YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11386
KARAR NO : 2009/11844
KARAR TARİHİ : 12.11.2009
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 03/04/2007NUMARASI : 2006/54-2007/90Taraflar arasındaki davadan dolayı Kocaeli 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 3.4.2007 gün ve 54-90 sayılı hükmün Onanmasına ilişkin olan 12.11.2007 gün ve 9403-10807 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve sicilin kütükten terkini isteğine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraflarca temyizi üzerine Dairece hükmün onanmasına karar verilmiş olup, davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi talebinde bulunulmuştur.Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitinin 02.09.1980 tarihinde yapıldığı, 31.03.1981 tarihinde de kesinleştiği ve davanın 28.12.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.Her ne kadar, nizalı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalan bölümü devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmasızın uygulanır” ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin ” bu kanunun 12. maddesinin 3. fırkası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 31.03.1981 ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir.Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarih, 21/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır. Öte yandan, yürürlüğe konulan hükümler kamu düzeniyle ilgili bulunduğundan ve re’sen gözetilmesi gerektiğinden somut olayda, aleyhe bozma yasağı ilkesinin de uygulanma yeri bulunmadığı izahtan varestedir.Hal böyle olunca; yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ayrıca her dava açıldığı tarihteki koşullara tabi olduğu, açtığı davada haklı olmasına karşın yargılama sırasında çıkan yasa düzenlemeleri sebebiyle davanın reddedilecek olması yargılama giderleri ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücreti sorumluluğundan davalıyı kurtarmayacağı gözetilerek davanın hak düşürücü süreden dolayı reddine karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.Öyleyse, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK.nun 440. maddesi gereğince kabulü ile Dairenin 12.11.2007 tarih ve 9403-10807 sayılı onama kararının ortadan kaldırılmasına ve hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye onama harcının temyiz edene geri verilmesine,12.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.