YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7547
KARAR NO : 2008/10305
KARAR TARİHİ : 15.10.2008
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL, ALACAK
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, çekişme konusu 13582 parsel sayılı taşınmazdaki 15 nolu bağımsız bölümü öncesinde davalıdan satın aldığını, satış bedelinin 50.000.000.-YTL. ödediğini, bakiye 45.000 Euro’yu ödeyemediğini bu nedenle taşınmazını teminat amacıyla davalıya tapuda satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, davalı ile aralarında düzenledikleri protokolde bu hususun açıkça belirtildiğini ileri sürerek, tapu iptali ile adına tescili, olmadığı takdirde 50.000.-YTL. alacağın davalıdan tahsili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, çekişme konusu taşınmazı davacıya hiç peşinatsız 45.000 Euro’ya sattığını, davacının satış bedelini ödememesi sebebiyle taşınmazını geri aldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ……….’ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescili, olmadığı takdirde alacağın tahsili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 13582 parsel sayılı taşınmazdaki 15 nolu bağımsız bölümün öncesinde davalı …’a ait iken 19.12.2000 tarihinde satış suretiyle davacı …’a temlik ettiği, satış bedelinin bir kısmının peşin ödendiği, geri kalan bölümün ödenmediği, bu sebeple taraflar arasında bir takım koşulları öngören protokol düzenledikleri anlaşılmaktadır.
Davacının, düzenlenen protokol gereklerinin davalı tarafından yerine getirilmediğini, oysa çekişmeli taşınmazın ödenemeyen satış bedeli bakımından teminat teşkil etmek üzere tekrar davalı …’a 19.1.2006 tarihinde satış gibi gösterilmek suretiyle intikal ettirildiğini ve aralarındaki bu satışın gerçek manada bir satış olmadığını belirterek, eldeki davayı açtığı görülmektedir.
Gerçekten de, tarafların kabulünde olan 19.1.2006 tarihli protokol başlığını taşıyan belgeden taraflar arasındaki hukuki ilişkinin inançlı işlem olduğu sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki; inançlı işlemden kaynaklanan taraflar arasındaki çekişmenin çözüme kavuşturulması bakımından 5.2.1947 tarih, 20/6 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gözetilmesi gerekeceğinde kuşku yoktur. Buna göre, taraflar arasındaki ihtilafın yazılı belge ile kanıtlanması gerekeceği açıktır.
Kaldı ki, taraflar arasında düzenlenen 19.1.2006 tarihli protokol başlığını taşıyan, keza 18.2.2000 tarihli sözleşme başlığını taşıyan belgelerin dosyaya sunulması suretiyle davacının iddiasını bu belgelere dayandırdığı tartışmasızdır.
O halde, mahkemece 5.2.1947 tarih 20/6 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı karşısında, anılan belgelerin hukuki niteliği tartışılmadan ve değerlendirilmeksizin bir başka ifade ile gözardı edilmek suretiyle neticeye gidilmesi ve davanın sübut bulmadığından bahisle reddine karar verilmiş olmasının doğru olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca; eksik araştırma ve incelemeyle yetinilmek suretiyle, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetli değildir.
Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.10.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.