Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2023/4425 E. 2023/4876 K. 10.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4425
KARAR NO : 2023/4876
KARAR TARİHİ : 10.07.2023

K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

… 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2018 tarihli ve 2017/111 Esas, 2018/214 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 29 maddesinin birinci fıkrası, 31 … maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 … maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik katılan vekili tarafından yapılan itirazın reddine

dair merci … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.01.2018 tarihli ve 2019/31 Değişik İş sayılı kararının kesin olmakla 10.01.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 04.04.2023 tarihli ve 2021/24138 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2023 tarihli ve KYB-2023/41322 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2023 tarihli ve KYB-2023/41322 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarihli ve 2013/14-102 Esas, 2014/128 sayılı kararında belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları oluşmadığı halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda, kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceği ve bozma kararının aleyhe sonuç doğuracağı nazara alınarak yapılan incelemede;
1) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin 5. fıkrasında yer alan ‘Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.’ şeklindeki düzenleme nazara alındığında, suça sürüklenen çocuğun atılı suçtan dolayı 2 yıldan fazla olacak şekilde 2 yıl 1 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı ve anılan maddedeki objektif şart gerçekleşmediğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması için gerekli şartlarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2) … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 26.01.2017 tarihli ve 2015/7878 soruşturma, 2017/236 Esas, 2017/206 sayılı iddianame ile suça sürüklenen çocuğun, kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 86/1, 86/3-e ve 87/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edildiği hâlde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuğa mahkemece uygulanan 87/1-d ve 87/1-son maddelerine ilişkin olarak ek savunma hakkı tanınmadan, anılan maddeler uyarınca hüküm kurulmasında,
3) Suça sürüklenen çocuğun tek eylemi ile katılanı yaralaması sonucu yaşamsal tehlike ve kemik kırığı sonuçlarının birlikte gerçekleştiğinden, en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı bir defa cezalandırılması gerekmekte olup, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1. maddesinin uygulanmasından sonra anılan Kanun’un 87/1-d ve 87/1-son maddelerinin uygulanması ile yetinilmesi gerekirken, uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı Kanun’un 87/3. maddesi uyarınca kemik kırığı nedeniyle ayrıca artırım yapılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,
4) Suça sürüklenen çocuğun eylemi neticesinde katılandaki yaralanmanın, hayati tehlike ve orta (2.) derece kemik kırığına neden olduğu, birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken meydana gelen zararın ağırlığı ve kastın yoğunluğu da dikkate alınarak, anılan Kanun’un 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gözetilerek, aynı Kanun’un 61. maddesi uyarınca sonuç cezaya etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesinde,

5) 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuğun 5 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmiş ise de 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23/1. maddesinde suça sürüklenen çocuklar açısından denetim süresinin 3 yıl olarak düzenlenmiş olması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında tayin edilen denetim süresinin 3 yıl yerine 5 yıl olarak belirlenmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinde düzenlenen Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi için,
a) Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezasından ibaret olması,
b) Suçun 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin on dördüncü fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
c) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
d) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
e) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi,
f) Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının bulunmamasına ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; suça sürüklenen çocuğun katılan …’ya yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan sonuç olarak 2 yıldan fazla hapis cezasına mahkûm edilmiş olması nedeniyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin mümkün bulunmadığı dikkate alınmadan itirazın reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

2. Ayrıca iddianamede talep edilmediği halde, suça sürüklenen çocuğa 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uygulanmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması da Kanun’a aykırı bulunmuştur.

3. Bununla birlikte, suça sürüklenen çocuğun tek eylemi ile katılanı yaralaması sonucu yaşamsal tehlike ve kemik kırığı sonuçları birlikte gerçekleştiğinden, en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı bir defa cezalandırılması gerekmekte olup, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendinin uygulanmasından sonra aynı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesinin uygulanması ile yetinilmesi gerekirken, kemik kırığı nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereği ayrıca artırım yapılmak suretiyle hatalı hüküm tesis edildiği de belirlenmiştir.

4. Suça sürüklenen çocuğun eylemi neticesinde katılandaki yaralanmanın, hayati tehlike geçirmesine ve orta (2 nci) derece kemik kırığı oluşmasına neden olduğu, birden fazla nitelikli hal ihlâline neden olan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında meydana gelen zararın ağırlığı ve kastın yoğunluğu da dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gözetilerek, aynı Kanun’un 61 nci maddesi gereğince sonuç cezaya etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği anlaşılmıştır.

5. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 11.03.2014 tarihli ve 2014/14-103 Esas, 2014/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir hüküm değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların kanun yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyeceği gözetilmelidir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.01.2018 tarihli ve 2019/31 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.07.2023 tarihinde karar verildi.