Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2008/8048 E. 2008/10106 K. 13.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8048
KARAR NO : 2008/10106
KARAR TARİHİ : 13.10.2008

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak miras bırakanları …’un 12 parsel sayılı taşınmazı (imardan önce 48 ada 3 parsel) mirastan mal kaçırmak amacıya ve muvazaalı olarak satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, üzerine miras bırakan tarafından 4 katlı bina yapıldığını, yapılan işlemlerin ve davalı …’ye yapılan temliklerin danışıklı olduğunu ileri sürerek, tapunun iptali ile … mirasçıları adına tescili isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılardın … ve …, davanın reddine savunmuşlardır. Davalı …; babasının mirasına ihtiyacı olmadığını davadan, harç ve masraflardan muaf olmak istediğini bildirmiş, davalılar … ve … davanın kabul edilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın temlikinin muvazaalı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedeninde dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, dava konusu 12 parsel sayılı taşınmazın öncesinde 48 ada 3 parsel 10281 m2 miktarlı tarla vasfı ile tarafların ortak miras bırakanı … … adına kayıtlı iken ½ payın 1.10.1999 tarihli akitle ve 4.600.-YTL. bedelle davalı …’ye satış suretiyle temlik edildiği, bilahare imar uygulamasına tabi tutularak çeşitli imar parsellerinin oluştuğu … adına oluşan 3386 ada 4, 5-6 ve 8 parsel sayılı bina ve arsa vasıflı taşınmazların tevhitle 3386 ada 11 parsel olarak … adına tescilinden sonra yol fazlasından Aksaray Belediyesi adına ihdasen tescil edilen 9 ve 10 parsellerle birleştirilerek 3386 ada 12 parsel sayılı taşınmazın Aksaray Belediyesi ile … adına paylı mülkiyet üzere tescil edildiği anılan taşınmazdaki belediye payının 17.9.2004 tarihinde davalı …’ye satış suretiyle temlik edilerek, taşınmazın tamamının halen adı geçen davalı adına 3 katlı bina ve arsa vasfı ile kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacılar; çekişmeli taşınmazın temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapunun iptali ile miras bırakanın tüm mirasçıları adına tescili isteğiyle eldeki davayı açmış olup, mahkemece; miras bırakanın gerçek iradesinin sağlığında mal varlığını paylaştırmak olduğu ve temlikin muvazaalı olmadığı gerekçesiyle dava reddedilmişse de, denkleştirme hususunda hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçek-ten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirascısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside … Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirascılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekirki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşınmaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı,miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı,davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamıyacağıda kuşkusuzdur.
Öyleyse, miras bırakandan tüm mirascılarına intikal eden taşınır taşınmaz mallar ve haklar araştırılmalı,tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve begeler mercilerinden getirtilmeli her bir mirascıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınmalı böylece yukarda değinilen anlamda bir paylaştırma kasdının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.
Somut olaya gelince; eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen kayıt ve belgelerden, miras bırakanın, adına kayıtlı bir kısım taşınmazları 3.kişilere temlik ettiği, bir kısmının ise satış, imar ve ifrazla bazı mirasçılar adına tescil edildiği, oysa; mahkemece hak dengesini gözetir biçimde mirasçıların tümüne nakledilen taşınmazların yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırılmadığı gibi mirasçıların tamamına temlik edilen taşınmazların neler olduğu da dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Öte yandan, taraflar arasında aynı hukuki sebeple açılan 2007/250 Esas sayılı derdest olan dava dosyasının da eldeki dava ile fiili ve hukuki irtibatının bulunduğu açıktır.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, miras bırakanın tüm mirasçılarına intikal eden taşınır, taşınmaz mallar ve haklarının araştırılarak, mallar ve hakların nitelikleri hakkında uzman bilirkişilerden denetime elverişli rapor alınması ve miras bırakanın iradesinin açıklığa çıkartılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilerek, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.10.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.