YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/549
KARAR NO : 2023/1942
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.10.2022 tarihli 2020/119 Esas 2020/262 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile Esas No : 2023/549
cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 15.04.2021 tarihli 2021/390 Esas 2021/705 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan … vekilleri, katılanlar Mübeyyen ve … vekili, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği vekili, Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafiilerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 15.04.2021 tarihli 2021/390 Esas 2021/705 Karar sayılı kararının, katılan … vekili, katılanlar …, … vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz başvuruları üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 09.05.2022 tarihli 2021/11437 Esas 2022/3415 Karar sayılı kararı ile; ” Sanık …’in eylemini, maktulden kaynaklanan ve olay yerinden uzaklaşmakta olan sanığı tehdit etmesi, hakaret etmesi, üzerine yürüyerek tekme tokat vurması, boğazını sıkarak sanığı basit tıbbi müdahale ile yaralaması neticesinde gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında; tahrik dolayısıyla 12 yıl ile 18 yıl arasında ceza verilmesi gerektiğini belirleyen 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi gereğince uygulama yapılırken haksızlık içeriğinin ulaştığı boyut dikkate alınarak asgari düzeyde cezaya yakın bir ceza belirlenmesi yerine, yazılı şekilde 15 yıl hapis cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayini, ” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.07.2022 tarihli 2022/293 Esas 2022/284 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz sebebi; sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasında cezanın asgari hadde daha yakın olarak belirlenmesi gerektiğine, ilişkindir.
Katılan … vekilinin temyiz sebepleri; haksız tahrik koşulları bulunmadığından indirim hükmünün uygulanmaması gerektiğine, indirim oranının fazla uygulandığına, ilişkindir.
Katılanlar …, … vekilinin temyiz sebebi; haksız tahrik indiriminin asgari oranda yapılmasına karar verilmesi gerektiğine, ilişkindir.
Sanık … müdafiilerinin temyiz sebepleri; suç vasfına, meşru savunmaya, meşru savunmada sınırın aşılmasına, haksız tahrik nedeniyle azami indirim yapılması gerektiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Birlikte yaşayan maktul ve sevgilisi tanık …’nin olay günü akşam saatlerinde tartıştıkları ve her ikisinin de birlikte yaşadıkları evden ayrı ayrı dışarı çıktıkları ancak maktulün bir süre sonra ikametlerine geri döndüğü, tanık …’nin ise … parkında bulunan caddeye yakın bir kamelyaya giderek oturduğu ve maktule mesaj atarak gelip kendisini almasını istediği, alkollü olan maktulün evden çıkarak …’nin bulunduğu kamelyaya geldiği ve yüksek sesle “ayağa kalk a. koyduğumun karısı” şeklinde …’ye bağırdığı ve kamelyanın tahta direklerine tekme ve yumruk attığı, maktulün seslerinin akşam saati olması ve parkta kimsenin olmaması nedeniyle parkın çevresinde bulunan binalardan ve yoldan geçenler tarafından duyulduğu, oradan geçmekte olan sanık …’in de maktulün hakaretlerini ve …’nin ağlamasını duyarak maktulle …’nin bulundukları kamelyaya gittiği ve maktule “ne yapıyorsun” dediği, maktulün sanığa karışmamasını söylediği ve …’yi kastederek “eşim” dediği ve sanığa küfür ettiği; sanığın “eşiniz olduğunu nerden bileyim” demesi üzerine …’nin sanık …’e “ablam o benim eşim sen git” dediği, bunun üzerine sanık …’in kamelyadan ayrılarak yürümeye başladığı, bu sırada maktulün sanığa “senin ananı avradını s…m, şerefsiz, o. çocuğu, sen kimsin, niye karışıyorsun, seni bulacağım” şeklinde hakaret ettiği, kendisine yönelik hakaretlere dayanamayan sanığın kamelyadan yaklaşık 15-20 metre uzaklaştığı sırada, maktulün tekrar ”senin ananı avradını s…m, o. çocuğu, şerefsiz, sana ne lan” şeklinde küfür ederek sanığın yanına koşarak geldiği, sanığın yüzüne birden fazla yumruk vurduğu, sanığa tekme atıp, sanığın boğazını eliyle sıktığı (sanığın boynunun sıkıldığının, sağ ve sol gözünde darp izlerinin olduğunun olay sonrası alınan doktor raporu ile de doğrulandığı) sanığın kendisine yönelik bu saldırıya karşı tekme atarak karşılık verdiği, maktul ve sanık arasında çıkan kavgada sanığın pantolonunun cebinde bulunan bıçağı sağ eline alarak salladığı ve bıçağın maktulün göğüs sol meme başının alt tarafından kalbine isabet ettiği, maktulün aldığı bıçak darbesi üzerine sırt üstü yere düştüğü, sanığın da maktulün yere düşmesi sırasında dengesini kaybederek yere düştüğü ve yerden kalkıp yürüyerek olay yerinden ayrıldığı, anlaşılmıştır.
Suç vasfı yönünden yapılan değerlendirme; sanık ile maktulün olay öncesi birbirlerini tanımadıkları, aralarında bir husumet bulunmadığı, sanığın maktulü öldürmesi için bir neden ve ya bu yönde bir iddia bulunmadığı, aniden gelişen olay sırasında eylemin gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Olay anında yapılan hakaret ve fiili saldırı nedeniyle kendisini savunmak için bıçağını çıkartan sanığın, maktulün elleri boğazında iken elindeki bıçakla maktulün hayati bölgelerini hedef almadan yaralama kastı ile hareket etmesi mümkün iken bunu yapmadığı ve bıçağı doğrudan maktulün hayati bölgesini hedef alarak kullanması nedeniyle mahkemece sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar sanık tek bıçak darbesi ile maktulü yaraladıktan ve maktulün yere düşmesinden sonra engel bir hal olmamasına rağmen eylemine devam etmeyerek olay yerinden ayrılmış ise de, maktuldeki yaralanmanın vücudun en hayati bölgesinde olması, maktulün yere düşüp etkisiz hale gelmesi üzerine icrai hareketlerine son vermesi, hususları dikkate alındığında; sanığın, eylemi ile ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve fiil ile meydana gelen netice arasında illiyet bağının da bulunması nedeniyle sanığın Türk Ceza Kanunu’nun 81/1 maddesi uyarınca kasten öldürme suçundan sorumluluğu kabul edilmiş aksine savunmalara itibar edilmediği, kabul edilmiştir.
Meşru savunmaya yönelik değerlendirme; somut olayda, sanığın başından beri maktule yönelik haksız bir davranışının bulunmadığı, aksine sadece yurttaşlık bilinciyle tanımadığı bir kadına bağrılıp küfür edilmesi ve kadının da ağlaması nedeniyle iyiniyetli olarak maktulü uyarmak için yanlarına gittikten Esas No : 2023/549
sonra maktul tarafından sürekli sanığa küfür edilmesi ve sonrasında da darp edilip boğazının sıkılması üzerine sanığın bu haksız saldırı nedeniyle kendisini savunma hakkı doğmuştur. Ancak sanığın cebinden çıkardığı sustalı benzeri bıçağı ile, kendisine saldıran maktulü hayati bölgeleri dışında, yaralamaya yönelik olarak örneğin bacaklarına doğru vurarak saldırıyı defetmesi mümkün iken maktulün göğüs bölgesine doğru bıçağı vurması sonucu bıçağın kalbe denk gelmesi ve bunun sonucunda ölümün gerçekleşmesi eyleminde, saldırı ve savunmaya ilişkin meşru müdafaaya ilişkin diğer şartların oluştuğunda şüphe bulunmamakta ise de, “gerçekleştirilen savunmanın, maruz kalınan tecavüzü defedecek ölçüde olması” yani “saldırı ile savunma arasında oran bulunması” şartı gerçekleşmediğinden, meşru savunmanın şartlarının oluşmadığı, başka bir anlatımla savunma ile saldırı arasındaki denge savunma tartışmasız bir şekilde sanık lehine bozulmuş olup, dolayısıyla da ölçülülük ya da orantılılık ilkesi ihlal edilmiş ve meşru müdafaa şartlarının gerçekleşmediği, kabul edilmiştir.
Meşru savunmada sınırın aşılmasına yönelik değerlendirme; sanığın, maktulün göğüs bölgesine doğru bıçağı vurduğu ve sınırın kastla aşıldığı sabit olduğuna göre, maddenin 1. fıkrasının olayda uygulanma şartlarının bulunmadığı, sadece meşru savunmaya ilişkin olarak kabul edilen ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelen nedenlerle sınırın aşılmasının olayda uygulanmasının söz konusu olup olamayacağı hususuna gelince; somut olayda sanık ve maktul tek başına olup olaya müdahil olan başka birinin bulunmadığı, maktulün sanığa karşı herhangi bir alet kullanmadan ona sadece elleriyle vurup boğazını sıktığı, küfür dışında sanığı öldürme niyetini ortaya koyacak şekilde bir tehditte bulunduğuna ilişkin bir iddianın da olmadığı, her ne kadar boğazının sıkılması nedeniyle nefesinin kesildiğini hisseden ve bunun verdiği acının etkisi ile kendini korumak için sanığın bıçağı çıkartarak kullandığı anlaşılmış ise de, sanığın saldırı sırasında kendisinden daha iri bir yapıda olmadığı anlaşılan maktulün saldırısına özellikle başka türlü savunma imkanlarını denemeden ve yanında bulundurması mutad olmayan 9.8 cm uzunluğundaki sustalı bıçağını cebinden çıkartarak kendisini savunmaya çalışması, olay sonrası tanık … Dırla’nın maktulün yaralandığına ve ambulans çağırılmasına ilişkin yardım çığlıklarının çevre civarda oturan tanıklarca bile duyulmasına rağmen, sanığın bu duruma kayıtsız kalarak olay yerinden yürür şekilde hızla uzaklaşması durumu birlikte değerlendirildiğinde sanığın mazur görülebilecek bir korku, panik ya da heyecanın tesiri altında olduğu kabul edilmemiş ve Türk Ceza Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrasının uygulanma şartlarının oluşmadığı, kabul edilmiştir.
Haksız tahrik yönünden yapılan değerlendirme; maktulün olay yerinden uzaklaşmakta olan sanığı tehdit ettiği, hakaret ettiği, üzerine yürüyerek tekme ve tokat vurduğu, boğazını sıktığı ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığının sabit olduğu, dolayısıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 29 uncu maddesi uyarınca haksız tahrik indirimi yapılarak haksızlık içeriğinin ulaştığı boyut dikkate alınarak sanığın takdiren asgari düzeyde cezaya yakın bir ceza olarak 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi, kabul edilmiştir.
2. Sanığın ikrar içeren savunmaları, tanık …’nin aşamalardaki beyanları, olay yeri krokisi ve olay yeri inceleme raporu, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi tarafından düzenlenen 05.02.2020 tarih ve 7195659 başvuru nolu epikriz, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06.02.2020 saat 02.05 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı, sanık hakkında Konya Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 10.02.2020
tarih ve 2020/600 sayılı rapor içeriği, … Kriminal Polis Laboratuvarından alınan 10.02.2020 tarih ve ANK-İZ-20-00269 sayılı uzmanlık raporu, … Kriminal Polis Laboratuvarından alınan 10.02.2020 tarih ve ANK-BLS-20-01111 sayılı uzmanlık raporu, … Adli Tıp Grup Başkanlığından alınan 14.02.2020 tarih ve 2020/3883-548 sayılı raporu, 06.02.2020 saat 01.30 tarihli polis tutanağı, 09.02.2020 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan keşif ve yer gösterme tutanağı, dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Cumhuriyet savcısının; sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasında cezanın asgari hadde daha yakın olarak belirlenmesi gerektiğine, yönelen temyiz sebebi yönünden;
Sanığın öldürme fiilini maktulden kaynaklanan ve olay yerinden uzaklaşmaktayken kendisine yönelen tehdit, hakaret sözleri ile maktulün üzerine yürüyerek tekme tokat vurması, boğazını sıkarak basit tıbbi müdahale ile yaralaması üzerine gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında; sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu anlaşıldığından, anılan temyiz sebebinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Katılan … vekilinin; haksız tahrik koşulları bulunmadığından indirim hükmünün uygulanmaması gerektiğine, indirim oranının fazla uygulandığına, katılanlar …, … vekilinin; haksız tahrik indiriminin asgari oranda yapılmasına karar verilmesi gerektiğine, yönelen temyiz sebepleri yönünden;
Dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, maktulden sanığa yönelen ve gerekçenin A. paragrafında detaylı açıklanan haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu anlaşıldığından, anılan temyiz sebebinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Sanık … müdafiilerinin; suç vasfına, meşru savunmaya, meşru savunmada sınırın aşılmasına, haksız tahrik nedeniyle azami indirim yapılması gerektiğine, yönelen temyiz sebepleri yönünden;
Olaylar ve olgular başlığının 1. paragrafında; suç vasfı, meşru savunma, meşru savunmada sınırın aşılması ve haksız tahrik indirim oranı yönünden ilk derece mahkemesince yapılan değerlendirme ve uyulmasına karar verilen Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 09.05.2022 tarihli 2021/11437 Esas 2022/3415 Karar sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece yapılan uygulamada bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.07.2022 tarihli 2022/293 Esas 2022/284 Karar sayılı kararında katılan … vekili, katılanlar Mübeyyen ve Niyazi … vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğu ile TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Yapılan yargılama ve incelenen dosya kapsamına göre, sanığın suç tarihinde evlilik dışı birliktelik yaşayan maktul … ile tanık …’nin parkta meydana gelen tartışmalarını, maktulün tanığa yönelik hakaret içeren sözlerini ve tanığın ağlamasını duyması üzerine olaya müdahil olduğu, maktulü uyardığı, maktulün kendisine bu işe karışmamasını ve tanık …’nin eşi olduğunu söylemesi ve tanığın da uzaklaşmasını istemesi üzerine yanlarından ayrılarak yürümeye başladığı, ancak tartışmalarına müdahale edilmesine sinirlenen maktulün sanığın arkasından sinkaflı sözler sarf ettiği ve peşinden koşarak tekme ve yumrukla vurup boğazını sıktığı, oluşan kavga ortamında sanığın pantolon cebindeki bıçağı çıkartarak silahsız olan maktule doğru salladığı ve sol meme başına kaydettiği isabetle oluşan kalp yaralanması sonucunda ölümüne neden olduğu olayda, sanığın öldürme fiilini maktulün kendisine yönelik olarak kısa bir zaman içinde gerçekleşen hakaret, tehdit ve basit yaralama eylemlerinin yarattığı hiddet ve elem duygusu altında gerçekleştirmesi nedeniyle, tevali eden ve bütünlük gösteren bu davranışların sanık üzerinde yarattığı tahrik etkisinin ceza indiriminde asgari düzeyden ayrılmayı gerektirdiği konusunda şüphe yoksa da, Dairemizin yerleşik uygulamalarında bu davranışların kişi üzerinde yarattığı etkinin ağırlığına göre 12-18 yıl aralığında tayin edilebilecek olan haksız tahrik indiriminde cezadan ancak makul oranda bir indirim gerektirebileceği gözetilmeden cezada ancak çok daha ağır ve vahim haksız tahrik fiilleri bakımından uygulanabilecek şekilde azamiye yakın oranda indirim yapılması usul ve yasaya aykırı görüldüğünden sayın çoğunluğun aksi yöndeki düşüncesine katılmıyoruz.