Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2023/524 E. 2023/3920 K. 06.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/524
KARAR NO : 2023/3920
KARAR TARİHİ : 06.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli kasten yaralama, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Daha önce Yargıtay incelemesinden geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin, 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre bir hafta olduğu gözetilmeksizin, hüküm fıkrasında temyiz süresinin 15 gün olarak belirtilmesi suretiyle sanık … müdafii yanıltılmış ise de sanık … müdafiinin yüzüne karşı 30.03.2022 tarihinde tefhim edilen hükmü, 15 günlük süreden sonra 18.04.2022 tarihinde temyiz ettiği belirlenmiştir.

Sanık … hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.11.2014 tarihli ve 2012/194 Esas, 2014/271 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık … hakkında katılan …’i nitelikli kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, aynı maddenin son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 … maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

b) Sanık … hakkında katılan …’i nitelikli kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, aynı maddesinin son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 … maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

c) Sanık … hakkında katılan … ‘i nitelikli kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, aynı maddesinin son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

2. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.11.2014 tarihli ve 2012/194 Esas, 2014/271 Karar sayılı kararının, katılan …, sanık … müdafii, sanık … müdafi tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 17.01.2018 tarihli ve 2017/5791 Esas, 2018/342 Karar sayılı ilâmı ile özetle;
” …
a)Sanık …’nin katılan …’ye yönelik eylemi yönünden;
aa)5271 sayılı Kanun’un 150 … maddesinin üçüncü fıkrası gereğince alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada, sanığın müdafiinin

bulunmaması halinde, istemi olmasa dahi müdafii görevlendirilmesi gerektiği, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin son cümlesindeki suçun da bu kapsamda olması nedeniyle sanığa zorunlu müdafii görevlendirilerek müdafii huzurunda savunmasının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden yargılama yapılarak hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

bb) Sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin son cümlesinde öngörülen cezanın alt sınırının 8 yıl hapis cezası olması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 196 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezasının gerektiren suçlarda sanığın savunmasının ve ek savunmasının yargılamayı yapan mahkemece bizzat alınması gerektiği gözetilmeyerek, istinabe yoluyla aldırılması sureti ile savunma hakkının kısıtlanması,

cc) Katılanın meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak alınan ilk raporunda hayati tehlikesinin bulunduğunun belirtildiği, Adlî Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 13.04.2010 tarihli kesin raporda, yaralanmasının hayati tehlike geçirmesine neden olacak nitelikte olmadığının belirtilmesi karşısında, katılana ait tüm geçici ve kesin doktor raporları ile hastane tedavi belgeleri Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesine gönderilerek raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve yaralanmalarının 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı ve 87 nci maddelerindeki unsurları kapsayacak ve özellikle yaşamsal tehlikeye neden olup olmadığına ilişkin kesin rapor alınmadan eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

dd) 5237 sayılı Kanun’un 61 … maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığına göre, aynı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temel cezanın sonuç cezaya etki edecek düzeyde asgari had aşılarak tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

ee) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

b)Sanık …’nin katılan …’a yönelik eylemi yönünden;
aa)Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, aynı maddesinin son cümlesinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle, savunmasının ve ek savunmasının yargılamayı yapan mahkemece bizzat alınması gerektiği gözetilmeyerek, istinabe yoluyla aldırılması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 196 ncı maddesinin ikinci fıkrasına muhalefet edilmesi,

bb) 5237 sayılı Kanun’un 61 … maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığına göre, aynı Kanun’un 61 … maddesi uyarınca temel cezanın sonuç cezaya etki edecek düzeyde asgari had aşılarak tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

cc) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

c)Sanık …’nin katılan …’a yönelik eylemi yönünden;
aa) Katılanın meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak alınan ilk raporunda ve Tunceli Devlet Hastanesi Göğüs Cerrahi uzmanı tarafından düzenlenmiş 25.01.2011 tarihli raporda hayati tehlikesinin bulunduğunun belirtildiği, Adlî Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 12.03.2015 tarihli kesin raporda, yaralanmasının hayati tehlike geçirmesine neden olacak nitelikte olmadığı belirtilmesi karşısında, katılana ait tüm geçici ve kesin doktor raporları ile hastane tedavi belgeleri Adlî Tıp Kurumu İhtisas Dairesine gönderilerek raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı ve 87 nci maddelerindeki unsurları kapsayacak, her bir yaranın ayrı ayrı niteliği ve yaşamsal tehlikeye sebebiyet verip vermediği konusunda kesin rapor alındıktan sonra suç vasfının belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

bb) 5237 sayılı Kanun’un 61 … maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığına göre, aynı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temel cezanın sonuç cezaya etki edecek düzeyde asgari had aşılarak tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

cc) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,” nedenleriyle bozulmasına ve sanık …’ın kazanılmış haklarının, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca dikkate alınmasına karar verilmiştir.

3. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2018/305 Esas, 2022/119 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık … hakkında katılan …’i nitelikli kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, aynı maddenin son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 … maddesinin altıncı fıkrası ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son cümlesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

b) Sanık … hakkında katılan …’i nitelikli kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, aynı maddesinin son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası 58 … maddesinin altıncı fıkrası ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son cümlesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

c) Sanık … hakkında katılan … ‘i kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 4 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri; alt hadden uzaklaşılmak suretiyle hükümler kurulmasının hatalı olduğuna, katılan …’ye yönelik eyleminde taksirle yaralama hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğine, tekerrür şartlarının bulunmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. Katılan sanık … ve katılan …’ın kardeş oldukları ve sanık …’nin de katılanlar … ve temyiz dışı …’ın babaları olduğu, olaydan bir gün önce 27.12.2008 tarihinde sanık …’nin oğlu olan …’ın çıkan olaylar nedeni ile darp edildiği ve sanık …’nin bunu öğrenmesi neticesi 28.12.2008 tarihinde katılan sanık …’yi konuşmak için yanına çağırdığı, olayın bu konuşmadan kısa bir süre sonra … ve …’ın birlikte İlhami’ye ait işyerine gelmesiyle meydana geldiği, … ve …’ın dışarıda kaldıkları, …’nin içeriye girdiği, konuşmanın tartışmaya dönüşerek neticeten taraflar arasında kavganın meydana geldiği, İlhami’nin av tüfeği ile … ve …’nin bacak bölgelerine hedef alarak birden fazla kez ateş ettiği ve bu eylem neticesi … ve …’nin bacak bölgelerinden yaralandığı, yine sanığın bıçakla … ve …’ı yaraladığı, …’nin de bıçakla katılan …’ı yaraladığı belirlenmiştir.

2. Tarafların savunma ve beyanları, tanıkların anlatımları, adlî sicil kayıtları, olay yeri inceleme raporu, kriminal raporları, bozma öncesi ve sonrası yargılama sürecine ait evraklar dava dosyasında mevcuttur.

3. Katılan … hakkında … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 07.05.2013 tarihli adlî rapora göre sağ ve sol kalçada cilt-ciltaltı seyirli 2 adet, sol uylukta cilt seyirli 1 adet olmak üzere toplam 3 adet kesici delici alet yarası ile sağ bacakta bacak kemiklerinde (tibia ve fibula) açık parçalı kırığa neden olan bir adet ateşli silah saçma taneleri yaralanması tarif ve tespit edildiği, her iki kalçada cilt-ciltaltı seyirli 2 adet kesici delici alet yarasının basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı, sol uylukta cilt seyirli kesici delici alet yaralanmasının basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğu, sağ bacakta bacak kemiklerinde (tibia, fibula) açık parçalı kırığa ve doku kaybına neden olan ateşli silah saçma taneleri yaralanmasının basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı, kırıkların müştereken hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, sağ bacakta saptanan kısalığın ve doku kaybının kişinin duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması/uzuv zaafı niteliğinde olduğu, yaraların hep birlikte değerlendirildiğinde yaşamını tehlikeye sokmadığı belirlenmiştir.

4. Katılan sanık … hakkında Adlî Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 27.02.2019 tarihli adlî rapora göre vücudunda göğüs sağ tarafta 1 (bir) adet kesici delici alet yaralanması ve sağ bacağında 1 (bir) adet ateşli silah yaralanması tanımlandığı, vücudunda göğüs sağ bölgede tanımlanan, trajesinde büyük sinir, damar ve iç organ lezyonu tanımlanmayan yumuşak doku seyirli kesici delici alet yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, sağ bacağında tanımlanan tibia ve fibula açık kırığına neden olan ateşli silah yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, kırıkların müştereken hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, dava konusu olaya bağlı sağ alt ekstremitede tespit edilen fonksiyonel kaybın ve anatomik noksanlığın organlarından birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğu belirlenmiştir.

5. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ancak gereğinin kısmen yerine getirildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz İstemi
Daha önce Yargıtay incelemesinden geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin, 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre bir hafta olduğu gözetilmeksizin, hüküm fıkrasında temyiz süresinin 15 gün olarak belirtilmesi suretiyle sanık … müdafii yanıltılmış ise de sanık … müdafiinin yüzüne karşı 30.03.2022 tarihinde tefhim edilen hükmü, 15 günlük süreden sonra 18.04.2022 tarihinde temyiz ettiğinden reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanık … Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanık … müdafiinin alt hadden uzaklaşılmak suretiyle hükümler kurulmasının hatalı olduğuna, katılan …’ye yönelik eyleminde taksirle yaralama hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğine, tekerrür şartlarının bulunmadığına yönelen temyiz sebepleri yönünden;
1. Av tüfeği ile yakın mesafeden bacağa yönelik yapılan atışlarda, toplu saçma girişi ile geniş doku ve kemik defekti (eksikliği, kaybı) yanında ana damar ve sinir paketinin tamamen parçalanıp ani ve bol miktarda kan kaybı sonucu kısa sürede ölümün meydana geldiğinin bilinen bir durum olması nedeniyle somut olayda av tüfeğiyle yakın mesafeden toplu saçma girişi meydana getirecek şekilde atış yapılması halinde muhakkak olan ölüm neticesinin gerçekleşeceğinin sanık tarafından bilinmesi gerektiği nitekim yapılan atışlar sonucu katılan …’nin sağ bacağında hayat fonksiyonlarını hem ağır (6.) derecede etkileyecek kemik kırıkları, hem de organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesine neden olacak, katılan …’ın sağ bacağında hayat fonksiyonlarını hem ağır (6.) derecede etkileyecek kemik kırıkları

hem de duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak niteliklikte yaralandıkları, kullanılan silahın öldürmeye elverişli olması, atış sayısı, katılanlardaki yara yerlerinden
hareketle hedef alınan vücut bölgeleri, meydana gelen zararların ağırlığı, kastın bölünmezliği dikkate alındığında sanığın katılanları öldürme kastı ile hareket ettiği anlaşıldığından, kasten öldürmeye teşebbüs
suçlarından cezalandırılması yerine suç vasfında hataya düşülerek nitelikli kasten yaralama suçlarından cezalandırılması,

2. Sanığın adlî sicil kaydında başkaca tekerrüre esas sabıkası olmadığı gözetildiğinde, tekerrüre esas alınan Alaplı Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.04.2006 tarihli ve 2005/101 Esas, 2006/77 Karar sayılı ilâmı ile 765 sayılı Kanun’un 516 ncı maddesinin ilk cümlesinde düzenlenen suçun “nası ısrar” suçu olduğu, bu suçun 5237 sayılı Kanun’da karşılığının 151 … maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “mala zarar verme” suçu olup anılan suçun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi uyarınca uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 2 nci ve 7 nci maddeleri de gözetilerek tekerürre esas alınan hükümde uzlaştırma işlemi uygulanıp uygulanmadığı mahkemesinden araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 … maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe başlığı altında (A) paragrafında açıklanan nedenle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2018/305 Esas, 2022/119 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe başlığı altında (B-1) paragrafında açıklanan suç vasfında hataya düşüldüğüne ve (B-2) paragrafında açıklanan tekerrüre esas alınan hükümde uzlaştırma işlemi uygulanıp uygulanmadığının araştırılmasına ilişkin nedenlerle sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden, … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2018/305 Esas, 2022/119 Karar sayılı kararının, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış haklarının dikkate alınmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Sanık …’ın katılanlar … ve …’e karşı eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturduğu kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun sanığın kasten öldürme suçuna teşebbüsten cezalandırılması gerektiğine ilişkin görüşüne katılmamaktayım.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin uyumlu içtihadına göre, gerçekleştirilen eylem kasten öldürme & kasten yaralama olarak vasıflandırılırken, failin söz ve davranışları, suçta kullanılan alet ve kullanılış şekli, mağdurun/mağdurların vücudundaki isabet yerleri, sayısı ve harabiyetleri, eyleme son veriliş şekli birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılmalıdır.
Dosya içeriğine ve Mahkemenin kabulüne göre, ani gelişen ve hangi tarafın başlattığı tespit edilemeyen kavga sırasında sanık …’ın hem av tüfeği hem de bıçak kullanarak katılanlar … ve …’ı yaraladığı, öldürme imkânı olmasına rağmen katılanları öldürmediği, av tüfeği ile her iki katılana karşı dizaltı bölgesini hedef alarak birer el ateş ettiği, atışlar sonucunda katılan …’nin dizaltı bölgesinden tibia ve fibula açık kırığı oluşacak, sağ alt eksremitedeki fonksiyonel kaybın ve anatomik noksanlığın organlarından birinin işlevini yitirilmesi niteliğinde olacak, katılan …’ın ise dizaltı bölgesinden tibia ve fibula açık kırığı oluşacak, sağ bacakta saptanan kısalığın ve doku kaybının organlarından birinin işlevini sürekli zayıflaması niteliğinde olacak şekilde yaralandığı, her iki katılanın da hayati tehlike geçirmediği anlaşılmaktadır.
Yukarıda sayılan kriterlerin yanı sıra av tüfeği ile gerçekleştirilen eylemlerde Yüksek Daire içtihadına göre mağdurun/mağdurların bacak bölgesinde toplu saçma girişi olması halinde “geniş doku ve kemik defekti (eksikliği, kaybı) yanında ana damar ve sinir paketinin tamamen parçalanıp ani ve bol miktarda kan kaybı sonucu kısa sürede ölümün meydana gelebileceği” bilinen bir gerçek olduğundan özellikle bacağın diz üstünden başlayıp kasık bölgesine yaklaştıkça yoğunlaşan ana damarların hasar görmesi “muhakkak” ise kastın yaralama değil, öldürme olduğu kabul edilmekte, başka bir ifadeyle av tüfeği ile gerçekleştirilen ve doku kaybına yol açan toplu saçma girişlerinde ana damar ve toplu sinir paketinin isabet alması mutlak, ölümün ise kaçınılmaz olduğu bilinen bir gerçek olduğundan bu durumdan fail sorumlu tutulmaktadır. Somut olayda, sanık …’nin açıkça katılanların dizaltı bölgesini hedef alması, dizaltı bölgesinden isabet halinde toplu saçma girişi de olsa ölüm sonucunun çok istisnai gerçekleşmesi, her iki katılanın da hayati tehlike geçirmemesi dikkate alınarak kanaatimce ölüm sonucunun alınması “muhakkak” olarak değerlendirilmemelidir.

Yukarıda açıklamalar doğrultusunda sanık … ile katılanlar arasında önceye dayalı öldürmeyi gerektirir ciddi bir husumet bulunmaması, sanığın olay sırasındaki söz ve davranışları, suçta kullanılan aletlerin daha etkili kullanılabilecekken kullanılmaması, av tüfeği ile yapılan atışlarda katılanların vücutlarının özellikle dizaltı bölgesinin hedef alınması, isabet sayısı, isabet yerleri ve harabiyetleri, yaralarının tamamı dikkate alındığında katılanların hayati tehlike geçirmemeleri ve eyleme son veriliş şekli birlikte değerlendirildiğinde sanık …’nin eyleminin her iki katılana karşı “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” suçu olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun eylemin “kasten öldürme” olarak nitelendirilmesi gerektiğine ilişkin görüşüne katılmamaktayım.