Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2023/4772 E. 2023/7244 K. 27.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4772
KARAR NO : 2023/7244
KARAR TARİHİ : 27.11.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/3076 E., 2023/318 K.
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması.

Sanık … müdafii tarafından kanunî süresi içinde öne sürüldükten sonra, sanığın 02.10.2023 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü

maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli ve 2021/330 Esas, 2022/305 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık … hakkında; kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
2. Sanık … hakkında; kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’ un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

B. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 01.03.2023 tarihli ve 2022/3076 Esas, 2023/318 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar … ve … ile sanıklar müdafilerinin istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla sanıklar hakkında kasten öldürme suçundan,
1. Sanık … hakkında; kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
2. Sanık … hakkında; kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafilerinin temyiz sebepleri ; öldürme kastı bulunmadığına, meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, tahrikin derecesinin azami hadden uygulanması gerektiğine, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; sanık …’nin yardım eden sıfatıyla sorumlu olacağına, sanıklar hakkında asgari hadden tahrik hükümleri uygulanması gerektiğine dair tahrikin derecesine, İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay günü sanık …’in yönetimindeki … plaka sayılı kırmızı renkli Renault marka aracın sağ ön koltuğunda …, sol arka koltuğunda … ve sağ arka koltuğunda sanık … olduğu halde sanıkların birlikte araçla gezdikleri, Kalınören kavşağından Prof. Dr. …………..caddesi istikametine doğru gittikleri, 17.38 sıralarında …’nin araçla gezdiğini fark eden maktulün plakası olmayan bir motosiklet ile aralarında husumet bulunan sanıkların bulunduğu aracı takip etmeye başladığı, aracın sol tarafına yanaşıp eliyle camına vurduğu, aracın kapısını açmaya çalıştığı, ayrıca bu sırada sanıkları öldürmekle tehdit ettiği, maktulün bu şekildeki ısrarlı takibi üzerine …’ye ait olup araçta ön koltuğun altında bulunan pompalı av tüfeği ile…’ın arka camdan ateş ettiği, motosikleti durduran maktulün bulundukları yerde park halinde bulunan kamyonetin arkasına saklanmaya çalıştığı, …’nin, ……..’ın araç içerisinden, maktulün yerini tespit edip daha rahat ateş edebilmesi için aracı ile ileri geri manevralar yaptığı, ancak…’ın elde etmeyi umduğu neticeye ulaşamadığı, ……….,’ın bu sefer araçtan inip kamyonetin arkasına saklanan maktule yaklaştığı ve maktule hedef alarak tüfekle birden fazla kez ateş ettiği, …’nin araçla…’ı beklediği, maktulün isabet alıp düşmesi üzerine…’ın araca binerek sanıkların birlikte olay yerinden ayrıldıkları, dava konusu olayın bu şekilde gerçekleştiği değerlendirilerek suça sürüklenen çocuk ve sanıklar hakkında kasten öldürme suçundan uygulama yapıldığı, anlaşılmıştır.

2. Maktul hakkında düzenlenen 04.12.2020 tarihli; “Mevcut bulgular ışığında, yapılan ölü muayene ve otopsi işlemleri sonucunda kişinin ölümünün av tüfeği saçma tanesi yaralanmasına bağlı kafa kemiklerinde kırıklar, beyin doku harabiyeti, iç organ yaralanması, iç ve dış kanama sonucu meydana gelmiş olduğu anlaşılmıştır” görüşünü içeren ölü muayene ve otopsi tutanağı dava dosyasında bulunmaktadır.

3. Sanıkların savunmaları, olay yeri inceleme raporu ile basit kroki, ölü muayene ve otopsi tutanağı, görüntü izleme tutanağı, kriminal raporlar, taraflar arası adli mercilere intikal eden dosya evrakları, tanık beyanları ve diğer tüm deliller dava dosyasında bulunmaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanıklar hakkında, maktulden kaynaklanan haksız tahrik oluşturan davranışlar dikkate alındığında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi uyarınca makul oranda bir indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı isabetsiz görülerek kaldırılmasına karar verilmiş, sanıklar hakkında haksız tahrikin derecesi yeniden belirlenerek hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların, toplanan delillerin yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, sanıklar arasında ani gelişen birlikte suç işleme kararı ve sanık …’ın elinde sanık …’ye ait olup aracın koltuk altında bulunan tüfekle maktulun peşinden giderken, sanık …’nin de arabayı manevraları ile maktulun kaçışını engellemek, …’a isabetli atış imkanı sağlamak suretiyle fiili hakimiyet altına aldıktan sonra, …’ın açtığı ateş sonucu öldüğü olayda her bir sanığın 5237 sayılı Kanun’un 37/1 maddesi uyarınca sorumlu tutulmalarının doğru olarak saptandığı, anılan Kanun’un 25/1. maddesinde düzenlenen meşru savunmanın yargısal kararlarda ve öğretide; bir kimsenin, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakkı hedef alan, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı, saldırı ile eş zamanlı olarak hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde, kendisinden veya başkasından uzaklaştırmak mecburiyetiyle saldırıda bulunan kişiye karşı işlediği ve hukuk düzenince meşru kabul edilen fiiler olarak kabul edilmesi karşısında; kamyonet arkasına saklanıp kaçmaya çalışan maktule birden fazla kereler ateş edilip öldürülmesinde meşru savunma şartlarının bulunmadığı, anlaşıldığından sanık … müdafilerinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Dosya kapsamına ve kabule göre; suç tarihinden yaklaşık kırk gün önce maktulün sanık …’in evine silahla ateş etmesi, yine …’nin telefonuna tehdit mesajı göndermesi, olaydan bir gün önce silahla sanık …’i alıkoyup dövmesi, aynı gün sanık …’in evinin önüne gidip …’nin yokluğunda …’yi öldürmekle tehdit etmesi, olay günü motosikleti ile sanıklar … ve…’ı ısrarla takip ederek öldürmekle tehdit etmesi üzerine olayın meydana gelmiş olması karşısında, sanıklar lehine haksız tahrik koşullarının oluştuğu, maktulden sanıklara yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemin sürekliliği, niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında 5237 sayılı Kanun’un 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası öngören ve 29 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre yapılacak indirimin makul düzeyde belirlenmesi yerine yazılı şekilde müebbet hapis cezası yerine makule yakın düzeyde indirimler yapılması suretiyle fazla cezalar tayini hukuka aykırı olup hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Sanık … müdafiinin temyiz istemleri yönünden;
Sanık … müdafii tarafından kanunî süresi içinde öne sürüldükten sonra, sanığın 02.10.2023 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 298 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık … müdafinin temyiz istemlerinin oy birliğiyle REDDİNE, karar verilmiştir.
B. Sanıklar … ve… hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden;
Gerekçe bölümünün (2) nolu paragrafında açıklanan nedenlerle sanık … müdafinin ve Bölge Adliye

Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 01.03.2023 tarihli ve 2022/3076 Esas, 2023/318 Karar sayılı kararının “haksız tahrikin derecesi” yönünden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak ve üye …’ın sanık …’nin yardım eden sıfatıyla sorumlu olması gerektiğine ilişkin karşı oyu ve oy çokluğuyla ile BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.11.2023 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY:
Suça iştiraki için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır.
Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar. Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir.
Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar.
İştirak anlaşmasına konu suç dışında bir suç işlenmişse, ortakların sorumluluğu bu suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacakları hususunun tespitinden sonra tayin edilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli ve 2021/330 Esas, 2022/305 Karar sayılı kararı ile; Sanık … hakkında; kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun’un) 81 … maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair karar için
Sanık … ile diğer sanık …’ın zihinlerinde olay öncesi maktulün öldürülmesi düşüncesi yok ise de aralarında husumet bulunan maktulün kendilerini ısrarla takip etmesi nedeniyle…’ın araç içerisinden ateş etmeye başlaması, atış üzerine maktulün motosikletten inip yaya olarak park halindeki başka bir aracın ankasına saklanmaya başlaması üzerine bulundukları aracı kullanan …’nin…’a engel olmadığı gibi araç ile…’ı olay yerinden uzaklaştırmaması, aksine…’ın maktule daha rahat ateş edebilmesi için sevk ve idaresindeki araç ile ileri geri manevralar yapması, …’ın suçta kullandığı tüfeğin …’ye ait olması, …’ın araç içerisinden inip maktule ateş ederken …’nin onu beklemesi ve olayın bitiminde…’ı tekrar araca alıp olay yerinden birlikte ayrılmaları bir bütün olarak dikkate alındığında, eylemlerinin; o anda birlikte karar aldıklarını gösterdiği, böylece sanıklar … ve…’ın suçun işlenişi üzerinde birlikte hakimiyet kurdukları, aynı irade birliği içerisinde hareket ettikleri, birbirlerinin eylemlerini kolaylaştırdıkları, bu nedenle sanıklar … ve…’ın kasten öldürme suçunu TCK’nin 37.maddesi anlamında birlikte işledikleri yönündeki ilk derece mahkemesinin kabulünün isabetli olduğu kabul edilmiş ise de;
Sanık …’nin kullandığı araca müdahalede bulunan maktulün etkisiyle kullandığı aracın sağ arka tarafında bulunan sanık … tarafından araç içerisinden maktule doğru ateş edilmeye başlandıktan sonra maktulün ilk atışlarda vurulmadığı, her ne kadar sanık …’nin sanık …’ın maktule daha rahat ateş edebilmesi için aracı ileri geri manevra yaptırdığı ileri sürülmüşse de, bu şekildeki davranışın maktulün rahatça vurulmasını sağlayabilecek bir davranış olmadığı, kaldı ki sanık …’ın duran araçtan inip 03.12.2020 olay yeri krokisindeki maktule yaklaşık 6 metre mesafeden atılan 2,3 ve 4 diye numaralandırılan 3 adet av tüfeği kartuşlarının maktulun ölümüne neden olan atışlar olduğu , park halindeki kamyonun arka tarafında saklanmaya çalışan maktulü rahatça vurabileceği şekilde kendisini konumlandırdıktan sonra yaptığı arka arkaya atışların maktulün vurularak ölmesine neden olduğu, sanık …’ın kullandığı tüfeğin …’ye ait olmasının maktul tarafından sanıkların daha önce defalarca tehdit edilmesinin ve olay sırasında da bu tehditin etkili olması sebebiyle konulmuş olduğu, olayın başlangıcında sanık … tarafından bu tüfeği kullanması için sanık …’a bir talimatının bulunmadığı, sanık …’ın kendiliğinden verdiği kararlarla bu atışları yapmış olduğu, sanık …’nin aracını ileri geri yaptırmasının maktulün vurulmasına doğrudan etkili olmadığı, zira maktulun bu sırada vurulmuş olması halinde sanık …’ın araçtan inmeyip diğer atışları dışarda maktule yaklaşmaya gerek duymadan olay yerinden ayrılmaları gerektiği, sanık …’nin maktulün motosikletinden dolayı aracı stop ettirmek zorunda kaldığını ayrıca savunduğu, sanık …’nin sanık …’ı olay yerinden uzaklaştırmaması, sanık …’ı beklemesi ve aracıyla onu da alıp gitmesinin bu eyleme doğrudan doğruya katıldığının delilleri olarak kabul edilemeyeceği, sanık …’nin bu olaya TCK’nın 39. maddesinde yer alan yardım etmek fiillerinden sayılan fiilin işlenmesinde kullanılan aracı sağlamak (39/2-b) ve suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak (39/2-c) şeklindeki unsurlarla katılmış olduğunun, sonuç itibariyle sanık …’nin maktulün öldürülmesi fiiline TCK’nın 37. maddesi kapsamında fail olarak değil, TCK’nın 39/2-b,c maddesi kapsamında yardım eden sıfatıyla katıldığının kabulü gerektiği görüşündeyim. 27.11.2023


Muhalif Üye