YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3192
KARAR NO : 2023/6122
KARAR TARİHİ : 12.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1237 E., 2022/1447 K.
SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye yardım
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.06.2022 tarihli ve 2020/241 Esas, 2022/313 Karar sayılı kararı ile;
a. Sanık … hakkında maktul …’a karşı nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 … maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
b. Suça sürüklenen çocuk … hakkında maktul …’a karşı nitelikli kasten öldürmeye yardım suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 82 … maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 31 … maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 31.10.2022 tarihli ve 2022/1237 Esas, 2022/1447 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili, Cumhuriyet savcısı (aleyhe), sanık müdafii, suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi; sanık … hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, suça sürüklenen çocuk hakkında ise yardım eden değil müşterek fail olarak sorumlu tutulması gerektiğine, ilişkindir.
Sanık ve müdafiinin temyiz istemi; maktulü uyku halinde vurmadığına, maktul tarafından darp edildiği için haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığın öldürme kastının olmadığına, meşru savunmanın varığına, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Maktul …’ın 11.06.2020 günü saat 10.00 sıralarında ……,Nişancı Mahallesi ….. Şehit ……, Parkı içerisinde bulunan ……, Kulübüne ait dinlenme alanındaki koltuk üzerinde başından iki el ateşli silahla vurulmuş halde ölü olarak bulunduğu, olay yeri ve çevresinde yapılan kamera ve sokak çalışmaları neticesinde iki şüphelinin olay yerinden koşarak kaçtıklarının, beyaz renkli sweatshirtlü şahsın kaçarken elindeki beyaz renkli poşeti yol kenarına attığı ve şahısların üzerindeki kıyafetleri çıkarttıklarının, beyaz renkli sweatshirtlü zayıf yapılı şahsın suça sürüklenen çocuk … olduğunun belirlendiği, ……, ‘ın bulunması üzerine şifahi görüşmede diğer şahsın da … olduğunu ve olayı …’in gerçekleştirdiğini beyan ettiği, elde edilen kamera görüntüleri incelendiğinde sanık ve … …’ın koşarak geçiş yaptıkları, …….,’ın elindeki beyaz poşeti yol kenarındaki araçların ön kısmına fırlattığı, kıyafetlerini çıkartarak geçiş yaptıklarının da görüldüğü, sanık …’in, … … ‘ın yakalandığını ve polise adını verdiğini öğrenmesi üzerine……, Emniyet Müdürlüğü ekiplerini görünce maktulü öldürdüğünü söyleyerek teslim olup olayda kullandığı silahı gösterdiği, silahın balistik incelemesi sonucunda da olay yerinden elde edilen iki adet
kovanın sanığın gösterdiği tabancadan atıldıklarının rapor edildiği, sanık …’in yanında suça sürüklenen çocuk … da olduğu halde öldürme kastıyla maktulün başına iki el ateş etmek suretiyle öldürerek olay yerinden birlikte kaçtıkları, anlaşılmıştır.
Sanık ve suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin hukukî değerlendirilmesi yönünden; sanık … ve suça sürüklenen çocuk … hakkında maktul …’ı kasten öldürdükleri iddiasıyla kamu davaları açılmış ise de, yapılan yargılama sonucunda; maktulün cenin pozisyonunda uyur vaziyette bulunması, Adli Tıp Morg İhtisas Dairesinin raporunda cesede 4 ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası 3 de çıkış yarası tesbit edildiği, cesetten ateşli silah mermi çekirdeği elde edilmediğinin bildirilmesi, kurşun giriş deliklerinin kafadan olması, sol kol ve sol el birinci parmaktaki 3 ve 4. giriş deliklerinin 1 ve 2’de tarif edilen kafadan girip çıkan kurşunların tekrar vücuda girmesinden kaynaklandığının anlaşılması hususları dikkate alınarak uyuyan maktulün başına sıkmak suretiyle öldürdükleri kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar suça sürüklenen çocuk … suçlamayı kabul etmemiş ise de; olay öncesine ilişkin ifadelerinin maktulün otopsi raporuyla doğrulanmaması, uyuyan maktulün öldürüldüğünün anlaşılması karşısında maktulü uyurken öldüren sanık … ile birlikte hareket ederek üzerindeki kıyafeti de atmak sureti ile sanık ile olay yerinden kaçan … …’ın suçun işlenmesinde sanığa yardım ettiği sonuç ve vicdani kanısına varılarak mahkumiyetine karar vermek gerektiği, tespit edilmiştir.
Haksız tahrik ve meşru savunma yönünden; her ne kadar sanık … maktulün kendisini dövdüğünü, zorla uyuşturucu sattırdığını, tehdit ettiğini, olaydaki silahın da maktule ait olduğunu belirtmiş ise de; sanığın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikteki hafif yaralarının kabuk bağlamış eski yaralar olması, maktulün cenin pozisyonunda bulunması uyurken kafasına iki el ateş etmek suretiyle öldürüldüğünün anlaşılması, silahın olay yerinden başka bir yere atılması karşısında sanığın meşru savunma ve haksız tahrik hükümlerini de değerlendirmeyi akla getiren savunmalarına itibar edilmediği anlaşılmıştır.
2.Sanık ve suça sürüklenen çocuk savunmaları, tanık beyanları, adli tıp raporu, olay yeri inceleme tutanakları, uzmanlık raporları, tutanaklar ve adli sicil kayıtları, nüfus kayıtları, dava dosyasında bulunmaktadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Sanık … hakkında 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince
yapılması gerektiği, anlaşılmıştır.
2. Suça sürüklenen çocuk … müdafiinin 08.12.2022 tarihinde kanunî süresi içinde öne sürdükten sonra, 09.01.2021,14.02.2023 ve 23.06.2023 tarihli dilekçeleri ile suça sürüklenen çocuk temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği, bu tarihte 18 yaşını doldurduğu ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçtiği anlaşılmıştır.
3. İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanık ve suça sürklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, olaylar olgular başlığı altında ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere, haksız tahrik ve meşru savunma koşullarının oluşmadığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
1. Gerekçe bölümü (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle sanık … hakkında 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
2. Gerekçe bölümü (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk müdafiinin 08.12.2022 tarihinde kanunî süresi içinde öne sürdükten sonra, 09.01.2021, 14.02.2023 ve 23.06.2023 tarihli dilekçeleri ile suça sürüklenen çocuğun temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği, bu tarihte 18 yaşını doldurduğu ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz isteminin REDDİNE,
3. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 31.10.2022 tarihli ve 2022/1237 Esas, 2022/1447 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.10.2023 tarihinde karar verildi.