YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3426
KARAR NO : 2023/4781
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2014/204 Esas, 2015/221 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 … maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2. İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2014/204 Esas, 2015/221 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (birleşen) 3. Ceza Dairesinin 22.10.2018 tarihli ve 2018/1260 Esas, 2018/15747 Karar sayılı kararı ile özetle şikayetçide meydana gelen yaralanmaların yerleri ve nitelikleri, aralarında eskiye dayanan husumet bulunması ve her iki yaralanmanın hayati tehlike oluşturma ihtimali gözetildiğinde sanığın eyleme bağlı kastının öldürmeye yönelik olup olmadığı hususunda takdir ve değerlendirmenin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğunun gözetilmemesi, kabule göre şikayetçide meydana gelen birden fazla yaralanmadan hangisinin hayati tehlike oluşturduğunun açıklanmamış olması karşısında her bir yaralanmanın niteliği bakımından Adli Tıp Kurumundan ayrıntılı rapor aldırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması ve hak yoksunluklarına ilişkin kanun maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunması gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2019 tarihli ve 2018/711 Esas, 2019/445 Karar sayılı kararı ile ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan açılan kamu davasında eylemin, 5237 sayılı Kanun’ un 81 … maddesinin birinci fıkrası ve 35 … maddesinin ikinci fıkrası gereği kasten öldürmeye teşebbüs suçuna dönüşme ihtimaline binaen delillerin takdir ve değerlendirmesinin yüksek dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle 5235 sayılı Kanun’un 11 … ve 12 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 3 üncü, 4 üncü ve 5 … maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilmiştir.
4. İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.10.2022 tarihli ve 2019/23 Esas, 2022/336 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 … maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın suçu haksız tahrik altında işlediğine, sanığın gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinden üst sınırdan ceza verilmesinin hatalı olduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanmasına, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ile katılan arasında daha öncesinde iş ortaklığının bulunduğu, zaman zaman sanığın, katılanın evine misafirliğe gittiği, bu şekilde katılanın eşi ile tanıştığı ve aralarında gönül ilişkisi başladığı, bu nedenle katılan ile sanık arasında husumet meydana geldiği, katılanın sanık ile ortaklıktan ve iş yerinden ayrıldığı ve eşi tanık Özlem ile ayrı yaşamaya başladığı, tanık Özlem ile de sanığın birlikte yaşamaya başladıkları, bu süreç zarfında sanık ve katılanın söz konusu husumet nedeni ile birkaç kez karşı karşıya gelip kavga ettikleri, karşılıklı olarak birbirlerini yaraladıkları ve haklarında kamu davalarının açıldığı, olay günü ise sanık ile gönül ilişkisini bitiren ve Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin bahçesinde yaşamaya başlayan tanık Özlem ile barışmak isteyen sanığın hastane bahçesine geldiği, bir süre sonra katılanın da oraya geldiği ve eşi tanık Özlem ile görüştüğü sırada sanığın, katılanın üzerine doğru geldiği ve katılana saldırdığı, akabinde sanık ile katılan arasında yaşanan kavgada sanığın ele geçirilemeyen bıçak ile katılanı sol flank(böğür) bölgesi ve sağ göğüs ön bölgesinden olmak üzere iki yerinden yaraladığı, çevrede bulunanlarca tarafların ayrıldığı ve sanığın olay yerinden kaçtığı, katılanda meydana gelen yaralanmaların ayrı ayrı hayati tehlikeye neden oldukları anlaşılmıştır.
2. Sanığın eylemi sonucu katılanda meydana gelen yaralanmalara ilişkin;
a. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 06.06.2014 tarihli;
“Sol flankta kesici delici alet yaralanması, sağ toraks ön duvarında kesici delici alet yaralanması, batına nafiz olduğu tespit edildi, BT’de sağda pnömotoraks saptandı.Basit bir tıbbi müdahale ile giderilemez. Hayati tehlikesi mevcut.”
b. İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 13.06.2014 tarihli;
“KDAY ifadesiyle geldiği, sol göğüs karın bileşkesinde kesici delici alet yarası olduğu, batına nafiz olarak değerlendirildiği, sağda pnömotoraks saptandığı bildirilmekle, arızasının
Kişinin yaşamını tehlikeye soktuğu
Basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı”
c. İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen 28.01.2022 tarihli;
“Kişinin vücudunda sol flank bölgesinde 1 (bir) adet ve sağ göğüs ön bölgesinde 1 (bir) adet olmak üzere toplam 2 (iki) adet kesici delici alet yarası tarif edildiği,
A) Sol flankta tarif edilen batına nafiz olarak sol böbrekte kanamaya neden olan 1 (bir) adet kesici delici alet yaralanmasının,
1. Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLDUĞU,
2. Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI,
B) Sağ göğüs ön duvarında tarif edilen toraksa nafiz olarak hemopnömotoraksa neden olan 1 (bir) adet kesici delici alet yaralanmasının,
1.Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLDUĞU,
2. Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI,”
Görüşlerinin içerir adli muayene raporları dava dosyasında mevcuttur.
3. Sanığın yaralanmasına ilişkin Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 07.06.2014 tarihli;
“Sağ frontalde çökme mevcut(eski op izi), sağ zygomada hiperemi, sağ el 2. Parmakta minimal dermabrazyon mevcut.” görüşünü içerir adli muayene raporları dava dosyasında mevcuttur.
4. Sanığın ikrara yönelen savunması, katılan beyanı ve tanık anlatımları, tutanaklar, sanığın adli sicil ve nüfus kaydı, bozma öncesi ve sonrası yargılama sürecine ait evraklar dosya arasında bulunmaktadır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık müdafiinin sanığın gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlandırılması gerektiğine, sanığın beraatine karar verilmesine, lehe hükümlerin uygulanmasına, vesaire yönelen temyiz sebepleri yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, sanık ve kardeşi tanık Şengül’ün soruşturma aşamasında alınan ilk beyanlarından kavganın çevrede bulunan kişilerce ayrıldığının ve sonrasında sanığın olay yerinden kaçtığının tespiti ile sanığın olumsuz sonucun ortaya çıkmasını engellemeye yönelik hareketlerinin bulunmadığının belirlenmesine göre gönüllü vazgeçme koşullarının oluşmadığı, sanık hakkında takdiri indirim uygulandığı, sanık hakkında hükmolunan netice ceza miktarının 5 yıl hapis cezası olması karşısında bu cezanın, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrası gereği seçenek yaptırımlara çevrilmesine, 5237 sayılı Kanun’un 51 … maddesinin birinci fıkrası gereği ertelenmesine ve 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanunen mümkün olmadığı belirlendiğinden anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Suç vasfı ve haksız tahrik yönünden
Sanık ile katılan arasında, sanığın, katılanın eşi olan tanık Özlem ile gönül ilişkisi olmasından kaynaklanan husumet bulunduğu ve olay tarihinden önce de taraflar hakkında kasten yaralama suçundan açılmış kamu davalarının bulunduğu, olay günü tarafların Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde karşılaştıkları, olay yerinde tanıklar Özlem ve Şengül’ün de bulunduğu, katılanın, tanık Şengül’ün anlatımı ve sanığın aksi kanıtlanamayan savunmasına göre sanığa küfür ettiği ve ardından saldırdığı, ilk olarak katılanın sanığa saldırdığının tanık Özlem’in soruşturma aşamasında kolluk aracılığıyla alınan 07.06.2014 tarihli ifadesindeki “…eşimi oradan uzaklaştırmak isterken eşim aniden Naim isimli şahsın bulunduğu tarafa doğru koşmaya başladı.” şeklindeki anlatımı ile de doğrulandığı, tarafların karşılıklı birbirlerine vurdukları sırada, sanığın ele geçirilemeyen bıçakla katılanı sol böğür ve sağ göğüs ön kısmından olmak üzere iki yerden bıçakladığı, ayrıntılarına Olay ve Olgular başlığının (2-c) bendinde yer verilen rapora göre batına nafiz olarak sol böbrekte kanamaya neden olan ve toraksa nafiz olarak hemopnömotoraksa neden olan yaralanmaların her birinin ayrı ayrı yaşamsal tehlikeye neden olduğu,
sanığın olay sırasında Olay ve Olgular başlığının (3) numaralı bendinde yer verilen raporda belirtildiği şekilde yaralandığı, sanık ile katılanın çevrede bulunan kişilerce ayrıldıkları olayda, taraflar arasındaki husumetin varlığı, sanığın hedef aldığı vücut bölgeleri, yaraların niteliği, kullanılan aletin elverişliliği ile kavganın çevredeki kişilerin müdahalesi ile sonlandığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası ve 35 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hüküm kurulması ve ilk haksız hareketin katılandan kaynaklanması nedeniyle tahrikin ulaştığı boyuta göre sanık hakkında kurulan hükümde (1/4) ile (3/4) oranları arasında indirim öngören anılan Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca asgari oranda (1/4) haksız tahrik indirimi yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olması ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi nedenleriyle İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.10.2022 tarihli ve 2019/23 Esas, 2022/336 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.07.2023 tarihinde karar verildi.