YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4418
KARAR NO : 2023/5023
KARAR TARİHİ : 12.07.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan İstanbul (Kapatılan) 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.06.2007 tarihli ve 2007/391 değişik iş sayılı içtima kararı ile 8 yıl 4 ay hapis cezasına hükümlü …’ın, bu cezasının infazı sırasında, 10.09.2015 tarihinden itibaren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107 nci maddesi gereğince şartla tahliyesine dair … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin tarihsiz ve 2015/764 değişik iş sayılı kararını müteakip, hükümlünün bihakkın tahliye tarihi olan 05.09.2020 tarihinden önce denetim süresi içinde 12.01.2019 tarihinde işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan
İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.11.2020 tarihli ve 2019/330 Esas, 2020/293 Karar sayılı kararıyla 8 yıl 4 ay hapis cezasına mahkum olduğu gerekçesiyle, şartla tahliye kararının geri alınmasına, ikinci suçun işlendiği 12.01.2019 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 05.09.2020 arasındaki sürenin aynen infazına ilişkin İstanbul İnfaz Hâkimliğinin 25.02.2021 tarihli ve 2021/3340 Esas, 2021/3513 Karar sayılı kararı üzerine, bu defa 12.01.2019 tarihli suçun denetim süresinden sonra işlendiğinden bahisle İstanbul İnfaz Hâkimliğinin 25.02.2021 tarihli ve 2021/3340 Esas, 2021/3513 Karar sayılı aynen infaz kararının kaldırılmasına dair İstanbul İnfaz Hâkimliğinin 14.10.2021 tarihli ve 2021/3340 Esas, 2021/3513 Karar sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2021 tarihli ve 2021/1043 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 29.03.2023 tarihli ve 94660652-105-34-24323-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2023 tarihli ve 2023/38958 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2023 tarihli ve 2023/38958 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının, “Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.” ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 48 … maddesiyle değişik 107 nci maddesinin 13 üncü fıkrasında yer alan, “Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün; a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin, b) (Değişik: 25.5.2005-5351/8 md.) Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin, Ceza infaz kurumunda aynen çektirilmesine karar verilir.” şeklinde yer alan düzenleme ile koşullu salıvermenin geri alınmasına ilişkin anılan değişikliğin madde gerekçesinde “maddenin onüçüncü fıkrasında yer alan mevcut düzenlemeye göre hükümlü, koşullu salıverildikten sonra işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı çok az hapis cezası alsa bile suç tarihi ile hakederek tahliye tarihi arasında kalan süreyi aynen infaz etmektedir. Bu durum uygulamada, verilen cezanın neticeleri bakımından adaletsiz bir sonuç doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Fıkrada yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme sürecinde denetim süresi içinde suç işleyen hükümlünün sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı süreyi ceza infaz kurumunda geçirmesi öngörülmektedir. Başka bir ifadeyle, geri alınan süre bakımından yeni bir kriter belirlenmekte ve ikinci suçun cezasının iki katı sürenin aynen infaz edilmesi amaçlanmaktadır. Ancak bu süre, hakederek tahliye tarihini geçemeyecektir. Diğer yandan, denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun cezası, genel hükümlere göre ayrıca infaz edilecektir.” yer alan düzenlemeler ile,
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29.04.2022 tarihli ve 2022/4563 Esas, 2022/3327 Karar sayılı ilâmında yer alan, ” …Hükümlünün cezaevinde geçirmesi gereken sürenin hesabının 647 sayılı Kanun’a göre belirlenmesi karşısında, infaz hukukunda hükümlünün ceza evinde geçirmesi gereken süre ile koşullu salıverildikten sonra belirlenen denetim süreleri bakımından lehine olan hükümlerin alınarak karma bir uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, 647 sayılı Kanun’un hükümlünün ceza evinde geçirmesi gereken süre bakımından lehe olduğu ve çapraz ve karma bir uygulama yapılamayacağının anlaşılması karşısında, denetim süresinin 5275 sayılı Kanun’a göre tayin edilemeyeceği ve hükümlünün koşullu salıverildikten sonra belirlenen denetim süresinin 647 sayılı Kanun’a göre belirlenmesi gerektiği, bu sürenin ise bihakkın tahliye tarihi olan 30.05.2018 tarihine kadar devam edeceği, bu halde şartla tahliye edilen hükümlünün bihakkın tahliye tarihi dolmadan 10.12.2017 tarihinde işlediği kasıtlı suçun denetim süresi içerisinde işlendiği.. 5271 sayılı CMK’nin 309 ncu maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına…” şeklindeki açıklamalar karşısında,
Hükümlü hakkında İstanbul (Kapatılan) 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2007 tarihli ve 2007/391 değişik iş sayılı içtima kararı ile 8 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedildiği,
… Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 647 sayılı Cezalarının İnfazı Hakkında Kanunun 19 ve ek 2 nci madde hükümleri dikkate alınarak 1/2 oranında ve ayda 6 gün indirim yapılmak suretiyle düzenlenen 23.08.2013 tarihli ve 2013/7-6173 sayılı müddetnamede bihakkın tahliye tarihinin 05.09.2020, koşullu salıverilme tarihinin ise 10.09.2015 olarak tespit edildiği,
Koşullu salıverilme ile ilgili mevzuat incelendiğinde;
Mülga 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un “Şartla Salıverilme” başlıklı 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında, “(Değişik fıkra: /11/03/1986 – 3267/1 md.) ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 25 yıllarını; müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını; diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkum edilmiş olanlar hükümlülük süresinin ½’ni; çekmiş olup da tüzüğe göre iyi halli hükümlü niteliğinde bulundukları takdirde, talepleri olmasa dahi şahsi şartla salıverilirler.” , aynı Kanun’un Ek 2 nci maddesinde, “Hükümlülerin yarı açık veya açık cezaevlerine seçilmelerine karar verme işlemi, Adalet Bakanlığınca her yılın Ocak ayı içerisinde tespit edilerek Cumhuriyet savcılıklarına bildirilen şartla salıverilme tarihine göre yapılır. Bakanlıkça bildirilen bu tarih aşılmamak ve kapalı kurumlarda çalışanlara öncelik tanınmak kaydıyla; 9, 10 ve 11 … maddeler gereğince tabi tutulacakları müşahadeleri sonucu yarı açık veya açık müesseselere naklolunan hükümlülerin; anılan müesseselerde kaldıkları her ay için 6 gün, 19 uncu maddenin 1, 2 ve 3 üncü fıkralarına göre tespit edilecek şartla salıverilme tarihlerinden indirilmek suretiyle şartla salıverilme işlemi yapılır.” şeklinde,
765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 17 nci maddesinin birinci fıkrasında, “(Değişik fıkra: 07.12.1988 – 3506/1 md.) şartla salıverilmiş olan hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları yerine getirmez ise, şartla salıverilme kararı geri alınır. Bu takdirde suçun işlendiği tarihten sonraki kısım hükümlünün ceza süresine mahsup edilmeyerek aynen çektirilir ve şartla salıverilmeye esas teşkil eden hükmün infazı ile ilgili olarak bir daha şartla salıverilmeden yararlanamaz.” şeklinde,
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Koşullu Salıverme” başlıklı 107 nci maddesinin ikinci fıkrasında, “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına
mahkûm edilmiş olanlar cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.” ve altıncı fıkrasında, “Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez.” şeklinde düzenlemelere yer verildiği,
Hükümlünün, 12.01.2019 tarihinde işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.11.2020 tarihli ve 2019/330 Esas, 2020/293 Karar sayılı kararıyla 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, koşullu salıverildikten sonra belirlenen denetim süreleri bakımından lehe olan hükümlerin alınarak karma uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, bu haliyle hükümlünün 12.01.2019 tarihinde işlemiş olduğu kasıtlı suçun denetim süresi içerisinde işlenmiş olacağı, 7242 sayılı Kanun’un 48 … maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin 13 ncü fıkrasının (a) bendinde yer alan düzenlemenin hükümlü aleyhine olması karşısında, 12.01.2019 ile 05.09.2020 tarihleri arasındaki sürenin aynen infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları;
(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
Şeklinde düzenlenmiştir.
2. … Cumhuriyet Başsavcılığının 23.08.2013 tarihli ve 2013/7-6173 sayılı müddetnamesine göre, 8 yıl 4 ay hapis cezasının infazı amacıyla, 02.07.2013 tarihinde ceza infaz kurumuna alınan hükümlünün, cezasından 647 sayılı Kanun’un 19 ve ek 2 nci madde hükümleri uyarınca ½ oranında ve ayda 6 gün indirim yapılmak suretiyle koşullu salıverilme tarihinin 10.09.2015, bihakkın tahliye tarihinin ise 05.09.2020 olarak belirlendiği, … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin bila tarihli ve 2015/764 değişik iş sayılı kararı ile 10.09.2015 tarihinde geçerli olmak üzere koşullu salıverilmesine karar verildiği, hükümlünün koşullu salıverildikten sonra bihakkın tahliye tarihi olan 05.09.2020 tarihinden önce denetim süresi içerisinde 12.01.2019 tarihinde işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezasına mahkum olduğu anlaşılmıştır.
3. Hükümlünün infaza konu cezasından dolayı koşullu salıverilme hakkından yararlanabilmesi bakımından infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin belirlenmesinde 647 sayılı Kanun hükümleri
uyarınca yapılan uygulamanın 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacak uygulamaya göre lehe olduğu, koşullu salıverilme ile ilgili uygulama bakımından 647 sayılı Kanun hükümleri ile 5275 sayılı Kanun hükümlerinin sadece lehe olan bölümlerinin alınıp karma uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, hükümlerin bir bütün olarak uygulanmasının zorunlu olduğu, denetim süresi ile ilgili 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin altıncı fıkrasında 7242 sayılı Kanun’un 48 … maddesi ile yapılan değişiklik öncesi “Koşullu salıverilen hükümlünün tabi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre koşullu salıverilme süresinin belirlenmesi ve koşullu salıverilme kararı verilmesi durumunda denetim süresinin uygulanmasının sözkonusu olabileceği, somut olayda hükümlü hakkında koşullu salıverilme süresi bakımından lehe kabul edilen 647 sayılı Kanun hükümleri uygulandığı anlaşılmakla, denetim süresinin 647 sayılı Kanun’a göre belirlenmesi ve bihakkın tahliye tarihine kadar devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu ve denetim süresi dolmadan kasıtlı suçtan hapis cezası ile cezalandırılan hükümlü hakkında daha önce verilen koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, 647 sayılı Kanun ve 5275 sayılı Kanun hükümleri karma uygulanmak suretiyle ikinci suçun denetim süresi dolduktan sonra işlendiği gerekçesiyle koşullu salıverilme kararının geri alınmasına, ikinci suçun işlendiği tarih ile bihakkın tahliye tarihi arasındaki sürenin aynen infazına dair verilen kararın kaldırılmasına ilişkin İnfaz Hakimliğince verilen ek karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.10.2021 tarihli ve 2021/1043 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.07.2023 tarihinde karar verildi.