YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3231
KARAR NO : 2023/4619
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.12.2016 tarihli ve 2016/35 Esas, 2016/306 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 … maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 … maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 02.05.2017 tarihli ve 2017/338 Esas, 2017/700 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının(aleyhe), sanık müdafiinin istinaf başvuruları üzerine istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
3. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 02.05.2017 tarihli ve 2017/338 Esas, 2017/700 Karar sayılı kararının, katılan … vekili, katılan Kurum vekili, Cumhuriyet savcısı(aleyhe) tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 01.03.2022 tarihli ve 2021/9828 Esas, 2022/1617 Karar sayılı ilâmıyla;
“Dosya kapsamına göre; sanık …’un, babası adına işletmekte olduğu gazinoda konsomatris olarak çalışan maktul … ile gönül ilişkisi içerisine girdiği, birliktelikleri sonucu maktulün hamile kaldığı ve aralarındaki anlaşma sonucu kürtaj yoluyla hamileliğin sonlandırıldığı gün iş yerine dönüşte maktulün işine devam ettiği, alkol aldığı ve saat 04.30 gibi odasına çıktığı ve 05.30 sularında silahla yatağında vurulup sanık tarafından hastaneye intikal ettirildiği ancak kurtarılamayarak öldüğü anlaşılan olayda;
Sanık … savunmasında, …’i öldürmediğini, …’in intihar ettiğini, saat 05.28 de …’in kendisini telefonla aradığını üzgün olduğunu söyleyerek kendisini çağırdığını, birazdan geleceğini söyleyerek telefonu kapattıktan kısa bir süre sonra silah sesi duyduğunu, gazino çalışanı tanık … ile birlikte daha önceden kendisine zarar verdiği ve ilaç içerek intihara kalkıştığı için …’in bulunduğu odaya gittiğini, kilitli kapıyı tekme atarak kırıp içeri girdiğini, …’in yatakta uzanmış vaziyette olduğunu yorganı üzerinden kaldırdığında sağ tarafında silah olduğunu, yaralı olduğunu fark edince de 05.38 de 112’yi aradığını ve …’i arabasıyla hastaneye götürdüğünü ve hastanede vefat ettiğini, olayda kullanılan silahın kendisine ait olduğunu ve … ile beraber kaldığı odanın yatak baş kısmındaki çekmecede yada oda girişinde bulunan çekmeceye bıraktığını, olaydan 2 gün önce oda girişinin sağında bulunan komidin çekmecesine bıraktığını, …’in silahın odada olduğunu bildiğini, …’in kendisinden herhangi bir alacağı olmadığını, kürtaj yaptırmış olması ve psikolojik sorunları nedeniyle intihar etmiş olabileceğini, …’in alkolü fazla aldığı, aşırı sarhoş ve bilinci yerinde olmadığı, sızdığı zamanlarda idrarını kaçırdığının doğru olduğunu, ayrıca …’e daha önceki yıllarda tabancayı nasıl kullanacağını gösterdiğini, olayda kullanılan ruhsatsız silahı gazino işletmesi ve güvenlik amacı ile kimi zaman üzerinde bulundurduğunu ve kimi zamanda … ile birlikte kaldıkları odada tuttuğunu beyan etmesi,
Tanık Meltem …’ın beyanında, pavyonda çalıştığını, pavyonun pansiyonunda kaldığını, … ile çok samimi olduklarını, …’in de yan tarafta bulunan odada kaldığını, …’un da … ile birlikte …’in odasında kaldığını, pansiyona pavyonda çalışanların giremeyeceğini, sadece …, mesul müdür … ve pavyon yatakhane sorumlusu …’ın girebileceğini, sanık … ile maktul …’in arasında sürekli kavgaların olduğunu, bu kavganın sebeplerinden birisinin sanık …’un maktul …’e kazandığı paraları vermemek olduğunu, hatta bir seferinde para ve kıskançlık meselesi yüzünden sanık … ile maktul …’in kavga ettiklerini, … dışarı çıktığında yüzünden morluklar olduğunu, …’un kendisini darp ettiğini söylediğini, kendisinin de polise müracaat etmelerini ve …’dan ayrılmasını söylemesi üzerine …’in korktuğu için …’dan ayrılamadığını ve polise müracaat etmediğini söylediğini, …’in …’dan hamile olduğunu ve bebeği aldırmak istediğini söylediğini …’un da kabul ettiğini, olay günü öğleden sonra üçü birlikte giderek …’in bebeğini kürtaj yoluyla aldırdığını, aynı gün saat 21.00 sıralarında … ile birlikte pavyona indiklerini, …’de herhangi bir sorun görmediğini, kendisinin saat 02.00’a kadar pavyonda kaldığını, çok alkollü olduğundan pavyonun pansiyonundaki odasına giderek yattığını, polislerin kendini uyandırmasıyla olayı öğrendiğini, silah sesi veya kavga sesi duymadığını, …’in odasına sadece …’un girip çıktığını, …’un tabancasını sürekli üzerinde taşıdığını, hiçbir zaman …’in odasına tabanca bırakmadığını, …’in aşırı alkol alınca ve uyumuş ise idrarını kaçırdığını, uyumadan kesinlikle idrarını kaçırmayacağını, …’in silah kullanmasını bilmediğini ifade etmesi,
Tanık Zeynep Akyüz’ün beyanında … ile … arasında para ve ev alma meselelerinden devamlılık arz eden kavga ve tartışmaların olduğunu, bu tartışmaların sonunda da …’un …’i dövdüğünü, …’in kendisine …’un parasını vermediğini, parasını aldığında işyerinden ayrılacağını ancak …’un dövdüğünü anlattığını, …’un silahı olduğunu, bu silahını da genelde ya üzerinde yada müdüriyette bulunan kasasında sakladığını ifade etmesi,
Tanık … Tarakçı’nın beyanında, … ile … arasında devamlılık arz eden kavga ve tartışmaların olduğunu ifade etmesi,
Tanıklar … ve … savcılıktaki beyanlarında, …’un kardeşi … ve babası …’un, olay sırasında orada olduklarını, silah sesi duymaları üzerine pansiyon bölümüne önce …’un ardından …’un çıktığını söylemeleri yönünde baskı yaptıklarını, kollukta bu şekilde ifade verdiklerini ancak gerçekte olay sırasında olay yerinde olmadıklarını ifade etmeleri,
Olay yeri inceleme raporunda, oda kapısı üzerinde zorlama izi olmadığına, yatağın alt kısmı ve sağ alt köşesinde ve yatak altında bulunan baza suntası üzerinde ıslaklık olduğuna, ıslaklık koklandığında idrar koktuğuna, yorganın dış kılıfı üzeri ve yorgan üzerinde aynı yerde 1 adet giriş çıkış deliği olduğuna ilişkin tespit, alınan kriminal raporlara göre, maktulden alınan svap ve bant numunelerinde atış artıklarına rastlanmadığı, atış artığının sadece yorgan kılıfı üzerindeki delik etrafında tespit edildiği ve dağılım yoğunluğuna göre atışların yakın atış mesafesinden yapıldığı kanaatine varılması, 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 26/09/2016 tarihli raporunda, maktulün yarasının olduğu bölgenin elbiseli bölge olduğu dikkate alındığında bitişik atış ise cilt üzerinde atış artıklarının tespit edilmesi gerektiği, ancak elbiseli bölge altında atış atığı tespit edilmediğine göre atışın bitişik atış mesafesi dışından yapılmış olduğunun bildirilmesi,
Maktulün kendisini yorganın dışından vurup daha sonra elini silahla birlikte yorganın altına sokmuş olmasının mevcut yaralanmanın niteliği de gözetildiğinde hayatın olağan akışına aykırı olduğu, intihar eden bir kişinin el svaplarında atış artıklarının kendisi tarafından yıkanıp temizlenmesinin imkansız olduğu, kaldı ki hayatta olan sanığın elindeki atış artıklarının yok etme imkanının her zaman bulunduğu, zaten olayda kullanılan silahı sanık …’un olay günü de …’in odasında bulundurduğunu beyan ettiği, yine sanık …’un kolluk ekiplerine olay yerinin adresini yanlışlıkla iş yeri mesul müdürü …’in … Mahallesi adresi olarak vermiş olmasının da hayatın olağan akışına uygun düşmediği, bu hususta tanık …’in de hangi nedenle kendi adresinin olayın gerçekleştiği yer olarak bildirildiğini bilmediğini beyan ettiği, ayrıca kürtajın verdiği yorgunluğun yanı sıra … süre gazinoda çalışması ve aldığı aşırı alkolün (137 promil) de etkisiyle idrarına sahip olamayıp yatağa kaçıracak kadar kendisine hakim olamayan maktulün hangi refleksle tabanca kullanarak kendisini yorgan dışından vurup daha sonra elini silahla birlikte yorganın altına sokmuş olmasının da izah edilemediği,
Hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı kasten öldürme suçunu işlediği sabit olduğundan TCK’nin 81/1 maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği halde yanılgılı değerlendirilme ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi” nedenleriyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.11.2022 tarihli ve 2022/1093 Esas, 2022/1832 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 … maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiilerinin temyiz sebepleri; atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delil bulunmadığına, maktulün intihar ettiğine, varsayıma ve yoruma dayalı olarak mahkûmiyet kararı verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. Sanığın, babasının sahibi olduğu … Gazinosunu işlettiği, maktulün de burada konsomatrislik yaptığı, sanık ile maktulün sevgili oldukları ve gazinonun pansiyonunda birlikte aynı odada yaşadıkları, bu birliktelikleri neticesinde maktulün sanıktan hamile kaldığı, 21.11.2015 günü saat 15:00-16:00 saatlerinde sanık, maktul ve tanık olarak beyanı alınan M.A.’nın hep birlikte maktule kürtaj yaptırmak için … ilinde kadın doğum uzmanının muayenehanesine gittikleri ve maktule kürtaj yapıldığı, kürtajdan sonra ile maktul ve tanık M.A.’nın hep birlikte gazinoya yeniden döndükleri, olay günü maktulün kürtaj yaptırmasına rağmen aynı gün olay yeri olan … Gazinosunda konsomatrislik yapmaya devam ettiği, tanık M.A.’nın da sabaha kadar gazinoda kaldığı, maktulün gün
boyu aşırı alkol aldığı, hatta 2 veya 3 masaya oturarak masalarda … süre kaldığı, ayakta durmakta zorlandığı, gece 4:30 sıralarında gazinodaki odasına çıktığı, HTS kayıtlarına göre olay günü, yani 22.11.2015 tarihinde saat 05:28’de sanık ile maktul arasında telefon görüşmesi olduğu, 31 saniye süren bu görüşmenin akabinde sanığın, maktulün kaldığı odaya intikal ettiği, kendisine ait olan tabanca ile yatakta uyanık halde bulunan maktule, sebebi tam olarak tespit edilememiş olmakla birlikte ani bir karar neticesinde öldürme kastı ile 1 el ateş ettiği, atış neticesinde maktulün hayati önemi haiz batın sağ alt kadranında SİAS’ın 6 cm medialinde etrafında atış yaptığı 1 cm çaplı ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarasının tespit edildiği, sanığın maktulü hastaneye götürdüğü, maktulün hastanede 06:30 sularında vefat ettiği, 22.11.2015 tarihli otopsi tutanağına göre ölümün ”ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı büyük damar yırtılmasından gelişen iç kanama sonucu” meydana geldiği belirtilmiştir.
2. Sanık savunmasında, maktulü öldürmediğini, maktulün intihar ettiğini iddia etmiş ise de söz konusu olay bir intihar hadisesi olsa idi kendisine ateş ettiği iddia edilen maktulün elinde yada kıyafetlerinde atış artıklarına rastlanılmasının gerektiği, ancak maktulden alınan svap ve bant numunelerinden atış artıklarına rastlanılmadığının kriminal rapor ile tespit edildiği, nitekim dosyaya celp edilen 26.09.2016 tarihli ve 4327 nolu Adli Tıp Kurumu raporuna göre de atışın bitişik atış olması durumunda cilt üzerinde atış artıklarının tespit edilmesi gerektiği, ancak elbiseli bölge altında atış artığı tespit edilemediğine göre atışın bitişik atış mesafesi dışından yapılmış olduğunun bildirildiği, atışın bitişik atış mesafesi dışından yapılmış olması, olay yeri inceleme raporuna göre maktulün üzerinde bulunan yorgan ve kılıfı üzerinde aynı yerde 1 adet giriş çıkış deliği olduğuna ilişkin tespit, alınan kriminal rapora göre atış artığının sadece yorgan dış kılıfında tespit edilmiş olması ile sanığın savunmasına göre odaya girdiğinde maktulün göğüs üstü hizasına kadar yorgan ile kapalı olduğu ve kollarının yorganın altında olduğuna dair anlatımı birlikte değerlendirildiğinde, maktulün kendisini yorganın dışından vurup daha sonra elini silahla birlikte yorganın altına sokmuş olmasının mevcut yaralanmanın niteliği de gözetildiğinde hayatın olağan akışına aykırı olduğu ayrıca maktulün tabanca kullanmayı bilmediğine dair tanık anlatımları, otopsi tutanağına göre merminin giriş yeri ve yönüne ilişkin tespitler, ayrıca Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 2015/894 esas, 2015/5221 karar sayılı ilamında da işaret edildiği gibi ”intihar eden bir kişinin el svaplarında atış artıklarının kendisi tarafından yıkanıp temizlenmesinin imkansız olduğu, kaldı ki hayatta olan sanığın elindeki atış artıklarının yok etme imkanının her zaman bulunduğu”, zaten sanığın olayda kullanılan silahı olay günü de gazinoda bulundurduğunu beyan ettiği, yine sanığın hastaneye giriş saati ve olay yerini kolluk ekiplerine … Mahallesindeki bağ evi olarak vermesi itibariyle atış artıklarını yok etme yönünden gerekli zamanı elde etmiş olduğu, sanığın suçta kullanılan ruhsatsız silahı gazinonun güvenliği amacı ile yanında bulundurduğunu ve kimi zamanda odasında tuttuğunu beyan etmesi karşısında maktulün gün içerisinde gerçekleşen ve kürtaj olarak adlandırılan ameliyatın ve gazinoda gece geç saatlere kadar almış olduğu alkolün etkisi ile bir an sanıktan silahı temin edip intihara teşebbüs etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi bu hususta herhangi bir yan delilin de elde edilemediği hususları birlikte değerlendirildiğinde olayın intihar olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
3. Her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamaları inkar ederek bu yönde savunmada bulunmuş, maktulün bulunduğu odanın kapısını tekmeleyerek içeriye girdiğini beyan etmesine rağmen dosyada bulunan 22.11.2015 tarihli olay yeri inceleme raporunda kapı üzerinde zorlama izi olmadığının tereddüte mahal bırakmaksızın tespit edildiği, kaldı ki sanığın babası ile kardeşinin hadise kolluğa intikal ettikten sonra tanıklar M.A. ve T.A.’yı kollukta yalan ifade vermeye yönlendirmelerinin de, sanığı suçtan kurtarmaya yönelik olduğunun anlaşıldığı, yine sanık mahkemede alınan savunmalarında kürtaj olayını maktul ile kendisinin ortak kararı ve isteği dahilinde olduğunu beyan etmesine rağmen soruşturma aşamasındaki beyanında, maktulün olay günü kürtaj meselesi yüzünden kendisiyle konuşmadığını beyan ederek çelişkiye düştüğü, keza tanık M.A.’nın Cumhuriyet savcısı huzurunda otopside alınan beyanına göre de, sanığın çocuk sahibi olmak istemediğini belirttiği, yine sanık ilerleyen celselerde polis memurlarının kendisine ”bu sefer nasıl kurtulacaksın, bundan da kurtul görelim” şeklinde sözler sarfettiğini beyan ederek kendisine kolluk ekiplerinin kumpas kurduğunu ima etmesine rağmen, savcılık beyanında kolluk tarafından herhangi bir baskıya maruz kalmadığını beyan ettiği, kaldı ki böylesi bir olaydan aşamalarda daha önce hiç söz etmediği, yine polis memurlarına olay yerinin adresini yanlışlıkla iş yeri mesul müdürü C.G.’nin adresi olarak vermiş olmasının da hayatın olağan akışına uygun düşmediği, bu hususta tanık C.G.’nin de hangi nedenle kendi adresinin olayın gerçekleştiği yer olarak bildirildiğini bilmediğini beyan ettiği, tüm bu nedenlerle ve dosya kapsamında bulunan delillerle uyumlu olmayan sanığın beyanlarının daha önceden kurgulanmış savunmalar dahilinde suçtan kurtulmaya matuf soyut beyan düzeyinde kaldığı kanaatiyle itibar edilmediği belirtilmiştir.
4. Ayrıca maktul ile aynı iş yerinde çalışan tanık H.T.’nin beyanından anlaşılacağı üzere, maktulün 3 yıl önce de aynı iş yerinde çalıştığı ve o dönemde bileğini kestiğini belirtmişse de maktulün 3 yıl önce gerçekleşen sözde ihtihar girişminin üzerinden geçen süre itibariyle söz konusu olayın aynı sebeplerden kaynaklanan bir ihtihar girişimi olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, tanık Ş.A.’nın 25.11.2015 tarihinde Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifadesinde, odaya ilk girenin sanık olduğunu belirttiği gibi sanığın kapıyı tekmeleyerek içeriye girdiğini beyan etmesine rağmen dosyada bulunan 22.11.2015 tarihli olay yeri inceleme raporunda kapı üzerinde zorlama izi olmadığının tespit edildiği, sanığın ve tanıkların maktule olay günü kürtaj yapıldığına ilişkin beyanları karşısında, tanık T.N.A.’nın kendi muayenehanesinde yapılan kürtaj olayından haberinin olmamasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, bu nedenlerle tanıkların söz konusu beyanlarına itibar edilemeyeceği, yine olayın nasıl ve ne şekilde gerçekleştiği hususunda bir bigi veya görgüsü olmayan ancak olayın öncesi ve sonrasındaki gelişmeler açısından bilgisine başvurulan tanıklar C.B., B.G., C.G., C.K., E.D., E.Y., M.T., T.Ç., N.K., M.G., G.K. ve H.Y.’nin beyanlarına aralarında çelişkiye düşmeleri nedeniyle itibar edilmemiş ve dosya münderacatına bir etkisinin olmadığı gerekçesiyle hükme esas alınmadığı belirtilmiştir.
5. Sanık savunmaları, katılan beyanı, tanıkların beyanları, olay yeri inceleme raporu, ölü muayene ve otopsi tutanağı, HTS kayıtları, uzmanlık raporları, ekspertiz raporu, adlî raporlar, tutanaklar, adlî sicil kaydı, bozma öncesi ve sonrası yargılama sürecine ait evraklar dava dosyasında mevcuttur.
6. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık müdafiilerinin; atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delil bulunmadığına, maktulün intihar ettiğine, varsayıma ve yoruma dayalı olarak mahkûmiyet kararı verildiğine yönelen temyiz sebepleri yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, alınan tüm raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dosya kapsamına göre eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmı doğrultusunda sanığın cezalandırılmasına dair kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.11.2022 tarihli ve 2022/1093 Esas, 2022/1832 Karar sayılı kararında sanık müdafiilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca … 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2023 tarihinde karar verildi.