YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3828
KARAR NO : 2023/2759
KARAR TARİHİ : 08.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
KARAR : Mahkûmiyet
Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2022 tarihli ve 2021/109 Esas, 2022/57 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 87 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 18.02.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.03.2023 tarihli ve 2022/19495 sayılı evrakı ile kanun yararına
bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB-2023/34595 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB-2023/34595 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 87/2-b ve 87/2-son maddelerinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesine aykırı davranılmasında,
2) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında, ‘(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 86/1, 86/3-a-e, 87/2-b, 87/2-son maddelerinde temas eden yaralama suçundan yargılanan sanığın savunmasının, zorunlu müdafii atanmak suretiyle alınması gerektiği gözetilmeksizin, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. Hükümlünün, yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesinde cezanın “üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az” olamayacağının öngörüldüğü belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150 nci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan ikinci ve üçüncü fıkraları;
“(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası, soruşturma veya kovuşturma konusu suç için öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirdiği durumlarda, açık bir istem bulunmasa, hatta ilgilisi açıkça müdafi istemediğini beyan etse dahi müdafi görevlendirme zorunluluğu getirmektedir.
4. Kanun, belli bir miktarın üzerinde ceza öngören suçlar ile ilgili soruşturma ya da kovuşturmalarda bir müdafiin hukukî yardımından faydalandırılmayı adaletin selâmeti açısından zorunlu görmüş ve bunu
sanık veya şüphelinin isteğine bağlı tutmadığı gibi bu hususta hiç bir istisnaya da yer vermemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 06.12.2016 tarihli ve 2016/17-939 Esas, 2016/465 Karar sayılı içtihadında ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Pakelli/Almanya, B. No: 8398/78, 25.4.1983 kararında da bu hakkın önemi vurgulanmıştır.
5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan cezalandırılması gereken hükümlü hakkında yargılama konusu suç için Kanun’da öngörülen cezanın alt sınırı dikkate alınarak, talebi olmasa dahi zorunlu müdafi atanması gerektiği dikkate alınmadan savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
6. Bununla birlikte Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 25.04.2017 tarihli ve 2015/1167 Esas, 2017/247 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, hükümlüye ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve aynı madddenin aynı fıkrasının son cümlesinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması da Kanun’a aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Hükümlü … hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan verilen Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2022 tarihli ve 2021/109 Esas, 2022/57 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.05.2023 tarihinde karar verildi.