YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3124
KARAR NO : 2023/4382
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1689 E., 2022/2358 K.
SUÇ : Kasten yaralama
KARAR : Direnme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
… Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 07.12.2022 tarihli ve 2022/1689 Esas, 2022/2358 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 26.04.2022 tarihli ve 2022/1925 Esas, 2022/3200 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle;
… Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme
neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2019 tarihli ve 2018/403 Esas, 2019/81 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 10.07.2019 tarihli ve 2019/1408 Esas, 2019/1707 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvuruları üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 10.07.2019 tarihli ve 2019/1408 Esas, 2019/1707 Karar sayılı kararının, katılan, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 26.04.2022 tarihli ve 2022/1925 Esas, 2022/3200 Karar sayılı ilâmıyla özetle; oluşa ve dosya kapsamına göre sanık ve katılanın tarla yolu nedeniyle aralarında önceye dayanan husumetin bulunduğu, Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.01.2011 tarihli ve 2007/666 Esas, 2011/115 Karar sayılı davasında katılan lehine geçit hakkı tesis edilmesine karar verildiği ve bu kararın 10.06.2013 tarihinde kesinleştiği, dosya kapsamındaki Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2015 tarihli ve 2014/463 Esas, 2015/375 Karar sayılı kararında geçit hakkı nedeniyle çıkan tartışma sebebiyle sanığın katılana karşı yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, katılanın tarlasına yol açmak için olay tarihi olan 25.04.2018 tarihinde iş makinesi getirttiği, katılanın bir hafta önce 18.04.2018 tarihinde olay çıkmasından endişe duyması nedeniyle Silifke Kaymakamlığına güvenlik önlemi talebinde bulunduğunun anlaşıldığı, olay günü iş makinası operatörü tanık Ö.F.’nin yol için çalıştığı, olay yerinde Jandarma personelinin de bulunduğu, katılanın bir süre sonra yolun açılacağı yeri göstermek için makinanın yanına geldiği, Jandarmanın yanına geri döndüğü sırada sanığın katılanın arkasından yaklaştığı, “çıkın tarlamdan” diyerek bağırdığı, iş makinesine taş atmaya çalıştığı, atamayınca katılana elindeki taşı attığı, taşın isabet etmediği, sanığın katılanın arkasından koşarak onu yere yatırdığı, elindeki kontrol kalemi olarak tabir edilen tornavidayla vurmaya başladığı, göğsünden, sırtından, karnından ve elinden toplam 5 darbe ile yaraladığı, katılanın sanığa karşı koymaya çalıştığı ve sanığın elini tuttuğu o sırada jandarma personelinin araya girmesi üzerine sonlandığı anlaşılan olayda, katılan hakkında … Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 08.11.2018 tarihli raporda yaralanmaların hayatını tehlikeye sokmadığı ancak basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceğinin belirtilmesi, suçta kullanılan aletin elverişli olması, hayati vücut bölgelerinin hedef alınması, eyleme kendiliğinden son vermeyip devamına engel hal
bulunması, aralarında önceye dayalı husumet bulunması dikkate alınarak, sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğunun anlaşılması karşısında, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgılı değerlendirme sonucu kasten yaralama suçundan hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 07.12.2022 tarihli ve 2022/1689 Esas, 2022/2358 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz sebepleri; sanığın kendisini öldürmeye çalıştığına, zararının büyük olduğuna ilişkindir
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1.Sanık ve katılanın tarla yolu nedeniyle aralarında önceye dayanan anlaşmazlığın bulunduğu, Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.01.2011 tarihli ve 2007/666 Esas, 2011/115 Karar sayılı davasında katılan lehine geçit hakkı tesis edilmesine karar verildiği ve bu kararın 10.06.2013 tarihinde kesinleştiği, dosya kapsamındaki Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2015 tarihli ve 2014/463 Esas, 2015/375 Karar sayılı kararında geçit hakkı nedeniyle çıkan tartışma sebebiyle sanığın katılana karşı yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, katılanın tarlasına yol açmak için olay tarihi olan 25.04.2018 tarihinde iş makinesi getirttiği, katılanın bir hafta önce 18.04.2018 tarihinde olay çıkmasından endişe duyması nedeniyle Silifke Kaymakamlığına güvenlik önlemi talebinde bulunduğunun anlaşıldığı, olay günü iş makinası operatörü tanık Ö.F.’nin yol için çalıştığı, olay yerinde Jandarma personelinin de bulunduğu, katılanın bir süre sonra yolun açılacağı yeri göstermek için makinanın yanına geldiği, Jandarmanın yanına geri döndüğü sırada sanığın katılanın arkasından yaklaştığı, “çıkın tarlamdan” diyerek bağırdığı, iş makinesine taş atmaya çalıştığı, atamayınca katılana elindeki taşı attığı, taşın isabet etmediği, sanığın katılanın arkasından koşarak onu yere yatırdığı, elindeki kontrol kalemi olarak tabir edilen tornavidayla vurmaya başladığı, göğsünden, sırtından, karnından ve elinden toplam 5 darbe ile yaraladığı, katılanın sanığa karşı koymaya çalıştığı ve sanığın elini tuttuğu o sırada jandarma personelinin araya girmesi üzerine sonlandığı, olay nedeniyle katılanın hayati tehlike geçirmeksizin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı, Jandarma tarafından tutulan 25.04.2018 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı içeriğine göre Sömek Mahallesine katılanın arazisine
giden yolu mahkeme kararıyla sanığın arazisinden geçeceği, ancak arazi sahiplerinin bu duruma karşı çıkacakları, bu sebeple tedbir amaçlı olarak jandarmanın yol çalışması yapılacak olan köye geldiği, katılanın sürekli jandarmanın yanında kalması gerektiğinin söylendiği, arazinin büyük otlak ve yerlerin
ağaçlı olması nedeniyle sanığın bir anda arazinin sol tarafından çıktığı, katılanı önceden tanıyan kepçe operatörü Ö.F.K’nin kornaya basarak katılanı uyarmak istediği, bu sırada jandarmanın yolun başında bulunan ağaçlığın altında beklemekte olduğu, iş makinesinden gelen sesi duymaları üzerine katılanın yerde yattığını, sanığın üzerine çıktığını gördükleri, koşarak aralamak istendiğinde katılanı beyaz renkli kontrol kalemiyle karın bölgesinin iki farklı yerinden ve de elinden yaraladığının görüldüğü, 112 aranarak ambulans istendiği, olay yerine gelen 112 ekibinin katılanın hayati tehlikesinin olmadığını ve şahsın Erdemli Devlet Hastanesine götüreceklerini söyledikleri, olayda kullanılan tornavidanın muhafaza altında alındığı, sanık ile katılan arasında öldürmeyi gerektirecek boyutta bir husumetin bulunmaması, sanığın, olay günü anlaşmazlık konusu olan yolun açılacağını bilmesine rağmen üzerinde bıçak veya silahla olay yerine gelmemesi, yaptığı iş nedeniyle üzerinde bulundurduğu kontrol kalemi ile bir anda katılana saldırmasına rağmen darbelerinin şiddeti, adlî rapor içeriklerine göre; katılandaki tüm yaralanmaların bir bütün olarak ve ayrı ayrı etraf kemik kırıkları, kas ve tendon kesileri, yaşamsal tehlike oluşturacak kafa kemik kırığı, organ, büyük damar ve sinir yaralanması meydana getirmemiş olmaları, suçta kullanılan aletin niteliği, jandarmanın müdahalesi ile olay sonlanmış ise de jandarmanın müdahale anına kadar sanığın katılana çok sayıda darbe vurmasına rağmen bu darbelerin her birinin bir bütün olarak veya ayrı ayrı hayati tehlikeye neden olmamaları karşısında, sanığın olaya bağlı olarak ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu kabul edilmiştir.
3. Sanık savunması, katılan beyanı, tanıkların anlatımları, adlî raporlar, adlî sicil kaydı, bozma öncesi ve sonrası yargılama sürecine ait evraklar dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
Dosya kapsamında mevcut deliller ışığında Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 26.04.2022 tarihli ve 2022/1925 Esas, 2022/3200 Karar sayılı bozma ilâmında açıklanan gerekçelerle sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması yerine suç vasfında yanılgılı değerlendirme sonucu kasten yaralama suçundan hüküm kurulmasına dair direnme kararı verilmesi, yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 26.04.2022 tarihli ve 2022/1925 Esas, 2022/3200 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğu ile DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,
20.06.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Tüm dosya kapsamı ve mahkemelerin kabulüne göre; Sanık ve katılanın tarla yolu nedeniyle aralarında önceye dayanan anlaşmazlığın bulunduğu, Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.01.2011 tarihli ve 2007/666 Esas, 2011/115 Karar sayılı davasında katılan lehine geçit hakkı tesis edilmesine karar verildiği ve bu kararın 10.06.2013 tarihinde kesinleştiği, dosya kapsamındaki Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2015 tarihli ve 2014/463 Esas, 2015/375 Karar sayılı kararında geçit hakkı nedeniyle çıkan tartışma sebebiyle sanığın katılana karşı yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, katılanın tarlasına yol açmak için olay tarihi olan 25.04.2018 tarihinde iş makinesi getirttiği, katılanın bir hafta önce 18.04.2018 tarihinde olay çıkmasından endişe duyması nedeniyle Silifke Kaymakamlığına güvenlik önlemi talebinde bulunduğunun anlaşıldığı, olay günü iş makinası operatörü tanık Ö.F.’nin yol için çalıştığı, olay yerinde Jandarma personelinin de bulunduğu, katılanın bir süre sonra yolun açılacağı yeri göstermek için makinanın yanına geldiği, Jandarmanın yanına geri döndüğü sırada sanığın katılanın arkasından yaklaştığı, “çıkın tarlamdan” diyerek bağırdığı, iş makinesine taş atmaya çalıştığı, atamayınca katılana elindeki taşı attığı, taşın isabet etmediği, sanığın katılanın arkasından koşarak onu yere yatırdığı, elindeki kontrol kalemiyle vurmaya başladığı, göğsünden, sırtından, karnından ve elinden toplam 5 darbe ile yaraladığı, katılanın sanığa karşı koymaya çalıştığı ve sanığın elini tuttuğu o sırada jandarma personelinin araya girmesi üzerine olayın sonlandığı anlaşılmıştır.
Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın eyleminin hukuki nitelendirilmesinden kaynaklanmaktadır.
Jandarma tarafından tutulan 25.04.2018 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı içeriğine göre Sömek Mahallesine katılanın arazisine giden yolu mahkeme kararıyla sanığın arazisinden geçeceği, ancak arazi sahiplerinin bu duruma karşı çıkacakları, bu sebeple tedbir amaçlı olarak jandarmanın yol çalışması yapılacak olan köye geldiği, katılanın sürekli jandarmanın yanında kalması gerektiğinin söylendiği, arazinin büyük otlak ve yerlerin ağaçlı olması nedeniyle sanığın bir anda arazinin sol tarafından çıktığı, katılanı önceden tanıyan kepçe operatörü Ö.F.K’nin kornaya basarak katılanı uyarmak istediği, bu sırada jandarmanın yolun başında bulunan ağaçlığın altında beklemekte olduğu, iş makinesinden gelen sesi duymaları üzerine katılanın yerde yattığını, sanığın üzerine çıktığını gördükleri, koşarak aralamak istendiğinde katılanı beyaz renkli kontrol kalemiyle karın bölgesinin iki farklı yerinden ve de elinden yaraladığının görüldüğü, 112 aranarak ambulans istendiği, olay yerine gelen 112 ekibinin katılanın hayati tehlikesinin olmadığını ve şahsın Erdemli Devlet Hastanesine götüreceklerini söyledikleri, olayda kullanılan beyaz renkli kontrol kaleminin muhafaza altında alındığı anlaşılmıştır.
… Adlî Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 08.11.2018 ve 29.05.2019 tarihli raporlara göre katılanı olay nedeniyle hastanede beş gün yattığı opere olmadığı, takip ve tedavisi yapılarak taburcu edildiği, göğüs sağda 1 adet göğüs sol ve batın alt kadranda 3 adet, sol el volar yüzde 1 adet 0.5 cm nedbe dokuları olduğu, şahsın vücudunda 5 adet kesici delici alet yarası olduğu, yaraları ayrı ayrı ve bir bütün olarak değerlendirildiğinde katılanın yaralanmalarının yaşamını tehlikeye sokan nitelikte olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbî müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı tespit edilmiştir.
Sanık ile katılan arasında öldürmeyi gerektirecek boyutta bir husumetin bulunmadığı, sanığın elektrikçi olarak çalıştığı, yaptığı iş nedeniyle üzerinde bulundurduğu kontrol kalemi dışında olay günü anlaşmazlık konusu olan yolun açılacağını bilmesine rağmen üzerinde bıçak veya silahla olay yerine gelmediği, olay yerinde katılanı görünce önce taş attığı isabet ettiremeyince arkasından koşup katılana saldırmasına rağmen darbelerinin şiddeti, adlî rapor içeriklerine göre; katılandaki tüm yaralanmaların bir bütün olarak ve ayrı ayrı etraf kemik kırıkları, kas ve tendon kesileri, yaşamsal tehlike oluşturacak kafa kemik kırığı, organ, büyük damar ve sinir yaralanması meydana getirmemiş olmaları, suçta kullanılan aletin niteliği nazara alındığında elektrik kontrol kaleminin sadece uç kısmının metal olduğu diğer kısımlarının iletkenliği önlemek amacıyla plastik malzemelerden yapıldığı, jandarmanın müdahalesi ile olay sonlanmış ise de jandarmanın müdahale anına kadar sanığın katılanın hayati bölgelerinden göğüs ve batına çok sayıda darbe vurmasına rağmen katılanın vücudunda derin yaraların oluşmadığı, bu darbelerin her birinin bir bütün olarak veya ayrı ayrı hayati tehlikeye neden olmamaları karşısında, olayın oluş şekli, suçta kullanılan aleti niteliği ve darbelerin şiddeti ve katılandaki yaraların niteliği nazara alındığında sanığın olaya bağlı olarak ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Öldürme kastının kesin olarak belirlenemediği durumlarda şüphenin sanık yararına yorumlanmasında zorunluluk bulunduğundan sanığın eyleminin kasten yaralama suçunun oluşturduğu anlaşılmakla … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin direnme kararının yerinde olduğu görüşünde olduğumuzdan Dairemizin sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.