YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3960
KARAR NO : 2023/3096
KARAR TARİHİ : 15.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
KARAR : Mahkûmiyet
İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2022 tarihli ve 2021/759 Esas, 2022/405 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin netice cezanın türü ve miktarı itibarıyla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 09.06.2022 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.06.2022 tarihli ve 2022/21896 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2023 tarihli ve KYB-2023/35834 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2023 tarihli ve KYB-2023/35834 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Katılan vekili tarafından verilen 14.06.2022 tarihli kanun yararına bozma talep dilekçesi kapsamında, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine vekalet ücreti tayin olunması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiş ise de, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 17.04.2017 tarihli ve 2016/13077 Esas, 2017/3395 Karar sayılı ilamında, ‘…kabul edip etmemenin hakim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz… vekalet ücretinin şahsi hakka ilişkin olması nedeniyle bu hususta kanun yararına bozma talebinde bulunulamayacağından…’ şeklinde belirtildiği üzere, vekalet ücreti yargılama gideri sayılsa da kişisel hak niteliğinde olup, şahsî hak bakımından kanun yararına bozma yoluna gidilmesinin mümkün bulunmadığı düşünülerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2022 tarihli kararı ile sanığın adli sicil kaydındaki mahkumiyeti nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmadığı anlaşılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı ilamında yer alan, ‘Kesinleşmiş hükümlerde, 647 sayılı Yasa’nın 4 ve 6 veya 5271 sayılı Yasa’nın 50 ya da 51. maddelerinin uygulanıp, uygulanmamasının…, eski yasa döneminde işlenip, adlî sicilden silinme koşulları oluşmuş olan mahkûmiyetler ile ertelenmiş ve vaki olmamış sayılmasına karar verilen mahkûmiyetlerin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yasal engel oluşturmayacağı’ şeklindeki açıklama karşısında, dosyada mevcut 31.05.2021 tarihli sanığın adlî sicil kaydında görülen İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 25.07.2005 tarihli ve 2004/134 Esas, 2005/201 sayılı kararı ile hükmolunan cezanın 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 6. maddesi gereğince ertelenmiş olduğu, karar tarihi itibariyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 12/1-c maddesi uyarınca da cezanın silinme koşullarının oluştuğu, diğer yandan sanığın güncel adli sicil kaydında herhangi bir sabıka kaydının bulunmadığının anlaşılması karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını kabul eden ve yargılama sürecindeki davranışları olumlu bulunarak takdiri indirim uygulanan sanık hakkında, mahkemesince sanığın kişilik özellikleri değerlendirmeye tabi tutularak ve tekrar suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşması halinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi hükümlerinin uygulanabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde düzenlenen Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi için,
a) Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezasından ibaret olması,
b) Suçun 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on dördüncü fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
c) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
d) Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının bulunmaması,
e) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
2. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; hükümlünün adlî sicil belgesindeki İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin, 25.07.2005 tarihli ve 2004/134 Esas, 2005/201 Karar sayılı kararı ile 5194 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan hükmolunan hapis cezasının 647 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, anılan kararın 09.09.2005 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün inceleme konusu suçu 16.09.2020 tarihinde işlediği, adlî sicil kaydındaki ilâmın beş yıllık süre geçmiş olması nedeniyle silinme koşullarının oluştuğu, bu hâli ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmediği belirlenmiştir.
3. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini kabul eden hükümlü hakkında, diğer koşullar değerlendirilmeden, adlî sicil kaydındaki ilâmın silinme koşulları oluştuğu dikkate alınmadan adlî sicil kaydının bulunduğu gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2022 tarihli ve 2021/759 Esas, 2022/405 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2023 tarihinde karar verildi.