YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6314
KARAR NO : 2008/8500
KARAR TARİHİ : 07.07.2008
MAHKEMESİ : ŞİŞLİ 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/03/2008
NUMARASI : 2006/476-2008/82
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,kayden paşdaş olduğu 9 parsel sayılı taşınmazda bulunan binanın 2. kat cami tarafına bakan dairesini satın aldığını,payına karşılık kendisine bağımsız bölüm teslim edilmediği gibi,satın aldığı daireyi davalı M.’in tasarruf ettiğini ileri sürerek çekişmeli yerin payına isabet eden daire olduğunun tespiti ile elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalılar,davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece,davacı iddiası sabit görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve çekişmenin giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece,davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ,toplanan delillerden çekişmeli 9 parsel sayılı taşınmazda davacının 7/100, davalı Mehmet Sakarya’nın 4/200 pay sahibi oldukları,davalı A.in kayda dayalı bir hakkının bulunmadığı ancak anılan taşınmaza ilişkin davacı ile satış vaadi sözleşmesi düzenlediği,taşınmazda 12 daireli bina olduğu,kat mülkiyeti yada kat irtifakının kurulmadığı,davacının payına karşılık tasarruf ettiği yada edebileceği bir yer olmadığı gibi dava dışı bir kısım paydaşlarında kullanabilecekleri yer olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı, davalı A. ile yaptığı satış vaadi sözleşmesine göre sicile yansıyan payına karşılık gelen daireyi davalı M.’in tasarruf ettiğini ileri sürerek çekişmeli yerin (dairenin) kendisine ait olduğunun tespiti ile elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamıyan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 706, B.K.nun 2l3, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Nevarki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, ” akte vefa” kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler,belirlenen olgularla birlikte değerlendirildiğinde ,davacının zeminde paydaş bulunduğu,yapının taşınmazın mütemmimi haline geldiği,tüm paydaşları bağlayan bir taksim olgusunun gerçekleşmediği,davacının ve dava dışı bir kısım paydaşlarında tasarruf edebileceği bir yer bulunmadığı gözetilerek,paya vaki elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,7.7.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.