YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4847
KARAR NO : 2023/7285
KARAR TARİHİ : 28.11.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/90 E., 2023/680 K.
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
KARAR : Direnme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.03.2023 tarihli ve 2023/90 Esas, 2023/680 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 19.12.2022 tarihli ve 2022/6866 Esas, 2022/10133 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20.12.2019 tarihli, 2019/350 Esas ve 2019/613 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında; mağdura yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları uyarınca 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 01.07.2020 tarihli ve 2020/294 Esas, 2020/970 Karar sayılı kararı İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları uyarınca11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 01.07.2020 tarihli ve 2020/294 Esas, 2020/970 Karar sayılı kararının sanık müdafiince temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 19.12.2022 tarihli ve 2022/6866 Esas, 2022/10133 Karar sayılı kararı ile ” sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı TCK’nin 35. maddesi uyarınca meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte gözetilerek makul bir ceza tayini yerine yazılı şekilde 13 yıl 6 ay hapis cezasına hükmolunması suretiyle fazla ceza tayini, ” Nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.03.2023 tarihli ve 2023/90 Esas, 2023/680 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile; sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanunun 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; öldürme kastının bulunmadığına, suç vasfının hatalı belirlendiğine, lehe hükümlerin somut olaya tatbik edilmediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık ile mağdurun arkadaş oldukları, olay günü, sanığın mağduru yanına çağırması üzerine mağdurun babasına ait araçla sanığın yanına gittiği ve araca aldığı, önce sanığın amcasının evine gittikleri, sanığın amcasının evde bulunmadığının anlaşılması üzerine bir apartmana girip geri geldiği ve bıçakla mağdura saldırdığı, mağdurdaki karaciğer, periton, diyafram ve bağırsak yaralanmalarının boyutu ve tehlikenin ağırlığı karşısında sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 35 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca
uygulama yapılırken mağdurdaki yaralanmanın boyutu ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 61 … maddesi ve aynı Kanun’un 3 üncü maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi de gözetilerek, 13 yıl 6 ay hapis cezası belirlenmesinin hakkaniyete uygun olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararlarının da aynı doğrultuda olduğu hususları gözetilerek bir isabetsizlik görülmeyen önceki kararda direnildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında mağdura yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde her ne kadar direnme iradesi belirtilmiş ise de kararın tetkikinde gerekçenin genişletildiği, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 11.07.2014 tarihli, 2014/5-155 Esas, 2014/367 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere önceki hükümde yer almayan gerekçenin ve yeni içtihatların eklenmesinin gerekçenin genişletilmesi niteliğinde olduğu, hükmün Yargıtay denetimine elverişli yeni bir karar niteliği taşıdığı anlaşılmakla yapılan temyiz incelemesinde;
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği, sanığın hedef aldığı vücut bölgeleri, yara yerleri, yaraların niteliği, kullanılan aletin elverişliliği birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, eyleme uyan suç vasfı ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.03.2023 tarihli ve 2023/90 Esas, 2023/680 Karar sayılı kararında öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğu ile TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.11.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy) (Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2023/4847 Esas 2023/7285 Karar sayılı kararının çoğunluk görüşüne, 5237 sayılı Kanun’un 35 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza belirlenirken yanılgıya düşüldüğü düşüncesinde olduğumuzdan katılmamaktayız.
Kasten öldürme suçunun teşebbüs aşamasında kalması halinde 5237 sayılı Kanun’un 35 … maddesinin ikinci fıkrasına göre mağdurun vücudunda oluşan tehlike ve zararın ağırlığı birlikte değerlendirilerek sanığa müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme yapılırken anılan Kanun’un 61 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca temel ceza tayininde dikkate alınması gereken kriterler ikinci kez (mükerrer olarak) değerlendirilemeyecek olup, zaten 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrasında kasten öldürme suçunda öngörülen temel ceza “ömür boyu hapis” cezasıdır.
Dosya kapsamına göre; mağdur … ile sanık …’ın çocukluk arkadaşı oldukları, her ikisinin de uyumlu olarak belirttikleri üzere bir yanlış anlamanın büyümesinden dolayı somut olayın gerçekleştiği, olay tarihinde mağdur …’in aracı ile birlikte seyir halindeyken …’in araca bindiği, araç içinde tartıştıkları, araç durduktan bir süre sonra sanığın bıçak ile mağdura rastgele vurarak onu iki isabetle ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı, mağdur ayakta olmasına rağmen sanığın eylemine son vererek aracın arkasına doğru yürüdüğü, mağdurun ise aracına binerek olay yerinden uzaklaştığı, engel bir durumun bulunmadığı, mağdurun hayati tehlike geçirmesinin dışında vücudunda 5237 sayılı Kanun’un 87 … maddesinde sayılan ağır yaralanma durumlarının hiçbirinin oluşmadığı olayda; mağdurdaki iki isabetli yaranın da ayrı ayrı hayati tehlike oluşturması nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Birinci Ceza Dairesinin müstekar içtihatına göre eylemin kasten öldürme olarak vasıflandırıldığı anlaşılmıştır.
Yerel Mahkemece eylem kasten öldürme olarak vasıflandırılmış, teşebbüs aşamasında kaldığından 5237 sayılı Kanun’un 35 … maddesinin ikinci fıkrasına göre 9 yıl hapis cezası belirlenmiş, kararın istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yerinde bir değerlendirme ile karar kaldırılmış ise de ceza 13 yıl 6 ay olarak belirlenmiş, hükmün temyizi üzerine Yargıtay Birinci Ceza Dairesi tarafından “Sanık savunması, mağdur beyanı ve tüm dosya kapsamına göre; mağdur ve sanığın çocukluk arkadaşı olup suç tarihinde sanığın mağduru görüşmek için çağırması üzerine mağdurun babasına ait araç ile sanığı bulunduğu yerden aldığı, sanığın yolda amcasına uğrayacağından bahisle bir apartmana girip çıktıktan sonra araca döndüğünde mağdura bıçak ile saldırarak sağ lomber bölge ile batın sağ üst kadrandan iç organ yaralanması oluşturup hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı, her ne kadar mağdurda 2 adet müstakilen hayati tehlikeye sebep olacak şekilde kesici delici alet yaralanması mevcut olduğundan suç niteliğinin kasten öldürmeye teşebbüs şeklinde belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmasa dahi; sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı TCK’nin 35. maddesi uyarınca meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte gözetilerek makul bir ceza tayini yerine yazılı şekilde 13 yıl 6 ay hapis cezasına hükmolunması suretiyle fazla ceza tayini” nedeniyle karar “oybirliğiyle” bozulmuştur.
Dairemiz bozma gerekçesinde de açıkça vurguladığı üzere mağdurun iki yarasının da hayati tehlikeye neden olması nedeniyle vasıflandırılmayı doğru bulmuş, ancak teşebbüsün derecesinin “makul” olması gerektiğini belirtmiştir. Başka bir ifadeyle mağdurdaki hayati tehlike oluşturan yara tek olsa, vasıf, kasten öldürme değil, kasten yaralama olacaktır. Bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesi yeni gerekçe yazarak
aynen önceki kararını vermiş, gerekçesinde 5237 sayılı Kanun’un 61 … maddesinin birinci fıkrasını da değerlendirerek teşebbüsün derecesinde ceza tayin ettiğini özellikle vurgulamış ve 61 … madde ile ilgili bir Ceza Genel Kurul kararını gerekçesine yazmıştır. Bu gerekçe kanuni değildir. İnceleme konusu kararda 5237 sayılı Kanun’un 61 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık zaten ömür boyu hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 13.12.2011 tarih ve 2011/1-323 Esas 2011/255 Karar sayılı benzer bir kararında mağdurun hayati tehlike geçirmesinin yanı sıra organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesi niteliğinde yaralanmasında dahi teşebbüs nedeniyle belirlenen 12 yıl hapis cezasını yeterli görmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle mağdurda oluşan yaralanma dikkate alındığında 5237 sayılı Kanun’un 35 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenen ceza miktarı fazla olduğundan hükmün bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun hükmün onanmasına ilişkin görüşüne katılmamaktayız.