YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11142
KARAR NO : 2006/13047
KARAR TARİHİ : 25.12.2006
MAHKEMESİ : KADİRLİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/06/2006
NUMARASI : 2005/433-223
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanlarından dolayı paydaşı bulundukları . parsel sayılı taşınmaza, davalılar tarafından paylarından fazla yer kullanmak ve kendi paylarına düşen miktarı vermemek suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek,el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı D. dışındakilerin yer kullanmadıkları gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar,taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi raporu okundu,düşüncesi alındı. Dosya incelendi,gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, paya elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi
asıldır.
Nevarki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde HUMK.nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek kısa kararda “davacı D…’nun paya müdahalesinin meni davasının reddine” dendiği halde, gerekçeli kararda “davacı D…’nun paya müdahalesinin menine” denilerek kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir. Hal böyle olunca, hükmün l0.4.l992 gün, l992/7 Esas, l992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bir karar verilmek üzere HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre, şimdilik öteki hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 25.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.