Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2009/10716 E. 2009/12231 K. 23.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10716
KARAR NO : 2009/12231
KARAR TARİHİ : 23.11.2009

MAHKEMESİ : FATİH 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 08/05/2009
NUMARASI : 2008/29-2009/124
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava dışı alacaklı İ.E.. ile borçlu Nokta şirketi arasındaki borç ilişkisi nedeniyle 10.07.2002 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini, alacaklının 53.000 USD alacağının teminatı olarak maliki olduğu dava konusu 1918 ada 19 parsel sayılı taşınmazdaki 5 nolu bağımsız bölümün alacaklı İ..’e devredildiğini borcun 40.000 USD olan bölümünün ödenmesine rağmen bakiye kısmın ödenmesinin birkaç gün gecikmesi nedeniyle alacaklının ödemeyi kabul etmeyerek taşınmazı muvazaalı olarak M. A..’e, bu şahsında durumu bilen davalıya temlik ettiğini ileri sürerek, iptal ve tescil isteminde bulunmuştur.
Davalı, iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, inançlı işlem iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; öncesinde çekişmeli bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı iken dava dışı şirketin alacaklılar İ.. E..ve M.. S..’e olan 53.000 USD borcundan dolayı borcun teminatı olarak alacaklı İ. E..’e 07.09.2001’de devredildiği, ödemeler tamamlandığında davacıya iade edileceğinin kararlaştırıldığı yönünde 10.07.2002 tarihinde alacaklılar ile borçlu şirket vekili arasında harici sözleşme düzenlendiği ve tanıkların da sözleşme içeriğini doğrulayacak mahiyette beyanda bulundukları, bu sözleşmenin taşınmazın devri ile ilgili olarak kesin delil niteliğinde olduğunun kabul edildiği, dava dışı İsmet tarafından bu bağımsız bölümün dava dışı M..’ya temlik edildiği, M..’nın taşınmazı temlik alırken bedel ödemediğini bildirdiği, M..’nın ortağı olduğu anlaşılan S.. T.’ın oğlu C..’in vekil sıfatı ile son alıcı davalı S..’ya bağımsız bölümü aktardığı, davalı S..’nın ise taşınmazı bedeli karşılığı aldığını tasarruf edemediğini kiracısına sözlü ihtarda bulunduğunu S..’in gösterdiği Avukata vekalet verdiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu olgular birlikte değerlendirildiğinde tapu iptal ve tescile karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
Nevar ki, Mahkemece son malik davalı S..’nın ediniminin iyi niyete dayalı olup olmadığı diğer bir deyişle TMK’nun 1023. maddesinin koruyuculuğu altında bulunup bulunmadığı tam olarak araştırılmamış, ayrıca kabule göre BK’nun 81.maddesinin olayda uygulanmasının gerekip gerekmediği de tartışılmamıştır.
Bilindiği üzere; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları,dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle,alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiş tir.Bu amaçla Medeni Kanunun 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989, tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023.maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır.İşte bu nedenle Devlet,nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş,bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış,iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş,değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarakta tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur.Belirtilen ilke M.K.nun 1023.maddesinde aynen “tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1.fıkrasına göre “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 ncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde öngörülmüştür.
Ne varki; tapulu taşınmazların intikallerinde,huzur ve güveni koruma,toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin,iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi,hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı,kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta,şeklen iyi niyetli gözükeni değil,gerçekten iyi niyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması,bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim bu görüşten hareketle “kötü niyet iddiasının def’i değil itiraz olduğu,iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğin den (resen) nazara alınacağı ilkeleri 8.ll.l99l tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.
Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca toplanan ve toplanacak tüm delillerin değerlendirilmesi, davalı S..’nın iyi niyetli olup olmadığının duraksamaya yer verilmeyecek biçimde ortaya çıkarılması iyi niyetli olmadığının kabulü halinde BK’nun 81. maddesi gözetilerek varsa borcun ödenmeyen bölümünün alacaklıya ödenmek üzere mahkeme veznesine depo ettirilmesi hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.