Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2008/4568 E. 2008/6102 K. 14.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4568
KARAR NO : 2008/6102
KARAR TARİHİ : 14.05.2008

MAHKEMESİ : MAÇKA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/10/2007
NUMARASI : 2006/211-2007/229
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakan babaları H. Ö.ün, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak iki parça taşınmazını gelini olan davalıya satış göstererek devrettiğini ileri sürüp tapuların iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı, satışın gerçek olduğunu, birikmiş parası ve altınlarını vererek dava konusu yerleri satın aldığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının miras şirketine karşı 3 şahıs konumunda bulunduğu, davacıların tereke adına değil de payları oranında istekte bulundukları, Medeni Kanunun 701 ve 702 maddeleri hükmünce böyle bir isteğin dinlenme olanağı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki çekişmenin giderilmesi açısından olayda uygulama yeri bulunan 01.04.1974 tarih, 1/2 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının bağlayıcı olan sonuç bölümünde aynen, “bir kimsenin mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmesi halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar görünürdeki satış sözleşmesinin danışıklı (muvazaalı) olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de biçim koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabilirler.” ifadelerine yer verilmiştir. Öyle ise, bu düzenleme gözetildiğinde terekeye karşı işlenen haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı açılan davada mirasçıların miras payı oranında dava açabilmelerinin mümkün bulunmadığı söylenemez.
O halde, mahkemece anılan kuralın gözardı edilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Hal böyle olunca, işin esasına girilerek toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.05.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.