YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2994
KARAR NO : 2023/4801
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Olası kastla öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.01.2021 tarihli ve 2020/106 Esas, 2021/20 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında olası kastla öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 24 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 19.09.2022 tarihli ve 2021/753 Esas, 2022/1860 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının (aleyhe) istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebebi; sanık hakkında olası kastla öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık … Cihan’ın Hudut Karakol Komutanlığı emrinde er olarak görev yapmakta olduğu, sanığın olay günü sabah saatlerinde kendisi gibi er olan iki kişi ile birlikte (1.) derecede askerî yasak bölge olan sorumluluk sahasındaki 364-365 nolu hudut taşları arasında devriye faaliyeti gerçekleştirdikleri sırada 8-10 kişilik bir grubun Türkiye topraklarından Suriye topraklarına doğru sınırı yasa dışı olarak geçmeye çalıştıklarını tespit ettikleri, devriye timinin bu gruba durmaları için sözlü ikazlarda bulundukları, ancak grubun ikaza uymayarak kaçmaya devam etmeleri üzerine devriye timinin de gruptakileri yakalamak için grubun arkasından koştukları, gözden kaybolan grubu ararken bu kişilerin kendilerinin bulunduğu yere göre yaklaşık 50 derece civarı eğimli yamacın yukarı kısmında olduğunu farkettikleri, bunun üzerine uyarı amacıyla havaya doğru ateş ettikleri, grubun durmayarak tepeye doğru kaçmaya devam etmesi üzerine de aralarında 350-400 metre mesafe varken sanığın üzerine zimmetli G3 piyade tüfeği ile grubun bulunduğu yöne doğru yer bölgesini hedef gözeterek 1 el ateş ettiği, bu atış neticesinde maktulün yaralanarak yere düştüğü ve olay yerinde vefat ettiği, gruptaki diğer kişilerin ise tepeyi tırmanıp sınırın Suriye tarafına geçtikleri anlaşılmıştır.
2. Sanık savunması, tanıkların anlatımları, olay yeri inceleme ve keşif tutanakları, uzmanlık raporları, nöbet çizelgesi, tutanaklar, nüfus ve adlî sicil kayıtları ile diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur.
3. Maktulün kesin ölüm sebebine ilişkin olarak … Morg İhtisas Dairesince tanzim olunan, 18.12.2015 tarihli otopsi raporuna göre; maktulde 1 adet ateşli silah yaralanması mevcut olup müstakilen öldürücü nitelikte olduğu, kişinin ölümünün ateşli silah yaralanmasına bağlı iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının; sanık hakkında olası kastla öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğine yönelen temyiz sebebi yönünden;
3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanun’un 2 nci maddesinde; kara sınırlarını korumak ve güvenliğini sağlamak görevi Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait olup bu görevin sınır birliklerince yapılacağı, kendi sorumluluğunda olan bölgede sınırı korumak ve güvenliğini sağlamak, gümrük hattındaki giriş ve çıkış kaçakçılığı ile kara sınırları boyunca tesis edilen birinci derece askeri yasak bölge içerisinde suç teşkil eden eylemleri önlemek, suçluları yakalamak, bu bölgede işlenen meşhut suç faillerini ikinci derece askeri yasak bölgede de takip etmek ve yakalamak, failler hakkında zorunlu yasal işlemleri yapmak, yakalanan kişi ve suç delillerini ilgisine göre mahalli güvenlik kuvvetlerine teslim etmek, kara sınırlarından iltica amacıyla giren muharip yabancı … mensupları hakkında 11.08.1941 tarihli ve 4104 sayılı Muharip Yabancı … Mensuplarından Türkiye’ye İltica Edenler Hakkında Kanun hükümlerini uygulamak, diğer mültecileri silah, muhimmat ve sair harp araç ve gereçlerinden arıtmak, bu mülteciler ile beraberlerinde getirdikleri malzemeleri ilgili makamlara teslim etmek şeklinde yerine getirileceği, belirtilen görevlerin askeri hizmetten sayılacağı, sınır birlikleri mensuplarının kendilerine bu Kanun ile verilen görevlerin yapılmasında; diğer kanunların, silah kullanma yetkisi dahil, güvenlik kuvvetlerine tanıdığı bütün hak ve yetkilere sahip oldukları düzenlenmiştir. Yine 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 87 nci maddesinde askerin silah kullanma yetkisine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, silah kullanma yetkisinin sınırları belirlenmiştir.
5237 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.” denilmektedir.
Kanun hükmünün yerine getirilmesinde, kanunun çizdiği sınırın aşılmaması gerekir. Aksi takdîrde hukuka aykırılık yeniden ortaya çıkar ve faile şartları mevcutsa sınırın aşılmasına ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi doğrultusunda ceza verilir.
Hukuka uygunluk sebebinde sınırın aşılması hâlinde, olayda bir hukuka uygunluk sebebi mevcuttur ama hukuka uygunluk sınırı aşılmıştır. Böyle hallerde sınırı aşan fiil, hukuka aykırı olur.
Sınırın aşılması kasten ya da taksirle olabilir. Eğer kişi sınırı kasten aşmışsa, artık hukuka uygunluk sebebinin varlığı önemli değildir. Kişi kasten işlediği suçtan sorumlu olur.
Hukuka uygunluk sebebi taksirle de aşılmış olabilir. Kanun hükmü gereği görevini ifa etmekte olan zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlileri, zor kullanma yetkilerini taksirli bir biçimde aşar ve ölüm meydana gelirse 5237 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulama alanı bulur ve sınırı aşan kimse taksirle öldürmeden bu madde uyarınca sorumlu tutulur.
5237 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin birinci fıkrasında, fail bir hukuka uygunluk nedeninin sınırını aşmakta ise de, bunu bilerek ve isteyerek yani kasten yapmamaktadır. Ancak, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılabiliyorsa, fail sınırı kast olmaksızın aşmış olması dolayısıyla taksirinden sorumlu tutulmaktadır.
Olay ve Olgular kısmında yer verildiği şekilde gerçekleştiği anlaşılan somut olayda; sanığın sınır hattında asker olarak görev yapması nedeniyle kanunların kendisine tanıdığı silah kullanma yetkisini kullanarak, birinci derecede askeri yasak bölge içerisinde, sınır hattından yasa dışı geçmeye çalışan maktulün de dahil olduğu grubu durdurmak amacıyla, sözlü ve silahla yapılan uyarılara rağmen durmayan maktüle yönelik yine durmasını ve yakalanmasını sağlamak için yukarıda özetlenen mevzuata göre hukuka uygun şekilde yere doğru bir kez ateş ettiği, 350-400 metre mesafeden, yaklaşık 55-60 derece meyilli bir arazide, dik bir yamaçta bulunan maktule aşağıdan yukarıya doğru ateş edilen ortamın fizikî hâl ve şartları ile olay tarihi itibariyle 20 yaşında olup henüz 9 fizikî hâl ve şartları ile olay tarihi
itibariyle 20 yaşında olup henüz 9 gün önce sınır hattında görev yapmaya başlamasından kaynaklanan sanığın acemiliğinin de etkisi ile hedefin tam olarak ayarlanamaması nedeniyle merminin maktulün sırt bölgesine isabet ettiği, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla maktulün ölümüne neden olduğu olayda, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında kanun hükmünün icrası sırasında meydana geldiği ancak; bu eylemde 5237 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında “kanunun çizdiği sınırın kast olmaksızın aşıldığı” anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 85 … maddesinin birinci fıkrası ve 27 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca “Taksirle Bir Kişinin Ölümüne Neden Olma” suçundan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi suç vasfı yönünden kısmen yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 19.09.2022 tarihli ve 2021/753 Esas, 2022/1860 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.07.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
Ayrıntıları Olay ve Olgular kısmında anlatıldığı şekilde gerçekleşen olayda, suç tarihi itibariyle 20 yaşında olup henüz 9 gün önce sınır hattında görev yapmaya başlayan sanığın (1.) derecede askerî yasak bölge içerisinde sınırı yasa dışı yollarla geçmeye çalışan maktulü önce sözlü olarak “Dur!” ihtarı ile uyardığı, ihtara uyulmaması üzerine havaya ateş edildiği, maktul ve yanındakilerin kaçmaya devam etmesi üzerine gruba doğru sadece 1 el daha ateş edilmesi ile maktulün isabet aldığı olayda, kanuna uygun şekilde kademeli olarak güç kullanıldığı, yaklaşık 365 metre mesafeden 55-60 derecelik meyilli bir arazide aşağıdan yukarıya doğru ateş edildiği, maktulün isabet alması üzerine sanığın eylemine devam etmeyerek hemen yetkili birimlere durumu haber verdiği anlaşılmıştır.
211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nda askerin silah kullanma yetkisinde sorumluluğu düzenleyen 87 nci maddesinin VI bendinde yer alan “Her olayın cereyan ettiği haller ve şartlar göz önünde tutulmak kaydiyle bu madde hükümlerine göre silahını kullanan askere ve silah kullanma emrini veren birlik komutanına sorumluluk yüklenemez.” düzenlemesi de dikkate alındığında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında kanun hükmünün icrası sırasında gerçekleştirildiği, oluşa ve tüm dosya içeriğine göre kanun hükmünün yerine getirilmesinde, kanunun çizdiği sınırın aşılmadığı ve hükümde hukuka aykırılık bulunmadığından sanık hakkındaki beraat kararının onanması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak etmiyorum.