Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2023/3829 E. 2023/2773 K. 08.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3829
KARAR NO : 2023/2773
KARAR TARİHİ : 08.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazın kabulü ile kararın kaldırılmasına dair

… 72. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2021 tarihli ve 2021/186 Esas, 2021/52 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik katılan Kurum vekili tarafından yapılan itirazın vekâlet ücreti yönünden kabulü ile kararın kaldırılmasına dair merci … 37. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.01.2022 tarihli ve 2021/519 Değişik İş sayılı kararının kesin olmakla 04.01.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.03.2023 tarihli ve 2022/12655 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB-2023/34578 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB-2023/34578 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1) Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16.09.2020 tarihli ve 2020/1355 Esas, 2020/10191 Karar sayılı ilâmında ‘Ayrıntılarına Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.12.2019 tarihli, 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı kararında değinildiği üzere, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, 6284 sayılı Kanun kapsamına giren bir suçtan dolayı yapılan yargılamada, anılan Kanun’un 20/2. maddesine göre, gerekli görmesi halinde kamu davasına katılma hakkı bulunduğunda kuşku yoktur. Ancak yargılamayı yürüten mahkemenin, anılan Kurumu davadan haberdar etme zorunluluğu da bulunmamaktadır… adı geçen Kurumun davaya katılması, devletin, Anayasadan kaynaklanan ailenin korunması görevinin bir parçası olup, kamu görevi taşıması nedeniyle, sanık hakkında mahkumiyet yahut hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde, kendisini vekil ile temsil ettiren Bakanlık lehine, sanık aleyhine vekalet ücretin hükmedilmemesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır…’ ve Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 21.02.2019 tarihli ve 2018/7458 Esas, 2019/7439 Karar sayılı ilâmında ‘Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğüne ilişkin bir kamu görevi olması nedeniyle vekalet ücretine yönelik talebin reddine’ şeklinde yer alan açıklamalar karşısında, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu ve Bakanlık lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde,
Kabule göre de,
İtiraz merciince itirazın vekâlet ücreti yönünden kabulüyle yerel Mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmış ise de 5271 sayılı Kanun’un ‘İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir’ şeklindeki 271/2. maddesi nazara alınarak, söz konusu eksikliğin itiraz merciince giderilebilecek eksikliklerden olduğu gözetilmeden, itiraz konusu hakkında bir karar verilmemesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. İnceleme konusu dava dosyasında; sanık hakkında katılana yönelik cinsel saldırıya teşebbüs, şantaj, hakaret ve kasten yaralama suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Cinsel saldırıya teşebbüs ve şantaj suçları uzlaşma kapsamında düzenlenen suçlardan değildir. Cinsel saldırıya teşebbüs ve şantaj suçlarını gerçekleştirdiği iddiasının şüpheli kalması nedeniyle … 72. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2021 tarihli ve 2021/186 Esas, 2021/52 Karar sayılı kararı ile sanık

hakkında, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verildiği, anılan kararın katılan Kurum vekili tarafından istinaf edildiği ancak henüz istinaf incelemesi yapılmadan dava dosyasının kanun yararına bozma incelemesine gönderildiği belirlenmiştir.

2. Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolunun koşulları ve sonuçları, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi ile aynı Kanun’un 310 uncu maddesinde düzenlenmiştir.

5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309 uncu maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan;
“(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.” şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.

Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Bununla birlikte kanun yararına bozma yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun, 26.10.1932 tarihli ve 1932/29 Esas, 1932/12 Karar sayılı kararı esas alınarak verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 07.06.1971 tarihli ve 497-209; 07.02.1972 tarihli ve 447-72; 24.02.1975 tarihli ve 37-32; 14.06.2005 tarihli ve 66-65; 07.02.2006 tarihli ve 172-10; 22.10.2013 tarihli ve 2012/11-1322-2013/421 sayılı kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere, vekâlet ücreti şahsî hakka ilişkin kararlardandır. Olağanüstü kanun yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası kanun yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda şahsî hakka ilişkin kararların denetlenmesine ilişkin başvurular, istinaf ve temyiz yolundan farklı olarak kanun yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.

3. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; sanık hakkında Mahkemece verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik itirazı inceleyerek Mahkeme kararının diğer yönleri bakî kalmak kaydıyla sadece vekâlet ücreti yönünden vaki itirazın kabulüne ve kararın kaldırılmasına yönelik merci kararında kanun yararına bozmaya konu edilen hukuka aykırılığın vekâlet ücreti ile ilgili olması vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olması şahsî hak olma niteliğini değiştirmeyeceği de dikkate alındığında şahsî hakka ilişkin olarak yapılan hukuka aykırılıkların olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (1) numaralı kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

4. Bununla birlikte, 5271 sayılı Kanun’un 271 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.” şeklindeki düzenleme uyarınca merci tarafından itiraz konusunda karar vermesi gerekirken kararın kaldırılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup (2) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
A. Talepnamenin (1) Numaralı Talebi Yönünden
Gerekçe bölümünde (3) numaralı paragrafta açıklanan nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

B. Talepnamenin (2) Numaralı Talebi Yönünden
1. Gerekçe bölümünde (4) numaralı paragrafta açıklanan nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. … 37. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.01.2022 tarihli ve 2021/519 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.05.2023 tarihinde karar verildi.