinin tespit edilmesi halinde derhal müdürlüğe bilgi verilmesi istenir.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
6. Bu düzenlemelere göre; Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanması gerekmektedir.
7. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 86 ncı maddesinde, İçişleri Bakanlığının ülkede kalmasında sakınca olduğunu bildirdiği yabancı uyruklu hükümlüler hakkında denetimli serbestlik tedbiri olarak, koşullu salıverilme tarihine kadar ülke sınırları içine girmeme yükümlülüğü verilmesi şeklinde özel bir düzenleme yapılmış ise de, işlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkum olan yabancı uyruklu kişilerin sınır dışı edilmeleri ile ilgili ana kuralı düzenleyen 5237 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesinde yer alan “…denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına veya koşullu salıverilmesine karar verildikten ve her halde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, durumu, sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İçişleri Bakanlığına bildirilir.” şeklindeki düzenlemeye göre işlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkum olan yabancı uyruklu kişi hakkında 86 ncı maddede öngörülen yükümlülük dışında risk ve ihtiyaç durumu dikkate alınarak hazırlanacak denetim planına göre başkaca yükümlülükler de belirlenerek koşullu salıverilme tarihine kadar denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması suretiyle cezasının infazına karar verilmesinin mümkün olduğunu kabul etmek gerektiği, cezası infaz edildikten ve koşullu salıverilmesine karar verildikten, cezasının infazı tamamlandıktan sonra sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirme yapılması amacıyla İçişleri Bakanlığına bildirimde bulunulmasının mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
8. Bu açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde; işlediği hırsızlık suları nedeniyle 4 yıl 12 ay hapis cezasına mahkum olan ve koşullu salıverilme tarihi 11.10.2024 olarak belirlenen yabancı uyruklu hükümlü hakkında Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının, 28.04.2022 tarihli ve 2022/2526 sayılı kararı ile iyi halli olduğuna ve koşullu salıverilme tarihine kadar denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazının uygun olduğuna dair verilen kararın değerlendirilmesi amacıyla gönderildiği İnfaz Hakimliğince yabancı uyruklu hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına yer olmadığına dair verilen karara karşı yapılan itirazın kabulüne, İnfaz Hakimliğinin kararının kaldırılmasına ve yabancı uyruklu hükümlü hakkında koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin beşinci fıkrası uyarınca denetimli serbestlik yükümlülüklerinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce belirlenmesine dair itiraz merciince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden, haklı sebebe dayanmayan kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oybirliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.04.2023 tarihinde karar verildi.